Mehmet Bozkurt
Zina Tanık İster Kasetin Hükmü Olmaz
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:21 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:21
Vahiy Allah’ın sözü, hadis, Peygamber’in. Peygamber’e ait sözlerin taşıyıcısına da “ravi” deniliyor. Peygamber’in sözlerini, aklında kaldığı kadarıyla aktarırken tamamen art niyetsiz olarak eklemeler ya da çıkarmalar yapabileceği gibi kötü niyetle de bu ekleme ve çıkarmalara başvurabileceği kabul edilmelidir. Tam da bu nedenle “hadis” bir iddiadır. Yine tam da bu nedenle rivayet eden “ravi”nin toplum katındaki güvenilirliği ve başka tanıklar tarafından rivayetin desteklenmesi, söz konusu hadis’in “sahih” olmasına güçlü bir dayanak sağlar. Yine de ne denli “sahih” olursa olsun hadis’in doğruluğu ya da yanlışlığının tartışılması son derece meşrudur ve yüzlerce yıldır tartışılagelmektedir.
Vahiy, postacı Cebrail’in Peygamber’in yüreğine koyduğu “bizim his ve idrakimizi aşan” Allah sözüdür... Ayetler şeklinde ceste ceste somut şartların tahlili için zuhur etmiştir. Tartışılamaz. Değiştirilemez. Kesindir.
Zina’nın ne olup olmadığı hadis desteğine ihtiyaç duyulmayacak netlikte ayetlerle tariflenmştir. Ayetlere bakıldığında görülecektir ki bir faaliyet türü olarak zina’nın tarifi ve hem bu dünyadaki hem öbüründeki vebali değişmez, değiştirilemez, değitirilmesi dahi önerilemez. İnfazı nettir.
***
Tarifi biliniyor ve basit... Nikah bağı bulunmayan kimselerin cinsi ilişkide bulunmalarına zina denilir.
Tarif basit olmasına basit de ispatı o kadar basit değil. Hatta neredeyse imkansız!
Dört tanık meselesi var ki ispatı zora sokuyor.
***
Nur Suresinin 12’nci ayetini izninizle aktarmak istiyorum, aktarmadan önce de elinde kaset meydanlarda dolaşan sevgili başbakan’ı ve onu dinleyip onaylayan yüzde doksan dokuzu Müslüman olduğu iddia edilen halkımızı uyarayım istedim.
Uyarıyorum: Büyük bir vebal altına giriyorsunuz. Bu dünya tamam da öbür dünyada sizi çok büyük bir “âzap” bekliyor!
Şimdi sözümde duruyor ve aktarıyorum: “Ne vardı onu işittiğiniz vakit erkek ve kadın müminler kendi nefisleri adına hayırlı bir zan besleyerek,’bu açık iftiradır’ deselerdi, ona dört şahit getirselerdi ya madem ki şahit getirmediler,o halde onlar Allah katında yalancılardan ibarettir..”(Nur suresi,ayet 12-13)
Biliyorsunuz ya da bilmiyorsunuz, ayetlerin büyük bir bölümü somut hadiselerin çözümü için postacı Cebrail vasıtasıyla Peygamber’in kalbine Allah’ın gönderdiği ruhani iletilerdir. Bu ayetler de Peygamber eşlerinden Ayşe annemize yapılan ve islâm tarihinde “Gerdanlık Vakası” olarak geçen “zina iftirasından” sonra Ayşe annemizi aklamak için inmiştir. İftiranın atılmasından sonra Peygamber Ayşe annemizi babasının (Ebubekir) evine göndermiş, bir ay kadar Peygamber Ayşe’den uzak kalmış uzatmayalım bir gece Cebrail Ayşe’nin suçsuz olduğuna ilişkin iletiyi getirmiş ve Ayşe’nin suçsuzluğu Medine halkına ilan edildikten sonra Ayşe evine dönmüştür. Bu somut ve özel durumu çözümlemek için inen ayetin “kamusal alan”a taşınıp tartışılamaz, değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez hükmünü kazanması, başınızı şişirmemek için kısa geçtiğim işbu tarihsel olaydan sonradır vesselam...
Kaset olmaz!
***
Ayet çok açık.. Dört tanık istiyor. Yani sahiden birileri bu çok büyük ayıbı yapıyor, günahı işliyor olsalar dahi başbakan’ın gözleriyle görmüş, ikişerden sağına soluna oturttuğu dört adet tanığı varmış gibi meydanlara koşup , evet yanlış duymadınız meydanlara koşup, “Bu tür ahlaki olmayan konulara, gayri meşru olaylara özeldir, özel hayata müdahaledir, demeyi uygun bulmam” dedikten sonra, buna, “halkının yüzde 99’u Müslüman olan toplumun ahlaki değerlerine ters yaklaşımdır ” lafını ekleştirmesinin, kaset sallayarak dolaşmasının bu dünyada olmasa da öte dünyada çok büyük vebali vardır!
