Ömer Faruk Eminağaoğlu
Adaletin bu mu yargı!
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:48 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:48
Ömer Faruk Eminağaoğlu'nun “Adaletin bu mu yargı!” başlıklı yazısı 26 Ocak 2013 Cumartesi tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
Bu yıl adalet ve demokrasi haftasına, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) yöneticilerinin tutuklandığı haberiyle başladık.
12 Eylül’ün seçim ve siyasi partiler yasaları yürürlükte tutularak, 12 Eylül kurallarıyla yapılan siyasetle, 12 Eylül demokrasisine bağlı kalmanın da ötesinde, artık 12 Eylül’ün hukuk devleti ve demokrasi anlayışını daha da pekiştiren adımlar atılır oldu.
Hukuk kuralları, iktidarı bağlamayan, adaleti sağlamayan, toplumu baskı altına alan, iktidarın isteğine göre keyfilik derecesinde uygulanan kurallar haline dönüştürülünce, hukuk devleti de iktidarın iki dudağı arasındaki yerini buldu.
Böyle olunca, laik ve demokratik cumhuriyet hükümeti görevi, laik ve demokratik cumhuriyete aykırılığı kesin olarak saptanan siyasi parti tarafından yürütülmesine rağmen, bu duruma hukukçuların büyük bölümü ile halk da kayıtsız kalıyor. Bu şekildeki yönetim, sivil bir darbe hali iken, bu yönetim anayasalmış gibi sunulabiliyor!
12 Eylül’ün DGM’ler üzerinden sürdürdüğü sözde terörle mücadele, bugün terör mahkemeleri üzerinden tam bir hukuk terörü şeklinde devam ediyor. Fransa’da kurulduklarında hukuki sapıklık denilen DGM’lerin ülkemizdeki yerini alan terör mahkemeleri, DGM’lere rahmet okutur hale geldi. Artık, burada görev yapan yargıçların DGM’lerdeki kadar bile güvenceleri, yargılananların da DGM’ler önündeki kadar bile hakları bulunmuyor. Yargı yetkisini bu mahkemeler silah gibi kullanıyor... Durum böyle olunca, bu sivil darbe yönetim sürecinde, iktidarın da eline silah almasına gerek kalmıyor...
Yargı organları ülkemizde öyle bir vahim bir noktaya konuşlanıyor ki, örneğin aynı uluslararası sözleşmelere taraf olan ülkelerde yargı alanında sendikalar kurulup faaliyette bulunurken, daha bir yıl önce Türkiye’de YARGI-SEN’in kapatılmasıyla dünyada yargı kararıyla kapatılan ilk yargı sendikası gerçeği yaşanıyor... Yargı, kendi özgürlüğünden bile kaçıyor! Yine 2012 yılında kurulan Yargıçlar Sendikası’nın kuruluş evrakı, mülki birimlerce kaybedilmek isteniyor! Kendi haklarını arayamayan, hak aramanın ne olduğunu bilmeyen, adaleti tatmayan yargıçlar eliyle adaletin dağıtıldığı bir sistem işler kılınmaya çalışılıyor...
12 Eylül anlayışı ile 1982 Anayasasında barolar üzerinde yaratılan idari ve mali vesayet hala sürüyor. Siyasi iktidar bunu bile yeterli görmüyor ve hukukun üstünlüğü için mücadele eden, “vesayet değil adalet diyen” Çağdaş Hukukçular Derneği yöneticileri de dahil avukatlar hakkında, hukuk kuralları da hiçe sayılarak gerçekleştirilen soruşturmayla, örgütlenme özgürlüğü baskı altına alındığı gibi, yargı üzerindeki baskının da yeni bir örneği karşımıza çıkıyor. Koşullar bile irdelenmeden verilen arama, tutuklama kararları ile, iktidar karşısındaki etkin bir hak arama mücadelesi yok edilmek isteniyor. İktidar ile aynı çizgide olmayan her yapılanma ve örgütlenmeye peşinen suç örgütü boyutuyla yaklaşılıyor. Bu tabloyu da, iktidar karşısında bağımsızlığı elinden alınan yargı yaratıyor. Ancak daha bir kaç yıl önce yargıdaki sivil meslek örgütleri ve Türkiye Barolar Birliği’nin bütüncül irade sergileyerek Sabih Kanadoğlu’na yapılan hukuk dışı işlemlere karşı gösterdikleri ortak tepkinin, iktidarın o olayda yargı üzerinden düşündüğü senaryoyu tamamlayamamasına neden olduğu hatırlanırsa, birkaç sivil meslek örgütü ve baro dışında, sadece resmi yargı organlarının yanısıra, barolardan ve barolar birliğinden de, değil 12 Mart’ta ve 12 Eylül’deki gibi ses, cılız ve yasak savma dışında, artık daha dünkü kadar bile ses çıkamıyor! Hukuk fakültelerinde ise zaten çıkacak ses kalmamış! Yargıda her dönemde güce boyun eğen iddia ve hüküm makamlarının yanına, artık yargıda eğitim ve savunma ayakları da ekleniyor! 12 Eylül anlayışı bir basamak daha yukarıya adım atıyor!
Basın özgürlüğü ortadan kaldırıldığı için, iktidar güdümüne alınan basın üzerinden yaratılan kamuoyu ile, bağımsız olmayan yargı üzerinden yapılan işlemler konusunda toplum, tek yanlı bilgilendiriliyor, anılan işlemlerin hukukun üstünlüğü gözetilmeden yürütüldüğü gerçeği böylece halktan saklanıyor.
Hukukun üstünlüğü için, iktidarın yarattığı teröre, terör mahkemelerine ve bu mahkemeler yoluyla hukuk terörüne, bütün hukuksuzluklara hayır! Örgütlenme özgürlüğü üzerinde yaratılan baskılara hayır!
Yargı artık adalete zarar veriyor, hukuk kurumları artık güvence olamıyor, çünkü gücün yanındalar... O halde artık gün kendi hukukuna sahip çıkma, geçmişteki gibi müdafa-i hukuk deme günü! Adalet, özgürlük ve eşitlik için hukuk ve demokrasi diyorsan, Çağdaş Hukukçular Derneği’nin sonuna kadar yanında ol! Artık susma! Ve sadece de konuşma! Zaman eylem zamanı!
Onurlu duruşlarıyla güce boyun eğmeyen ve bedel ödeyenler anısına bu hafta adalet ve demokrasi haftası. Bu duruşu gösteren, adalet ve demokrasi için mücadele eden ve bedel ödeyenlere selam olsun!