Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Ömer Faruk Eminağaoğlu

Dil ve partiler

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:49 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:49

Ömer Faruk Eminağaoğlu'nun "Dil ve partiler" başlıklı yazısı 09 Şubat 2013 Cumartesi tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Türkiye’de halk arasında öyle bir dil kullanılır oldu ki, artık kimse kimseyi ya anlamıyor ya da anlamak istemiyor... Ya da konuşmaya kapalı alanların varlığı arzulanıp, bazı konuların açıklıkla ifade edilmesi hâlâ istenilmiyor, kaçamak hareket ediliyor...

* * *

Bunun son örneği dil konusunda ortaya çıktı.

Lozan’la yapılan Türk Ulusu tanımındaki unsurlar arasında, eşitlik ve kardeşlik esas olmasına rağmen, ortaya çıkan her tartışmada, ya ulusun varlığı konusu sorgulamaya açılmakta ya da eşitlik ve kardeşlik konusunun neden her alanda gerçek anlamda yaşama geçirilemediği hâlâ görmezden gelinmektedir...

Kimse şapkayı önüne koyup, bu coğrafyadaki bütün halkların, emperyalizme karşı direnme haklarını kullanıp, tam bağımsızlık için verdikleri kurtuluş mücadelesi ile kendi kaderlerini tayin ettiklerini ve Lozan ile ulus kimliğini eşitlik ve kardeşlik içinde birlikte yarattıklarını ve kimliğin korunmasını, bu kimliğe saldırının ise emperyalizmin iştahını kabarttığını -nedense- görmek istememektedir...

Ulus kimliği içinde eşitlik ve kardeşlik esas olmasına rağmen, yaşananlara bakıldığında kuşkusuz sorunlar da ortadadır... Bu sorunlar ve nedenleri görülebilmelidir. Bu sorunların kaynağı doğru saptanmadan, her sorun bir saldırıya ya da sömürüye malzeme yapılmamalıdır.

Bir kere Lozan’la eşitlik ve kardeşliğin esas alınması karşısında, ne Lozan’a saldırılmalı ne de Lozan sömürüsü yapılmalıdır. Lozan’ın gerçek anlamda uygulama alanı bulması yeterlidir.

* * *

Dil konusunda yaşanan somut olaya gelirsek, Anayasa Mahkemesi, 12 Eylül döneminden kalan Siyasi Partiler Yasası’nın dördüncü kısmındaki “yasaklamalar için” ceza öngören 117. maddeyi iptal etmişti. Bu iptal kararı yürürlüğe girdi. Böylece, kişiler için artık bir ceza yaptırımı söz konusu olmayacak. Burada bir yanlış anlama olmasın. Dördüncü kısımdaki yasaklamaların varlığı hâlâ sürmektedir. Bu yasaklamalar nedeniyle, siyasi partiler için ihtar kararları verilebilecektir.

Bu iptal ile birlikte, örneğin aynı yasanın (dördüncü kısmında yer alan) 81/c maddesindeki Türkçe’den başka dilde propaganda yapma yasağı nedeniyle, bu yasağa aykırı hareket eden kişiler için bir ceza yaptırımı olmayacak ama partiler için aynı yasak sürmeye devam edecek... Yani partiler, ihtar kararına muhatap olabilecekler...

Siyasi Partiler Yasası, 12 Eylül’den kalan varlığını, 12 Eylül mantık ve kurallarıyla hala daha sürdürünce, siyaset 12 Eylül kurallarıyla yapılınca, durum böyle...

Siyasi Partiler Yasası’nın 81/c maddesinin gerekçesine bakıldığında, bu hükmün Lozan Antlaşmasını korumak için getirildiği ifade edilmektedir. Ancak Lozan’dan bu tarafa hiçbir dönemde ve siyasi partilerle ilgili önceki yasaların hiçbirinde böyle bir hüküm söz konusu değilken, aksine böyle bir hükmün varlığı açıkça Lozan’a aykırı iken, 12 Eylül’le yapılan Lozan sömürüsü, böyle bir hükmün varlığını ortaya çıkarmıştır...

Lozan’ı sahiplenenler, çıkıp burada açıkça Lozan sömürüsü yapıldığını, nedense söylemekten uzak durmaktadırlar. Lozan’a saldıranlar da, bu yapılanın nedense Lozan’la ilgisi olmadığını söylemekten uzak durmaktadırlar...

İşin ilginci Anayasa Mahkemesi, eşitliğe aykırı ve ayrımcılık yaratan bu (81/c) maddeyi değil, sadece bu maddenin kişiler yönünden ceza yaptırımını iptal etmiştir. Oysa kardeşlik ve eşitlik Lozan’ın mantığı. Anayasa Mahkemesi de, bu maddeyi yaratan 12 Eylül gibi, Lozan’daki bu gerçeği görmezden gelmiştir!
Ötekileştirmeyi Lozan değil, Lozan sömürüsünün ve Lozan’ı hazmedemeyen emperyalizmin yarattığını, emperyalizmin uygulayıcısı 12 Eylül’ün ve süren bu anlayışın, bunu zirveye çıkardığını kimse görmek istemiyor...

Herkes eşitlik içinde seçme ve seçilme, siyasi faaliyette bulunma hakkı sahibi... Türkçe bilmeyen kişi, bunu doğal olarak bildiği dilde yapacak... Bu anadil olsun, hangi dil olursa olsun... Ama Türkçe bilmeyen bu kişilere, sadece onların dilinden ulaşılacak olunmasına rağmen, o kişilere siyasi partilerin, onların dilinden ulaşması ise yasak! Bunu yapan partiye ihtar kararı! Bunun adı da eşit koşullarda seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı!

12 Eylül kendi çözümünü bulmuş tabii ki.. Araya tercüman koyarsanız, ne parti için, ne kişiler için aykırılık ortaya çıkmıyor... Dil bilmeyene, siyasi partiler bildiği dilde veya anadilinde siyaset yapamıyor... Lozan engel yok derken, yasağın gerekçesi olarak ortaya işte böylece Lozan atılıyor!

Kimse çıkıp bunun gibi Lozan ile ilgisiz, Lozan sömürüsü ile yürürlükte tutulan maddelerin ve bu maddeler uyarınca yaşanan sorunların çözümüne kafa yormak istemiyor... Bu maddelerin ayıklanıp atılması için çaba sarfetmiyor...

Uygulama sorunların yoğun olarak yaşandığı bir alanda, uygulama sorunları içtihatlarla çözülebilecekken, bu sefer anadilin sömürü konusu yapılarak, Lozan’la azınlıklara sağlanan içerikte anadilde savunma konusunda yasa çıkarılmasını ise, kimse konuşma konusu yapmak dahi istemiyor... Üzerinde kafa yorulacak konu çok!

Ömer Faruk Eminağaoğlu 'ın Son Yazıları