Ömer Faruk Eminağaoğlu
Hukukun üstünlüğü için tek çözüm, eylem!
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:54 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:54
Ömer Faruk Eminoğlu'nun "Hukukun üstünlüğü için tek çözüm" başlıklı yazısı 20 Nisan 2013 Cumartesi tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
ÖGM’lerde yargılananlar ve savunmanları, haklarını etkin kullanamamaktadır. Polis fezlekelerinin iddianame, iddianamelerin savcılık esas hakkında görüşü, bu görüşün de ÖGM kararına dönüşecek biçimde kurgulanıp yapılandırılan bu mahkemelerde, adil yargılama koşulları da sağlanmadan yargılamalar görünürde yapıldığı için bu sonuç kaçınılmaz biçimde ortaya çıkmaktadır.
Bu durumun vicdanları sızlattığı, gözleri hep sulanan bir başbakan yardımcısını itirafa zorlamış ve ÖGM’ler kaldırılmiş ise de, aslında sadece tabela değişikliği yapılmış, bu mahkemelerin adı terör mahkemeleri olmuştur. Kaldı ki bu yeni mahkemelerin görev alanları, daha belirsiz kurallarla genişletilip, hukuk yine terörize edilmiştir. Bu arada ÖGM’lerin de ellerindeki davaları bitirene kadar görevlerine devam etmesi öngörülmüştür.
ÖGM’ler, DGM’lerin yerine reform söylemiyle kurulmuştu. DGM’lerle ÖGM’ler kıyaslanınca, her ikisi de hukuka aykırılık yönünden diğeriyle kıyas kabul etmese de, ÖGM’lerin yargı ile tek bağlantı noktasının, yargılayanların cübbe giymesi, tabelalarında da mahkeme yazması! ÖGM’ler, DGM’lere bile rahmet okuttu! Fransa’da kurulma süreçlerinde DGM’lerin, hukuki sapıklık olarak bile nitelendirildiklerini düşünürsek, bizim bugün nerede ve ne durumda olduğumuzu daha iyi anlarız.
* * *
İHAM’a tüm iç hukuk yolları tüketildikten sonra başvuru yapılması söz konusu olup, İHAM başvurularda, iç hukukta süren veya kalan yargı yollarının, hukukun dışında hareket edilmesi nedeniyle, etkin veya sonuç doğurmayacağı açık veya tartışmasız olduğu durumlarda, bu yolların kullanılmasına gerek olmadan, doğrudan kendisine başvuru yapılabileceğini kabul etmektedir. İHAM bu kararlarında, yargı yolları sembolikleşince, hak aramanın özgürlük konusu olmaktan çıkıp, zaman kaybı ve magduriyet yaratacağını, buna yol açılmamasını özellikle vurgulamaktadır.
ÖGM’lerdeki süreçte, sanıklar ya da savunmanlarına, haklarını etkin kullanabilecekleri ortam hazırlanmamakta, savunma çabaları dikkate alınmamakta, bu mahkemeler yine bildiğini okumaktadır. Bu mahkemelerde savunmanlık görevini yaptıkları için ya da savunmanlık görevini yapmamaları için tutuklanan avukatlar bile vardır...
Savunmaya bu mahkemelerde etkin olabileceği ortamın sağlanmaması demek, savunmaya gerek duymadan kararın hazırlanıp bir tarafta bekletilmesi, yani istenilen kararların verileceği demektir. ÖGM’lerin hepsinde sergilenen görünürdeki bu yargılama süreçlerini meşrulaştırmamak için, savunmanlar mahkemelerdeki bu görevlerinden çekilmeli, barolar da varlık nedenlerine uygun, etkin tavır alıp, bu aşamada anılan davalara avukat görevlendirme yoluna gitmemelidir.
