Ömer Faruk Eminağaoğlu
Yeni Cumhuriyet! Sultanlık! Hatta yeni halife!
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:47 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:47
Ömer Faruk Eminağaoğlu'nun “Yeni Cumhuriyet! Sultanlık! Hatta yeni halife!” başlıklı yazısı 5 Ocak 2013 Cumartesi tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
Her kurum ya da kavramın başına yeni sözcüğünün geçmesi son dönemde neredeyse kural haline geldi ve bir açılım sembolü olarak da sunulur oldu!
Başına yeni sözcüğü eklenip halifelik devreye sokulsa, nasıl bir tablo ortaya çıkar! Kuşkusuz bunu tek hamlede yaşama geçirmek zor, hatta bugünkü koşullarda olanaksız! Ama önce takiyye ile, işte cumhur, başkanını seçiyor söylemi öne çekilip, daha sonra da başkanlık takiyyesi ile aslında sistem değişikliğine gidilip, bu yöntemle ve yeni yetkilerle donatılacak kişi, fiilen yaptığım iş ile de anılmak ve artık cumhurbaşkanı sıfatımı da değiştirmek istiyorum, zaten laik toplum bile kalmadı derse, adına alacağı sıfat, yeni Cumhuriyet’te, başlıktaki sıfattan başka ne olabilir ki...
Bu tablo, artık rahatça da ifade edilen ileri demokrasimiz daha da ilerlediğinde, tartışmasız ortaya çıkacak... Bunu Anayasa Mahkemesi açıkça ifade edince darmadağın edilmedi mi... Demokratik ve laik olmayan parti de, demokratik ve laik Cumhuriyet hükümeti görevini yüklenmedi mi..!
Din egemenliği altındaki toplumlarda, erkler ayrılığından söz edilmez. Tanrı, her şeyin ve egemenliğin tek ve mutlak sahibidir. İslamda bu işi, onun adına peygamber yürütmüştür. Peygamberden sonra da, nerden, nasıl, hangi kaynaktan çıktığı belli olmayan halifeler...!
Ulus devletlerde egemenliğin kaynağı olan ulus, bu yetkisini temsili demokrasi yoluna da başvurup, yetkili organ, kurum veya kişiler eliyle kullanır. İşte yasama, yürütme ve yargı organları da, bu anlamda ulus adına yetki kullanır. Bu üç organın yetkileri de, sultanlık, krallık yaratmamak için tek elde toplanmaz. İşte basitçe erkler ayrılığının temeli de bu... Herşeyi bilen Başbakan, siyaset sözcüğünün de siyasa kavramından geldiğini, buradaki si’nin üç anlamında olduğunu, yani üç ayrı erkin amaçlandığını bilse ne yapardı acaba! Bu şimdilik konumuz dışında kalsın...
Olması gereken erkler ayrılığı bu ama, ileri demokrasimizde, erkler ayrılığımızın ne hale geldiğini, yani “yeni erkler ayrılığını”, geçen haftaki yazıda fotoğraflamıştım. İleri demokrasiye de yakışan, doğal olarak, yeni erkler ayrılığı...!
Başbakan, ağzından baklayı çıkararak, yeni Cumhurbaşkanı seçimi yapılıp, başkanlık yetkileri ile de donatılıp, tüm yetkileri elde ettiği o süreci, bir an önce bugün yaşamak istediğini belirtmekle, şu an mevcut olan “yeni erkler ayrılığından” bile doğal olarak yakındığını ortaya koydu!.. Yeni halifelikte, yeni erkler ayrılığına bile yer olmayacak çünkü. Hele yeni halife, artık BOP’un da eşbaşkanı olunca...
Emperyalizmin, ABD’nin, iştahı kabarmış, Lozan da ne ki, işte “yeni Sevr de” yolda denilen süreçte, elbette bu olaylar gerçekleşecek..! Yeni halife de, oturup, yasama, yürütme, yargı diye erkler ayrı olsun demeyecek ya... O süreçte kendisini takan olsa da olmasa da yeni halife, o erkleri ayırmayacağına ve şu anda da yeni erkler ayrılığı uygulandığına göre, yeni erkler ayrılığını şu anda bile sürdürmenin ne anlamı var ki... Bunu sonlandırmak için ille o dönem mi beklenecek... Başbakanın ifade ettiği de bu değil mi... Aksi, yeni kavramıyla sunulan açılımlar sürecine haksızlık olmaz mı!
Bir dahaki yazımda Kenan Evren’den daha beter biçimde, hem de halka seçtirilecek Cumhurbaşkanı için neden aday gösterilmemesi gerektiğini, dilim döndüğünce ve yer elverdiğince açıklayacağım...