Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Mehmet Bozkurt

Mehmet Bozkurt

Söğütözü'nde Bir Aday Adayı

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:20 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:20

Keşke uzatmasaydı. Selam faslını uzatınca koruma polisinin elinden her nasılsa fırlayan kurt köpeği adamcağızın önce paçasına hamle etti. Adam paçayı köpeğin dişlerinden kurtaracağım derken yere yuvarlandı. Köpek eğitimli ki yerde debelenen adamı bastırıp zapt-ı rapt altına aldıktan sonra başına geçip “it oturumunda” nöbete durdu

Bu aday adayı değil. Bu aday adayının gösteri için beraberinde getirdiği semazen.

Aday adayının olay yerinden kaçtığını bir gün sonra öğrendik. Akape merkez binasının bulunduğu Söğütözü Caddesi’nden Ostim istikametine doğru, arkasında kurt köpekleri olduğu halde canhıraş kaçan aday adayını üst geçtin oralarda bir yerde köpeklerin pençesine düşmek üzereyken yakalayıp kurtarmışlar. İki gün geçti geçmedi televizyona çıktı yanında semazeni de vardı. Zavallı semazenin betini benzini pek beğendiğimi söyleyemem, epeyce solgun gördüm. Öte yandan kendi iyiymiş, maşallahı varmış ancak namaz kılarken zorlanıyormuş, secdeye vardığında “damar damar üstüne biniy”miş... Zamanla geçermiş...

Kim ne derse desin bu adamı ben sevdim, anatomik olarak da bildiğiniz “mebus kesimi” ki aday olamasa bile ne tasa, atar sırtına zembilini ver elini Kırkpınar olmadı mı? Olmasın, Maraş Topaktaş Dolma Biber Şenliği ne güne duruyor. Soyunsun başaltına, bana mısın diyene çayır yoldursun... Demem o ki, ekmeğini sadece mebusluğa bağlamış biri değil... Bana kalırsa, ne yazık ki kalmaz bu adamı Akepe kaçırmasın.

***

Hem sonra ne yani, Ahmet Turgut’un “Kaymak Lazım/Pohahaha” şarkısının eşliğinde “Hüdayda”ya mı dursaydı adamcağız? Hani şu “Afyon’dan vekilime taze taze kaymak lazım” şarkısı..

Hatırlayamadınız.

“Esnafın hali ne olacak
Kime hesap sorulacak
Çiftçinin hali ne olacak
Kime hesap sorulacak
Kaymak lazım kaymak lazım
Afyon’dan vekilime taze taze kaymak lazım”

Şimdi hatırladınız...

Ezgisel, sözsel ve görsel manada şahsen değerli bulduğum bu eserin kalabalık yerlerde pek etkili olduğunu müşahede ettiğim “Teke Zortlatması”ndan hiç de geri kalır bir yanı yoktur. Neki semah başka... Biliyorsunuz semah’ın gerek görsel gerekse mana açısından taşıdığı felsefi derinlik, aradan geçen bunca yıla rağmen tam olarak çözülmüş değil.

Hemen hemen her sözlükte “sema” maddesinin karşısında şunları okursunuz. Sema... Semah... Semazen...

Sema, semah: Musiki nağmelerin dinlerken vecde gelip hareket etmek, kendinden geçip dönmek ”Semazen bu dansı icra eden..”
Semazen, her ‘çarh’ da, kendi etrafında bir tam dönüşte Allah ismini okur. Ve her selamın anlamını düşünerek bir vecd içinde Allah’ı anar. Burada önemli olan şuursuzca dönmek değil, sema ederken Allah’ı düşünmektir. Bu sayede Allah’ın sevgisini kazanmaktır. Hissettiklerimize gelince anlatılacak veya yazılamayacak kadar bir duygu selidir..

Bu durumda bizim pehlivan kesiminin Başbakan’a karşı duyduğu lirik duyguların tam olarak ifadesini bulacağı dansın “Hüdayda” ya da “Teke Zortlatması” olması beklenemez herhalde.

“Tamam oldu da, burada bir sorun var. Dönen siz değilsiniz, kiralık semazen.. Kiralık semazenin aracılığını Allah’ın kabul edip etmeyeceği meçhul... Tam da bu nedenle Allah’ın sevgisine mazhar olup olamayacağınızı bilemeyiz, ancak dönmediğiniz halde dönmüş gibi duygu seline kapılmanızı anlayabilmiş değiliz sayın milletvekili aday adayı, bu kiralık semazen de neyin nesi?“ sorusunun, sorulup sorulmadığını bilemiyoruz. Bilemeyince de, sorulsaydı ne yanıt verirdi türünden bir merak insanın aklını cırmalamıyor değil. Tam olarak böyle olmayabilir ama şöyle bir yanıt verebileceği çok da uzak ihtimal sayılmamlı: Kiralamayıp da ne yapsaydım, kendim dönersem başım döniy..

***

Sanki bu adamda “Sayın Bakan” damarı da varmış gibi geldi bana. Bende bu kanaati uyandıran sadece semazen eşliğinde Başbakan’ı selamlaması değil, Başbakan’ın cuma namazını kılacağı camii’yi kestirmekteki feraseti oldu.

Namaz için genellikle genelmerkez binasının karşısındaki camii’yi tercih ettiği söylenilen Erdoğan’ın abdest almakta olduğu duyumunu alan ve günlerdir kapıda yatan milletvekili aday adaylarının, sayıları yüzlerle ifade edliyor. Busluk başlarında yer kapmak için karşıya, camii’ye doğru, toplu bir çıkışla “start” aldıklarını akşam televizyodan izledim. “At Yarışı” tadındaydı.

Startla birlikte iyi bir çıkışla bariyer dibinden yarışı forse eden uzun boylu zatı bir çalım Hakan Şükür’e benzettim. Hemen arkasında bir boy farkla orta kulvardan sokulan Tanju Çolak olmalı derken, ceketini atarak ağırlıklarından kurtulan Şamil Tayyar’la ağır kilosuna rağmen dış kulvardan gelen Balık Ayhan sprinte kalktılar. Son yüz metreye gelindiğinde Tanju Çolak dışa doğru savrulurken gerilerden gelen Anadolu orijinli kalabalık bir beygir grubu kantarma bir yanda, eyer öte yanda kolon ,üzengi demiri genelmerkez’in bahçesinde savrulup kalmış, kulvar mulvar dinlemeden camii’ye doğru saldırdı ama neye yarar!

Beyaz bayrak ayna, yani çıktığı gibi bitiren tahmin edebileceğiniz gibi “semah”çı oldu. Başbakan’ın kapıda bekleşen kalabalık grubu atlatarak biraz daha uzakta, Çukurambar’da bulunan camii’ye gideceğini kestirmek ferasetini gösteren “semah”çı, terlemeden, boğuşmadan itişip, kakışmadan rahat bir “kenter”, ardından yine son derece telaşsız bir “galop”la bitiriş çizgisine elinde bir demet çiçekle eriştikten sonra bir de demeç vermiştir: “Biz Başbakan’ımızı çok seviyoruz. Aday olmanın bir anlamı yok. He şeyimizle Sayın Başbakan’ın yanındayız. Gülleri veremezsek yollarına sereriz. O bütün güllerden güzel..”

Böyle birinin “aday adayı” olarak kalması sadece Akepe için değil bütün Türkiye için büyük bir kayıp değise nedir? Bunu önce aday, sonra milletvekili sonra da bakan yapmalı... Hatta Başbakan!

Mehmet Bozkurt 'ın Son Yazıları