Sevra Baklacı
Belki Erdoğan Esad’dan önce çekilecek
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:57 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:57
Sevra Baklacı'nın “Belki Erdoğan Esad'dan önce çekilecek” başlıklı yazısı 09 Haziran 2013 Pazar tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
Taksim Gezi Parkı’nda ilk olarak ağaçların kesilmesine karşı başlayan ve Türkiye geneline yayılan direniş, bana Lazkiye’de anlatılan bir olayı hatırlattı.
Göreve başlar başlamaz oturduğu sitenin bahçesindeki ağaçların birkaçını keserek kendi aracına kapalı bir otopark yaptıran milletvekilini şikayet etmek için komşuları, Devlet Başkanı Beşar Esad’ın şahsına bir mektup yazıyor. Esad, durumu araştırmak üzere birkaç kişiyi oraya gönderiyor ve milletvekilinin gerçekten de bahçedeki ağaçları kestiği ortaya çıkıyor. Esad’ın direktifiyle o otopark vakit kaybetmeden yıkılıp, yerine tekrar ağaç dikiliyor…
İnsan yabancı bir ülkede yaşayınca ister istemez kendi memleketiyle karşılaştırıyor birçok şeyi. Özellikle Türkiye’deki siyasetçilerle Suriye’dekilerin seviyesi, halka karşı tutumları arasında büyük bir uçurumun olduğunu söyleyebilirim.
Mesele kendi başına ağaç meselesi değil tabii… Mesele özünde bizimkinin kibrinin, baskısının, halka rağmen “ben istiyorum, olacak” zihniyetinin tahammül sınırlarını aşması…
Başbakan’ın on yıldır her geçen gün dozunu artırarak, mahalle ağzıyla sürdürdüğü tartışmaları, polemikleri, düzeysiz üslubu, sürekli tahrik edici ve tehditkar konuşmalarına Suriye’de hiç rastlamadım.
Suriye’de bir siyasetçiden asla duyamayacağımız “lan”, “artistlik yapma”, “edepsizlik yapma”, “ananı da al git” gibi sözlere Türkiye’de on yıl boyunca katlandık…
Mesele siyasi nezaket meselesi de değil sadece, mesele iktidarın ülkeyi nereye götürdüğünün, halkın menfaatini ne kadar düşündüğünün meselesi…
Halkını, ülkesini koruyan Esad’a diktatör, zalim diyen Erdoğan’ın halka rağmen hiçbir geri adım atmadığını, sokaklara dökülen halka “çapulcu” deyip onların üzerine polislerini salıp, gaz bombasıyla, tazyikli suyla acımasızca saldırtıp nasıl gözaltına aldırdığını bütün dünya izliyor…
NATO’nun araştırma sonuçlarına göre Suriye’nin yüzde 70’inin desteklediği Esad’ın, istifasını isteme hakkını kendinde görürken, daha önce oy aldığı %50’lik kesimi kendine garanti gören Erdoğan, bu kesimi kışkırtarak toplumu kamplara bölüp kutuplaşmalar yaratmaktan çekinmiyor.
Türkiye’deki direnişin Suriye’den nasıl okunduğu ise merak ediliyor. Suriyeliler en başından beri, Türkiye’de, medyaya rağmen, Suriye olaylarını doğru değerlendirip AKP’nin Suriye politikasına karşı çıkan, savaş istemeyen bir kesimin olduğunu biliyorlar.
Suriye’nin siyasetçileri, halkı veya basını ülkelerine karşı saldırgan politikalar izleyen ülkeleri sıralarken ABD diyorlar, Fransa diyorlar, İsrail diyorlar ama hiçbir zaman Türkiye demiyor, “AKP” diyorlar. Yani halkın bu politikaya karşı durduğunu biliyor ve Türkiye’yi değil, AKP hükümetini suçluyorlar.
Daha önce Suriye’ye destek vermek için yapılan etkinlikleri de biliyor ve memnuniyetle karşılıyorlardı. Vatanlarının harabeye dönüşüp birçok insanı kaybetmelerinde büyük payı olan Türkiye’nin hükümetine rağmen “Türk halkı onurludur” demeyi hiç bırakmadılar. Şimdi ise “biz biliyorduk, demiştik, Türk halkı onurludur” diyorlar…
AKP iktidarının sallanıyor olmasından dolayı bir milletin yüzüne gülümsemenin geri geldiğini söylesem, abartı olmaz sanırım…
Esad’a söylediği sözlerin bir kısmını şimdi kendi, başka ülkelerden duymaya başlayan Erdoğan’ın açıklamaları arasında mantık bağı kalmadı.
Küresel güçlere güvenerek Suriye Devlet Başkanı’na “çekil” çağrısı yapan Erdoğan, şimdi belki de ondan önce çekilmek zorunda kalacak…