Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Ömer Faruk Eminağaoğlu

Yargı ve adaleti 12 Eylül’ün de gerisinde! -I-

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:00 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:00

Ergenekon davasına ilişkin kararın açıklanması nedeniyle ÖGM’ler ve yargı yine gündemde ilk sıraya oturdu! Bu arada gündemde, Öcalan hakkında yapılan yeniden yargılama başvurusunun ve bu başvurunun incelenmesini sınırlayan yasa hükmünün anayasaya aykırılık isteminin, yerel mahkemece reddedildiği bilgisi de yer aldı!

Hukuk, adalet için mi yoksa iktidarı sağlamak için mi var! Bu nedenle yargı da, adalet için mi yoksa kişileri veya toplumu hizaya çekmek için mi söz konusu! Mülkün yani ülkenin temeli de gerçekten adalet mi!

* * *

Cumhuriyet sonrasında hukuk devrimleri yapılmış, çok partili siyasal yaşama ise hukuk devletini etkin bir güvence altına alan kurallar ile hukuk devletinin kurumları olmadan geçilmiştir. Hukuk devletini güvence altına alan kural ve kurumlar, 1961 Anayasası’nda yer almıştır. 1961 Anayasası, özgürlüklerin yaşandığı ve yeşerdiği ortamı yaratmış ise de 12 Mart ile birlikte hukuk, hukuk devleti ve yargının
sistem içindeki konumu yeniden tanımlanmıştır. Bu yeni tanımda hukukun üstünlüğünün yerini, üstünlüğün hukuku almış, yargının güvenceleri yok edilmiş, üstünlüğün hukukunu uygulayan yargı, bir hizaya çekme aracı haline dönüştürülmüş, adaletten uzaklaştırılmıştır. İşte DGM’ler, adalet değil güvenlik görevi yüklenerek bu dönemde karşımıza çıkmış, bu süreci yöneten iktidar, hukuk ve yargıyı, adalet ve güvence için değil, güvenlik ve hizaya çekme unsuru olarak görmüştür. Ancak o koşullardaki yapısıyla bile hukuk diyebilen bir Anayasa Mahkemesi, DGM’lerin kuruluş yasasını iptal ettiği için o dönemde DGM’lerin hukuk sistemimize girmesiyle hukuk sistemimizden çıkması bir olmuştur.

12 Eylül’de 12 Mart’ta yapılan tanımın da bir adım gerisine, 2010’da ise 12 Eylül’deki tanımın da bir adım daha gerisine geçilmiştir. 1982 Anayasası’yla tekrar ortaya çıkartılan DGM’ler, 1984 yılında faaliyete sokulmuş ve 2004 yılında kaldırılmıştır. DGM’lerin yerine 2004’te kurulan mahkemeler ise 2005’te kaldırılmıştır. Bu mahkemelerin yerine 2005 yılında kurulan ÖGM’ler ise 2012 yılında kaldırılmış ve terör mahkemeleri kurulmuştur.

ÖGM’ler kaldırılırken Bülent Arınç, bu mahkemeler toplum vicdanını yaraladığı için uzman mahkemeler kurulacaktır demiştir. Kaldırılan ÖGM’lerin, ellerindeki davalar bitene kadar kapanmamaları yolunda hüküm getirilmiş, vicdanlara aykırılığı bile mahkemeleri kuran irade
tarafından kabul edilen bu mahkemeler, ellerindeki davalar için vicdan önemsenmeden faaliyette tutulmuşlardır. Adalet ve adalet duygusunun, hiç bir zaman vicdanlarla çatışmaması gerekirken, bu mahkemeleri kuran iktidar bile bu itiraftan kaçamamıştır.

