Ömer Faruk Eminağaoğlu
Olağanlaştırılmayan süreç!
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:56 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:56
Ömer Faruk Eminağaoğlu'nun "Olağanlaştırılmayan süreç!" başlık yazısı 25 Mayıs 2013 tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
Bu haftanın dikkat çekici haberleri arasında, geçmişte olağanüstü hal bölge valiliği yapmış olan Hayri Kozakçıoğlu’nun intihar etmesi yer aldı.
Bugünkü kuşak, böyle bir valiliği, bu valiliğin görevlerini, nasıl ortaya çıktığını ve neler yaptığını yaşayarak görmedi, sadece okudu... O dönemi yaşayanlar ise bunca yoğun gündem içinde neredeyse bu valiliği bile unuttular diyebilirim... Ama unutulacak gibi değil kuşkusuz...
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde 1978 yılında ilan edilen sıkıyönetim, 1987 yılında olağanüstü hal bölge valiliğinin kurulmasına kadar devam etti. Olağanüstü hal bölge valiliği, Turgut Özal başkanlığındaki ANAP hükümetince 1987 yılında çıkartılan bir kanun hükmünde kararname ile Batman, Bingöl, Diyarbakır, Elazığ, Hakkari, Mardin, Siirt, Şırnak, Tunceli ve Van illerini kapsamına alacak biçimde kuruldu. Bu valiliğin kurulmasıyla anılan illerde olağanüstü hal de devreye girmiş oldu. Yani sıkıyönetimin hemen arkasından bu illerde olağanüstü hal başladı...
Bölgedeki olağanüstü hal, farklı illeri kapsamına alacak biçimde tam 46 kez uzatıldı. 30.7.2002 tarihinde son kez dört ay daha uzatılmasına karar verilmekle, 30.11.2002 tarihine kadar sürdü ve bu tarih itibarıyla sona erdi.
Olağanüstü halin 30.11.2002 tarihinde sona ereceği yolunda karar alındıktan sonra, 3.11.2002 tarihinde yapılan seçimden AKP birinci parti olarak çıkınca, bugüne kadar devam eden AKP hükümetleri süreci de başladı. Bu dönem, Anayasa Mahkemesi’nce de, demokratik olmadığı ifade edilen bu partiye, demokratik hükümet görevinin yüklendiği, sıkıyönetim ve olağanüstü halin bu isimleriyle değil ama, sadece bölgede değil tüm ülkede tabelasız olarak sürdürüldüğü bir dönem oldu!...
Söz sözü açtı: Hayri Kozakçıoğlu, olağanüstü hal bölge valiliği kurulunca, bu valilik görevine atanan ilk kişi. Bu valiliği bir kanun hükmünde kararname ile kuran ise, bugün demokrasi havarisi olarak yerlere göklere sığdırılamayan yukarıda da ifade edildiği gibi Turgut Özal...
Askeri darbe dönemi sona erip sivil yaşama geçilmekle, bölgede sıkıyönetim devam ettiği için değişen bir şey olmadı, bu arada tüm ülkede 1984 yılında DGM’ler faaliyete geçmiş oldu! 2002 yılında olağanüstü hal sona erince, sistemde DGM’ler iyice sırıttığı için, 2004 yılında bu mahkemeler güya kaldırıldı ama 2005 yılında ÖGM tabelası ile hukukun tamamen dışındaki yapılanmalar olarak tekrar devreye sokuldular. 2010 da isimlerinin terör mahkemesi yapılması da hiç bir şeyi değiştirmedi... Darbe yönetiminin bölgede olağanüstü hal bölge valiliği adıyla sürdürülmesi gibi, darbe ürünü DGM’lerin de yeni adlarla bugüne taşındığı ve bu yapılanmalarla olağan bir hukuk sürecinin söz konusu olmadığı ortada.
Güneydoğu’da ilk silahlı eylem 1984 yılında söz konusu oldu. Öcalan Gülen takası da 1999 yılında yapıldı.
Gerek sıkıyönetim döneminde, gerekse olağanüstü hal sürecinde, hükümetler bölge ile ilgili konularda hiçbir çözüm üretmedikleri, ortaya çıkan sorunları çözme yönünde kalıcı adımlar atmadıkları, her şey asayiş ve askeri çerçeve içine sıkıştırılarak tüm sorumluluk askerin omzuna yüklendiği, asker ise hukuk devletindeki etkin denetime tabi olmadan doğru ve yanlışlarıyla süreci sadece DGM’ler ile paylaşıp yürüttüğü için, bugün 1980 öncesinden bambaşka bir tablo ile karşı karşıyayız...
12 Eylül’ün varisi Turgut Özal, bu valilik yoluyla bölgede sıkıyönetimin 12 Eylül anlayışıyla sivil biçimde sürdürülmesini sağladı. Olağanüstü hal kaldırılınca, bu valiliğe artık atama yapılmadı. 12 Eylül’e savaş açan AKP acaba bu valiliği kuran 285 sayılı kanun hükmünde kararnamenin hala daha yürürlükte olduğunu biliyor mu? Yoksa Turgut Özal’a laf kondurmadığı ve aynı anlayışa sahip olduklarını ifade ettikleri için, her an lazım olabilir diye bile bile yürürlükte mi tutuyor? Yoksa Anayasa Mahkemesi’nin dediği gibi demokratik olmayan bir siyasi parti olduğu için mi böyle hareket ediyor? Ya da ileri demokrasi böyle bir şey mi!
Hayri Kozakcıoğlu’nun intihar haberi, resmi uygulamaların hatırlatılmasına neden oldu. Her bir tarih ve olayın altında yatan şeyler çok fazla. Ama net olan bir şey var ki, ülkede demokratik ortamın hep yok edildiği. Sistemin olağan hale getirilmediği ve tam bağımsızlık söz konusu olmadıkça da getirilmeyeceği!