Eski babalar ve yeni oğullar: Lulu Gainsbourg

21/04/2012 Cumartesi
Eski babalar ve yeni oğullar: Lulu Gainsbourg

Lulu Gainsbourg’dan güçlü bir baba figürü olarak Serge Gainsbourg karşısında Turgenyev’in Babalar ve Oğullar’ının Bazarov’u olmasını beklemek büyük haksızlık olur doğrusu. Hatırlayalım, romanın kahramanı Bazarov, emekli bir askeri hekim ve derebeyi olan liberal babasına karşı çıkmış ailesinin, gelenekçi Rus-Ortadoks görüşlerine meydan okumuştu. İlerici bir karakter olarak Bazarov, yıllar sonra ortaya çıkacak olan Bolşeviklerin ön örneklerinden biriydi. Lulu’nun ise babasının mirasını bir adanmışlık uğruna kullanıyor olmasa da, bu tasarrufla örnek bir sanatçı, ilerici bir müzisyen olma yolunda büyük adımlar attığı söylenemezse de, yine de değişen dünyayı temsil etmediği kabul edilebilir.

25 yaşındaki Lulu’nun ilk albümü “From Gainsbourg to Lulu”, artık hayatta olmayan bir babaya ödenmesi gereken bir vefa borcu. Yaşama gözlerini babasının şarkılarıyla açan, sonra onu beş yaşındayken yitiren ve hafızasında çok anı taşıyan bu çocuk, kendisine kalan paha biçilmez mirası aslında hiçte fena kullanmamış.

Lulu, babasının şarkılarını alıp, onları düz bir biçimde söylemekle yetinmemiş ileriye doğru cesaretle bir adım atmış, babasını yakından tanımış insanlardan, kendisiyle babası arasında köprü oluşturan kuşaklardan ve daha da önemlisi kendi kuşağında babasının ayak izlerine basarak ilerleyen bazı müzisyenlerin desteğini talep etmiş. Bu münasebetle Marianne Faithfull, Vanessa Paradis, Johnny Depp, Iggy Pop, Rufus Wainwright, Shane McGowan, Richard Bona, Melanie Thierry birer parçada misafir olmuş, albüme.
lulu_gainsbourg_1_0.jpg
Gerçek adı Lucien olan Lulu, son bir kaç yıldır iyi bir caz piyanisti olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Serge’in son ilişkisi aktris Bambou’dan olan 1986 doğumlu kendini Johnny Depp’e benzeten bu çocuğun sesinin babasına benzemediği söylenemez, ama babası ile arasında bazı benzerlikler olduğu da inkâr edilemez. Her ikisi de mükemmeliyetçi, cool, gururlu ve iyi birer centilmen. Yani bir anlamda ona babasının oğlu demek yanlış olmaz.

İyi bildiğimiz şarkıların bazıları parlak caz oyunlarıyla çeşitlendirilmiş geri kalanlarda ise öyle ahım şahım radikal değişiklikler yok. Şarkıların ruh hallerinin korunarak icra edilmesine özen gösterilmiş. Sadece aradan geçen zamanın müziğe kattıklarından yararlanılmış.

Lulu, ne babasına yaklaşmak için, ne de ondan kaçmak için abartılı bir çaba içine girmiş bu da albüm alabildiğine doğal kılmış. Lulu bu albüm için babasına ait bazı klasik rock şarkılarını, şansonları ve film müziklerini yeniden ele almış. Bu parçaları, bazen caz formatında, bazen çingene havalarında, bazen Afro-Küban ritimleriyle düzenlemiş.

Babalar ve Oğullar’a dönecek olursak… Bazarov ayrıca, Dostoyevski’ye daha sonra Suç ve Ceza romanındaki Raskolnikov karakteri için ilham kaynağı olmuştu. Geçtim Raskolnikov’u, Lulu günümüzde müzik yapanlara azıcık örnek olsa da yeter bize. Baba kavırıyla çıkan bu ilk albüme, rant yorumu yaparak haksızlık etmemeli… Neden mi? Babasının (hayırlı ya da hayırsız) mirasını har vurup harman savurmadan, cebini doldurmadan, onurunu ve ruhunu kirletmeden kullanan kaç kişi tanıyoruz ki, bu zalim düzende?

Aklınıza kimler geliyor? Nazım Hikmet’in bankada şiir bozduran oğlu Memed mi? Tansu Çiller’in, gittiği sayfiyelik askerlikten bronzlaşarak dönen oğlu Mert mi? Eski Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın pastorize likit yumurta kralı oğlu Abdullah mı? Turgut Özal’ın “ne iş olsa yaparım erbabı” oğlu Ahmet mi? Necmettin Erbakan’ın ardından mücahitliğini miras hukukuna yönlendiren kızı Zeynep mi? Nazlı ve Kemal Ilıcak’ların halkının hislerine gazete kuponuyla “tercüman” olan oğulları Mehmet Ali mi? Çetin Altan’ın Cyrano De Bergerac’ın sadece burnundan ilham alan 2. Cumhuriyet şövalyeleri oğulları mı? Yoksa Tayyip Erdoğan’ın çarpışan arabalara binip, büyük leğende gemicik yüzdüren “vicdani retçi!” oğlu Ahmet Burak mı?

Neyse, sonu yok… Aklımıza gelen baba oğul ilişkileri ve miras tasarrufu konusunda aklımıza gelen pek çok örneğe göre evladır bizim genç müzisyen Lulu. Hatta mukayese edilecek bir durumu dahi, yanı sıra bu yazıda isimlerinin bir arada telaffuz edilmesinden öte bir ilişkisi yoktur…

[email protected]

ÖNCEKİ YAZILARI

Plak piyasasının derin devleti 23/07/2016 Cumartesi
Atlantis Tansel - 2 02/07/2016 Cumartesi
Atlantis Tansel 25/06/2016 Cumartesi
Kronik Özer (2) 11/06/2016 Cumartesi
Kronik Özer (1) 04/06/2016 Cumartesi
Hayri Plak 28/05/2016 Cumartesi
Toplumsal plak toplayıcısı 21/05/2016 Cumartesi
Ne ölenle öl, ne gidenle git 14/05/2016 Cumartesi
Bugün platomuzda ne var? 07/05/2016 Cumartesi