Çocuk istismarcılarına af yine kapıda

28/10/2019 Pazartesi
Çocuk istismarcılarına af yine kapıda

AKP’nin üzerine çalıştığı yargı paketi ile ilgili haberlere bakılırsa, cinsel istismar suçunun infazına ilişkin af talebi yine kapıda gibi görünüyor. Kimi parti yöneticileri nafaka ve küçük yaşta evlendirilen çocuklarla ilgili düzenlemelerin yargı paketine eklenmesini talep ediyormuş. İddiaya göre “şikayet olmaması ve aradaki yaş farkının 10’u geçmemesi” koşulunun eklenmesi üzerinde duruluyor. Hiç vazgeçmediler, vazgeçmeyecekler.

Nerede kalmıştık? Geçtiğimiz Ocak ayında çocuklara cinsel istismar suçlarında mağdur ve failin evlenmesi halinde cezanın ertelenmesini ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını öngören düzenlemeyi konuşuyorduk. Hatırlarsanız ilk olarak 2016 yılında ortaya atılmıştı af teklifi. Ancak yoğun kamuoyu baskısı üzerine geri adım atmak zorunda kalmışlardı.

Af teklifi geri çekildi çekilmesine ama yerine kaşla göz arasında Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinde değişiklik yapıldı. Bu değişiklikten önce, 15 yaş ve altındaki çocuklara yönelik cinsel istismar aynı süre ile cezalandırılıyordu. 2016 yılında yapılan düzenleme ile birlikte 12 yaş ayrımı çıktı ortaya. 12 yaşındaki bir çocuk ile 15 yaşındaki bir çocuğa karşı işlenen suçun aynı kefede değerlendirilmesineydi temel itiraz. Böylelikle, çocuklar 12 yaşın altındakiler ve 12-15 yaş arası olarak değerlendiriyor ve cinsel istismar suçunda çocuğun yaşına göre ceza verilmesi olanaklı hale geliyordu. Görünürde 12 yaş ve altı için cezayı arttırmaya yönelik olan bu değişiklik aslında 12-15 yaş aralığına karşı işlenen suçların cezalarını belirsizleştiriyordu.

Yasa koyucular çocukları yaşlarına göre ayırsa da, Dünya Sağlık Örgütü 18 yaşına kadar her bireyi “çocuk” olarak tanımlar. Çocukluk dönemi, cinsel gelişim ve bilgilenmenin henüz tamamlanmadığı bir süreç olarak kabul görür. Çocuğun cinsel istismarı ise; bir çocuğun, tam olarak anlamadığı, gelişimsel olarak hazır olmadığı ve rıza gösteremeyeceği cinsel eylemlere katılması olarak tanımlanır. Yani zaten çocuk yaşta bir bireyin “cinsel eyleme hazır olması” ya da “rıza göstermesi” üzerine tartışmak baştan yanlıştır. Oysa bugün Türkiye’de, 12 yaşındaki bir çocuğun cinsel ilişkiye rızası sorgulanır hale getirildi. Kamuoyunun başka gündemlere boğulduğu her fırsatı değerlendirmeye devam ediyorlar.

Erken yaşta evliliklerin bu ülkenin geleneklerinin bir parçası olduğu ve bu yasa nedeniyle pek çok mağdur aile olduğu, sık sık dile getiriliyor bu başlıkta. Baş örtülü genç kadınların cezaevindeki eşleri için ağladığı videolar hazırlanıyor. Kutsal aile kurumunu yok sayan yasalara karşı harekete geçmeye çağırılıyoruz.

Araştırmalar, Türkiye’de her üç kadından birinin, bazı kaynaklarda her on kadından üçünün çocuk yaşta evlilik yaptığını gösteriyor. Türkiye’de kadınların %9’unun 15 yaşından önce cinsel istismara maruz kaldığı bildiriliyor. Adalet Bakanlığı’nın 2015 verileri ise yılda ortalama 17 bin dava açıldığını, bu davaların %55’nin mahkumiyetle sonuçlandığını ve yılda ortalama 8 bin çocuğun cinsel istismara maruz kaldığını gösteriyor.

Meselenin sadece yeni bir yargı paketi düzenlemesi olmadığını biliyoruz. Nafakalara göz dikilmesi ya da istismarcının kollanmasından ibaret de değil. Birkaç yıl önce imam nikahına yapılan güzellemeler ve imamlara resmi nikah kıyma yetkisi verilmesi, halkanın tamamlayıcıları olarak görülmeli. Cinsel istismar suçu değerlendirilirken çocuğun yaşının 15’ten 12’ye çekilmesi, mağdur ve failin evlenmesi halinde cezanın ertelenmesi ve imamlara resmi nikah yetkisi gibi adımlar bir arada değerlendirildiğinde ortaya çıkan sonuç; 12 yaşındaki bir çocuğun istismarcısı ile zorla evlendirilebilecek olmasıdır.

Türkiye’nin gelenekleri diye sunulanların arkasındaki gerçek budur. Bu kötülüğün sürmesini sağlayacak her düzenleme, çocuğa yönelik cinsel istismarın hem yasalar önünde hem de toplumun algısında meşru hale gelmesi demektir. Pek çok kadının henüz çocuk yaştayken sırtına taşıyamayacağı yüklerin bindirilmesi demektir. Erken yaşta istenmeyen gebelikler ve doğum yaparken ölen çocuk anneler demektir. Kadınlar üzerinde daha fazla baskı, taciz ve şiddet demektir. Daha fazla eğitimsiz, işsiz ya da güvencesiz çalıştırılan kadın demektir.

Not: Yazıda geçen tanım ve veriler, Türkiye Psikiyatri Derneği tarafından hazırlanan Çocuk Cinsel İstismarı Bilgilendirme Dosyası’ndan alınmıştır.