DGM’lerin yerini alan mahkemeler, her seferinde kendilerinden önceki yapılanmaların hep bir gerisinde olmuştur. DGM’lerden terör mahkemelerine kadarki sürece bakarsak, tüm bu mahkemeler aynı binalarda, aynı personelle, aynı yargıç ve savcılarca, aynı dosyalarla ancak her seferinde azalan güvenceler ve değişen tabelalar altında, üstelik genişleyen görevlerle devreye sokulmuşlardır. Yasa değişikliği ile bir anda bu kişilere ve mahkemelere uzman gözüyle baktırılmış, mahkemeleri kuran irade bu yapı üzerinden süreci yönetmiştir. Bu iradenin güdümündeki kolluk süreci, bu mahkemelerde etkili denetlenememediği için, kolluk işlemleri sadece yargılama sürecinde tekrarlanmakla yargılama işlemi gibi gösterilerek süreç ayrıca daha kolay yönetilmiş ve bu yapılanmalar beklentilere uygun olarak işletilmiştir.

ÖGM’ler bağımsız ve tarafsız mahkeme niteliğinde bulunmadığı, böyle bir görünümün dahi söz konusu olmadığı, doğruluk, tutarlık ve dürüstlük içinde hareket etmediği, eşitlik, ehliyet ve liyakat
kuralları çerçevesinde işlemediği için, tüm bu etik kuralların yer aldığı BM Yargı Etiği Kuralları ile varlıkları açıkça çatışmaktadırlar. Bu nedenle ÖGM’ler hiç bir biçimde adil yargılanma yapacak nitelikte kurumlar değildir. Dolayısıyla tabela ve cübbe, bu yapılanmaları mahkeme saymaya yetmemekte, adil yargılanma ortaya çıkmamaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu da bir kararında, bu etik kurallara uygun yapıda mahkeme ve yargılamanın varlığına vurgu yapmıştır. Bu duruma bakınca da 12 Eylül’ün yarattığı DGM’lerin bile çok çok gerisindeki bu mahkemelerin verdiği kararların vicdanlarla, kamu vicdanıyla çatışmaması, adaleti her yönüyle sağlaması asla ve asla söz konusu değildir.

Yargılama faaliyeti, ancak bir mahkemede söz konusu olabilir. ÖGM’lerin mahkemelerle ad dışında ortak noktaları bulunmadığından, söz konusu kararlar eğer kesinleşirse, en son İHAS süreci de kullanılarak mutlaka yargılanmanın yenilenmesi yoluyla süreç hukuk içinde tutulacak, amaçlanan hukuk dışılık ortadan kalkacak, hukuk devletini bu hale getirenler de kuşkusuz neden bu hale getirdiklerinin hesabını hukuk karşısında mutlaka ve mutlaka vereceklerdir. Bu durum bir süreci, bu süreç ise bedel, kararlılık ve mücadeleyi gerektirmektedir ki, bu da elbette yapılacaktır!

* * *

Siyasetin, konu veya sorunlara kalıcı çözüm üretmeyip, kendisini çektiği alanları etkili biçimde baskı altında tutarak yönetmek için ortaya çıkardığı kurumlardan biri DGM’lerdir.

Yargıyı varlık nedeninden uzaklaştırıp DGM’leri kuran, daha sonra bu mahkemeleri ÖGM veya terör mahkemeleri gibi değişen adlarla sistemde tutarak, adaletten uzaklaştırıp hizaya çekme aracı gibi çalıştıran güç, işte hesap sorulması gereken derin devlet olarak nitelenen güçtür. Ama ısrarla hesap sorulmayan güç de bu güçtür! Bugünkü tabloyu yaratanlar da işte bu derin güçlerdir! Herkes için hukuk dersek, kamu vicdanını sarsan bu tablo kuşkusuz ve de hem de hukukla ortadan kalkacaktır! Söylenmesi gereken de bu olmalıdır. Çünkü hukuk baskı unsuru değil adaletin aracıdır. Herkes için hukuk deyince bu yargılamaların tanımını ve Öcalan konusunda ÖGM’lerle ilgili son
durumu da haftaya aktaralım...

Ömer Faruk Eminağaoğlu 'ın Son Yazıları