Kaset olmaz!
Allah’ın sevgili kuluymuş, “laik” bir ülkede yaşıyor. Ya şer’i hükümlerle yönetilen bir memlekette yaşıyor olsaydı, ya da vaadettiği “ileri demokrasi”ye erişmiş olsaydık vay garibim, talihsizim, pantolonunun paçalarını çemlemiş de, ayak tabanları patlamış sürünüyor olurdu... Ayet var:
“... zina iftirası atan, sonra dört şahit getirmeyen kimselere de seksen değnek vurun. Ve sonsuza dek bunların şahitliğini kabul etmeyin. Bunlar öyle fâsıklardır." (Nur, ayet 4)
Bu arada “fâsık”ın Kur’an’da çok sık geçtiğini ve yüzü kızarmadan “açıktan günah işleyen" anlamına geldiğini not etmeliyim. Ayet tefsire gerek duyulmayacak netlikte. Hadis değil ki büyük muhaddislerden İmam Buhari (Ö.869), İmam Müslim (Ö.875), İmam Ebu Davud (Ö.888) ya da İmam Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ( Ö. Yaşıyor) şerhli tefsirleri delil olarak gösterip değnek yemekten kurtulasın!
Ayet açık. Sopalanacaksın!
Ancak sevgili başbakan’ın telaş etmesine gerek yok. Çünkü o da bilir ki Allah aynı zamanda acıyan ve bağışlayandır. Bir kere değnek iri olmayacak, uydurmuyorum tarifi yapılmış benzetmek gibi olmasın beşe-on inşaat kalası gibi olmasa da, tabii kibrit çöpü gibi hemen kırılacak cinsten gülünç bir şey de değil, şöyle oklava benzeri... Çıplak bedenine, kafana, gözüne vurulmayacak, paçaları çemledik ya canım... 80 değnekçik...
Sadece tanıksız suçlamalarda bulunanlara değil, tanık olmadığı halde kaset sallayıcıları alıkışlayan ahali için de Allah’ın düşündüğü bazı şekerlikler var :
“ O sırada siz onu birbirinize anlatıyordunuz. (Ayşe annemize atılan deveciyle yattı iftirası) Hakkında hiçbir bilginiz olmayan bir şeyi ağızlarınızla söylüyor ve kolay sanıyordunuz. Halbuki Allah katında büyük bir vebaldir... Müminler içinde edepsizce sözlerin yayılmasını arzu edenler için muhakkak dünya ve ahirette acılı bir azap vardır...” (Nur,15/19)
Bu ayet, kasetçileri alkışlayanlar için inmiştir!
Yani adeta.
***
Burada tefsire ihtiyaç duyulan ayet, kasetçileri hophoplayıp alkış tutanlar için inen “Nur, 19” olmalı. Öbür dünya neyse de bu dünyada, Allah’ın alkışçı olmayanlara, başbakan gibi “acılı bir azabı” ceza olarak göndermiş olmasını anlayamadım. Bana pek de âdil değilmiş gibi geldi!
Kuşkusuz her şeyin doğrusunu Allah bilir!
***
Özetlersek, zina tanık ister kaset olmaz!
Dört tanık isteriz!
Bugüne kadar yapmış olduğum ve yapmaya devam edeceğim “İslami okumalar” dan öğrendiğim, Başbakan’ı öbür dünyada cehennem azabının bekliyor olduğudur. İnanmıyorsanız tarikat ehli M. Şevket Eygi’den tarikat karşıtı Y. Nuri Öztürk’e kadar uzanan, ailemizin imamı Cübbeli Ahmed dahil bütün din âlimlerine sorabilirsiniz. Sormayız, okuruz derseniz küçük bir el kitabı önerebilirim: “Gözümü Haramdan Nasıl Korurum”
Bu kitapta zina ve zina çeşitleri hakkında her şeyi bulabilirsiniz. (Yusuf Güven, Işık Yayınları.)
Bana göre başbakan günaha giriyor. Ancak Allah “bağışlayan”dır. Bağışlanması için de kürsüye çıkıp “Vallahil azim, Billahil kerim, Tallahir Rahim çok pişmanım, kaset üzerinden siyaset yapmak hem ayıp hem de günahtır” deyip üç kez herkesin duyacağı bir şekilde özür dilemesi ve kırk defa tövbe istiğfar duası okuması gerekir. Bu durumda dahi 80 değnekten kurtulma ihtimali, yoksa da değnekçinin vicdanını pırpırlandırıp, onun değneği fazla yükseğe kaldırmadan, şöyle omuz hizasına kadar kaldırıp vurmasını sağlaması ihtimal dahilindedir. Eh, bu da az sayılmaz... Fazla acımaz...
Öbür tarafa gelince. Kanaatimce özür dilememesi halinde öbür tarafta çekeceği azap çok fena. Bana sormayın.. Allah bilir!