Alt sınırı beş yılı geçen ceza içeren suçlara ilişkin davalarda, avukat bulundurma zorunludur. ÖGM’lerin bulunduğu yer baroları sürecin hukuka uygun olması için, söz konusu mahkemelerin sadece adlarında mahkeme yazdığını, ÖGM’lerdeki yargılamaların görünürde yargılama olduğunu, sürece savunmanın etki edemediği haklı gerekçesi ile, ÖGM’lerde avukat görevlendirmemelidir. Bu halde, ÖGM’ler ve terör mahkemeleri ellerindeki davaları avukat olmadığı için diledikleri gibi sonuçlandıramayacak, hukuksuz kararlar ortaya çıkamayacaktır.
İşte bu davranış şekli karşısında, ÖGM’ler kaldırılmak zorunda kalınacak ve yargılamalar genel mahkemelere gönderilecektir. Hükümet, bir yasa değişikliği ile bu davalarda avukat bulundurma zorunluluğunu kaldırma iradesi sergileyebilir ki, bu durum anılan mahkemelerle hükümeti de ayrıca çift yumurta ikizi haline getirir. Böyle bir durumda yapılacak hukuksal mücadele çok daha kolaydır.
Erzurum’da İlhan Cihaner yargılanırken, tüm ÖGM’ler için cübbe giymekle yargıç, fakülte bitimekle hukukçu, tabela asmakla mahkeme olunmaz dediğim için, nasıl bir alınganlıksa hakkımda dava açıldı! İstanbul Barosu, tek bir olaya karşı hukuksal eylem gösterdi, baskıya uğradı. ÖGM’lerin ve bunların yerine kurulan terör mahkemelerinin bulunduğu toplam 11 il olan Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Erzurum, İstanbul, İzmir, Malatya, Samsun ve Van illerinin baro başkanlarının ya da barolarının, TBB organizasyonuyla veya kendileri bir araya gelerek, ortak çağrı ve dayanışma ile bu süreci başlatmaları gerekir. Amaç, sonuca yönelik çözüm sağlayan adımı atmaktır. Gerçekçi bir başka seçenek kalmamıştır. Bu hukukun üstünlüğü ideali de, ayrıca ülkedeki birlik ve bütünlüğü yansıtma ortamı yaratacaktır. Çünkü ÖGM’lerdeki tüm davalar gözetilip, hukuk herkes içindir denilerek bu eylem gerçekleştirilecektir. Böyle bir durumda, yola haklı gerekçe ile çıkan bu barolara karşı işlem yapılırsa, işlem yapan iradeye karşı hukuk içinde gösterilecek demokratik tepki, işlem yapanların şimdiye kadar almadığı bir demokrasi dersine de dönüşecektir.
Yine İstanbul Barosu yöneticileri için belirtilen olayda, görev suçu soruşturma yöntemine göre ağır ceza mahkemesinde değil, kişisel suç yöntemine göre asliye ceza mahkemesinde dava açılması karşısında, baro organlarının yönetim görevi devam etmekte olup, ileride başlayacak yargılamada mahkemece bu soruşturma yönteminin yanlışlığı gerekçe gösterilip görevsizlik kararı verilmesi ve görev suçlarındaki izin sürecine gidilip, sonrasında ağır ceza mahkemesinde son soruşturmanın açılması yönteminin işletilme olasılığı düşünüldüğünde, bu durum anılan baro ve bu gibi olaylarda tüm baroların yönetim organlarının düşüp düşmediği tartışmalarına ve de yürütmenin baskılarına ayrıca yasal zemin yaratacak ve bunları gündemde de tutacaktır. Bu nedenle yapılacak eylem, anılan baskıya karşı da ayrıca sonuç alıcı bir yanıt olacaktır.
* * *
Hukukçunun toplumsal sorumluluğu, bu noktada bedel ödemekten uzak durmamayı, sadece söylemde bulunmayıp etkin mücadele adımlarını atmayı, hukuk adına hep birlikte bu hukuksal eylemde bulunmayı gerektirmektedir!