Mehmet Bozkurt
Sosyalizmi Kürt şivesiyle ne güzel konuşurdu
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:24 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:24
Görmediği sürece bir olumsuzluk kondurmakta güçlük çekermiş insan, sevip sayıp, abi bildiklerine.
Yazılarında giderek değişen düşünce iklimini beslenme kaynaklarının sürgünle birlikte geride kalmasına yorar, ona yapılan serzenişlere karşı koymağa çalışırdı. Bulunduğu ortamlarda kıyıcı eleştirilerin, ağır suçlamaların yapıldığı siyasetin fırtınalı, sert tartışmalarından yara bere almadan çıkamayacağına aklı kesince, sözü ne yapar ne eder, bir punduna getirir edebiyatın sakin koylarına, şiirinin koruyuculuğuna taşırdı seni Kemal abi.
Bizler, yani genç takımı dergi bürosunda karşılaştığımızda “Kemal abi” derdik. Yaşça yakın olanlarsa “Bey”siz hitap etmezlerdi: “Kemal Bey”.
Zarif ve kibar... Yüzünde belli belirsiz “köylü mahçupluğu”, Dersim’li, haza eski İstanbul beyefendisi. Sosyalizmi Kürt şivesiyle çok güzel konuşurdu.
***
Ne yaptılar sana Spartaküs’ün şairi?
Bir zamanlar Kürt coğrafyasına “Özgürlük Yolu”yla sosyalizmi taşıyan, dağa taşa “Halkların kardeşliği”ni yazan ozan! Dilini hangi ele, hangi yele savurdun da geldin?
“Ben ki korkuyu/ Paslı bir kağıt gibi yırtıp atıp yüreğimden” diyen Dersim’li devrimci, benim dilim varmıyor ama, dili varıp da bazı pazarlıklar sonucunda döndüğünü söyleyenler var. Hani yanındaki yörendekileri görünce “dili varanlara” hak veresim de gelmiyor değil!
Ne kötü! Spartaküs’ün ozanının “Yeni Roma"nın Egemen'iyle aynı “açılım”da buluşup kimi ökse otlarının alkışları arasında sarmaş dolaş olması. Ne kötü, Sezar’ın, keyfi yettiğinde yere doğru dönecek başparmağını görememesi bir gladyatörün.
***
Peki Egemen Bağış Kürtçe Kuran’ı niçin hediye etti ?
Biliyorsunuz, Burkay’ı uçaktan iner inmez devlet adına İstanbul Vali Yardımcısı “hoşgeldin” dedi ve VIP statüsünde karşılandı. İstanbul Emniyeti'nin 4 koruma verdiğini de basından öğrendik. Ardından Egemen Bağış’la AB Bakanlığı Ortadoğu Ofisi’nde görüştü.
Egemen Bağış AB sürecini yönetecek olan Başmüzakereci... Müzakere, bir işi karara bağlamak için karşılıklı olarak görüşüp konuşmak, tartışmak, değerlendirmek anlamına geldiğine göre görüşmecibaşı...
Basından öğrendik, görüşmenin basına kapalı olarak 45 dk. sürdüğünü. Görüşmecibaşıyla nelerin görüşülüp değerlendiriliğini bilemiyoruz. Bildiklerimiz, ekranda gördüğümüz, ertesinde de basından okuduğumuzla sınırlıdır... Benim gördüğüm egemen olanın Kemal Burkay’ı öptüğü ve bir adet Kürtçe Kuran'ı eline tutuşturduğudur. Yeşil ciltli...
Emin değilim ama şu dört nedenden biri olabilir:
Bir, F. Gülen cemaatiyle geliştirdiği dostane ilişkiler, ki son dönemlerde Kemal Burkay’a sıkça yer vermiştir cemaata bağlı gazete ve dergiler. Bunun nişanesi bir hediyenin anlamlı olacağı düşünülmüş olabilir.
İki, Ramazan ayının mana ve önemini gözeten Egemen Bağış, egemene sormadan tamamen kendi inisiyatifiyle, içinden geldiği için vermiş olabilir.
Üç, Kemal Burkay’ın son dönemlerdeki davranışlarıyla ilahi anlamda değilse de halkımızın dilinde “ıslah” olma anlamında “imana” geldiği varsayılarak böyle bir hediyeyle “hadi gülümse”terek “teslimiyetine” şakacı, şakacı olduğu kadar manalı bir gönderme yapılmış olabilir.
Kemal Burkay’ın daha sonra Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’la görüştüğünü öğrendik. Hem görüşme öncesinde hem sonrasında öpüşmek “açılım”ın bir parçası olmalı, o da öptükten sonra Kemal Burkay’a üç kitap hediye etti. Bir adet Nâzım Hikmet , bir adet Mem-u Zin ve İdris Küçükömer’in Düzenin Yabancılaşması...
Bana göre verilen hediyeler arasında, Kuran dahil, en anlamlısı “Düzenin Yabancılaşması”dır. Hani şu, “Türkiye’de sol sağdır, sağ da soldur” tezini işleyen kitap! Ertuğrul Günay bu kitaba gönderme yaparak aslında Burkay’ın sağ, kendisinin sol olduğunu ima ediyor olabilir. Ya da selamet içinde olmanın yolunun sağ olmaktan geçtiğinin altını espirili bir biçimde çizmiş olabilir. O kadarını da bilemeyiz artık!
***
Böyle mi yazmalıydım 31 yıl sonra sürgünden dönüşünü?
Ne yaptılar sana Spartaküs’ün şairi?
Ne güzel konuşurdun sosyalizmi Kürt diliyle!
Hangi yele savruldun da yittin!
Bak Kürt coğrafyasına boydan boya zindan. Mahkemelerinde Kürtçe savunma yapmalarına izin verilmeyen, yüzlerce yöneticinin tutuklu olduğu, henüz geceleri kalkıp üstleri örtülecek yaşta Kürt bebelerin cezaevlerini doldurduğu daha 13 yaşındayken delik deşik edillen Uğur çocuğun katillerinin ellerini kollarını sllayarak gezdiği, onu anmak isteyenlerin hapiste olduğu memleketimizde, tüm bunları yaşatan akepe’nin hangi “açılım”ına omuz vermek için geldin?
Hadi sosyalizmi lisanından çıkaralı uzun zaman oldu, biliyoruz. Anladık... Kürtçeyi de mi unuttun benim Kemal abim!
Duyup baksana bütün Kürt coğrafyası “uy hawar!”