Ömer Faruk Eminağaoğlu
Demokrasiyi anlayamadan ileri demokrat olan iktidar!
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:57 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:57
Ömer Faruk Eminoğlu'nun "Demokrasiyi anlayamadan ileri demokrat olan iktidar!" başlıklı yazısı 15 Haziran 2013 Cumartesi tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
İktidar Gezi Parkı’ndan hareketle halkın ortaya çıkan etkin tepkisi karşısında, kendisini demokratik bir çizgiye çekmek ve demokratik bir tutum sergilemek yerine, halkın bu tavrını çarpıtma ve etkisiz kılmanın yollarını aramaya koyulmuş durumda.
Halkın tepkisi, demokratik toplum gerekleri içinde kaldığı gibi, mahkemece de idare tarafından yapılan işlemlerin hukuka aykırılığına dayanılarak, bu işlemlerin uygulanması durumunda giderilmesi olanaksız sonuçlar da doğacağı gerekçesiyle yürütmeyi durdurma kararı verilmiştir. Bu tabloda iktidarın yapacağı tek şey, bu iradeye saygı duymak, mahkeme kararına uyarak, karar doğrultusunda işlem yapmak, farklı söylemlerle eylem kırıcılığına yönelmemek olmalıdır.
* * *
İktidar bu koşullar altında referandum söylemini ortaya atmakla, içten olmadığını, eylem kırıcılığına yöneldiğini göstermiştir. Burada referandum ya da plebisit yoluyla aslında yapılmak istenen, halkın iradesine saygıyı öne çekmek değildir. Halkın iradesi ve tepkisi, demokratik toplum gereklerine uygun biçimde zaten ortaya çıkmıştır. Ortaya çıkan bu iradeye saygı duymak yerine, kendi seçmen kitlesiyle veya taşıma bir kitleyle, bu iradeyi bastırmak isteyen bir yönetim, halkın iradesine ya da azınlıkta kalan tepki sahiplerinin iradesine, yine çoksesliliğine saygı duymayan, baskıcı, otoriter bir yönetimdir.
Referandum veya sandık tek başına demokrasi için yeterli de değildir. Yeterli olsa idi 1982 Anayasası yüzde 92 oy oranıyla kabul edilince, darbe yönetiminin ileri sürdüğü gibi en demokrat anayasa sayılır, bir daha kimse o anayasayı değiştirme yoluna gitmezdi. İktidarın buradaki tutumu, demokrasi mantık ve çelişkisini ve de çizgisini de göstermektedir. Demokrasi için sandık yanında kuşkusuz demokratik toplum gereklerine uygun hareket edilmesi de gerekmektedir ki, iktidarın hâlâ daha demokratik toplum gereklerine uygun bir davranışı ortaya çıkmamıştır.
Çevre hakkı, dayanışma hakları kapsamında temel insan hakları içinde yer alan haklardandır. Temel insan hakları ise, dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez niteliği olan haklardandır. Bu nedenle sandık konusu yapılamazlar. Sandıktan aksi bir sonuç ortaya çıktığında, bu haklardan vaz mı geçilecektir? Bu anlayış, iktidarın hukukun üstünlüğünü gözetmediğini, kendi üstünlüğünün hukuku arayışı içinde olduğunu yansıtmaktadır.
Ortada bir yargı kararı varken, demokratik hukuk devletinde yapılması gereken, o yargı kararına uymaktır. İktidar yargı kararına uymayıp, bu kararın gereğini yerine getirmeyerek, kararın etkisini halkoylaması yoluyla ortadan kaldırmaya yönelmektedir. Bu yolla kendi seçmen kitlesini de aracı kullanarak ve ayrıca baskı da yaratarak, erkler ayrılığına aykırı biçimde, istediği kararları alabileceği kontrolü altında bir yargı isteğini de açıkça dışa vurmaktadır. Demokratik hiçbir hukuk devletinde böyle bir durum ile karşılaşılmaz.
Demokratik hukuk devletinin içini boşaltan iktidar, kendisine miras kalan 12 Eylül kurallarını özellikle değiştirmeyerek, bu kurallarla demokrasi oyunu oynamaya devam edip, kendi yarattığı hukuk ile de hukuk terörü estirerek, ortaya çıkan demokratik tepkiye hazımsızlığını sürdürmektedir.
* * *
Anayasa’da, Cumhuriyet’in demokratik hukuk devleti niteliği değiştirilemez ve değiştirilmezliği teklif dahi edilemez yazmakta olup, bu söylemle yetinmeyip, bu ilkelere, hak ve özgürlüklerimizi bizzat kullanarak ta sahip çıktığımızı gösterelim. Tavrımızı ve tepkimizi silahsız ve saldırısız biçimde açıkça eylemli olarak ortaya koyalım. Demokratik tepkimizi kenetlenerek örgütlü biçimde sonuna kadar sürdürelim.