Mehmet Bozkurt
'Senkronize dalma'da islami giyim sorunsalı
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:37 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:37
Senkronize dalma’yı başlığa çekmem tamamen tesadüfi. Olimpiyat Oyunları’nda artistik jimnastik’ten yüzmeye varıncaya kadar onlarca displin var ve İslami açıdan bakıldığında her biri birbirinden beter derecede sorunlu.
Hele o plaj voleybolu, Allah muhafaza, oynayanların sırat köprüsünden kazasız belasız geçme şansları hiç yok da, oynarken bikini yerine mayo giyenlerin bolca sadaka vermeleri ve geceler boyu yatıp kalkıp teheccüd namazı kılmaları halinde az hasarla, o da sadece bir defaya mahsus günahkar olmaktan belki paçayı kurtarabilir. Son cümleyi sınırlı bilgilerim dahilinde ve çubuğu “leyh”e doğru bükerek yaptığımı eklemem gerekiyor. Yani sadece bikini sorunsalı değil, mayoya da mütereddit bakmakta ve mesafeli durmakta fayda var derim. Zira büyük İslam mütefekkiri Ali Rıza Demircan bu hususta son derece net : Kadınlar el ve ayakları dışında her bir yanlarını sıkı sıkıya kapatmalıdır ve epilasyon yaptırmamalıdır!
Demircan’ı kabül etmeyiz fazla primitif derseniz Abdülaziz Bayındır var. Üstelik profesör. İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öğretim görevlisi. Diyelim onun da ilmini zayıf buldunuz alın size Süleyman Uludağ... O da profesör. Hakyemezliğimin tabii sonucu olarak belirtmeliyim ki Süleyman Bey diğer ikisine yüzde yüz katılmakla birlikte “.. epilasyon, gereksiz durumlar dışında ihtiyaca göre olabilir” diyecek kadar cesurane yorumlara ve asri düşüncelere sahip biridir. Yani Zekeriya Beyaz Bey’den ileri değilse de dediğim gibi asriliği kendini taşıyacak yeterlilikteymiş geldi bana. Bunu da saymayız illa güvenilir kaynak diye inadınızı sürdürürseniz, adamı delirtmeyin, ayet var, hadis var. Onlara başvurun.
Hadis dedim de aklıma geldi spora dair ve aynen şöyledir:
“Üçü hariç, müslümanın her türlü eğlencesi haramdır. Hanımıyla oynaşması, atını eğitmesi ve atış yapması..”
Burada bir spor disiplini olarak “hanımıyla oynaşma” dalı nasıl birşey olduğunu çözmek için günlerdir olimpiyatları izliyorum ama henüz ona dair bir şeyle karşılaşmış değilim ancak bunun bir spor dalı olmadığı büyük kelam kitabı Fetavayı Hindiyye’de karşıma çıktı da meraktan kurtulmuş oldum. Sizi de kurtarmak isterim, şöyle:
“Kadının zindelik ve dinçlik kazanmak, fazla kilolarını atmak, kocasıyla oynaşmak için avret ve mahremiyet sınırlarına riayet ederek spor yapması caizdir, yerine göre hoş ve sevap bir davranıştır. Makul bir fayda için karate,tekvando vb. sporları erkeklerin olmadığı kapalı alanlarda yapabilir..”
Hadin bakalım şimdi olimpiyatları Türkiye’ye getirin ne bileyim plaj voleybolu, senkronize dalma, basketbol,ritmik jimnastik, trambolin yaptırın kızlarımıza.
Olmaz.
Olimpiyatlara talip olmadan önce kesinlikle Diyanete danışılmalı ve fetva alınmalıdır derim ben.
Hem de her Olimpiyat disiplini için ayrı ayrı fetva gerekiyormuş gibi geliyor bana.
Temsil tenis... Kıyafet açısından sorunlu olduğu gibi kadın sporcuların raketi topa ekleştirirken bilmem kaç desibellik ses çıkartarak milletin yüreğini hoplatmalarına ne demeli? Yahu bir kadının ikişerden yüzlerce gözün karşısına çıkıp her topa hamle edişte eteğini savurarak çığlık çığlığa bağırması normal bir davranış mı?
Ya da ritmik jimnastik. Bunu sormayın yeminle söylüyorum tam bir günah disiplini! Tamam bikini değil ama fazla cüretkarane bir mayo..Muhterem Ali Rıza Demircan buna ne diyecek bakalım. Adım gibi biliyorum Ali Rıza Hoca’nın değerlendirmelerini bedevice bulacak olanlar çıkacaktır. Bu durumda yedekte tuttuğum ve benim “ asri” hoca olarak adlandırdığım Zekeriya Beyaz Bey’ e danışılmasını öneririm. Sorun bakalım, ritmik jimnastiği baştan sona izleyebilir mi? İzleyemez. “Allahım, senden mağrifet diliyorum, sana tevbe ediyorum” der ve zarif bir şekilde arkasını dönüp halter ya da tekvando müsabakalarını bekler. Artık ne kadar beklerse, bunu bilemeyiz.
Şimdi sormak zorunluluğunu duyduğum için soruyorum: Spordan sorumlu genç adam bilmem ki dikkatinizi çekti mi? eşiyle birlikte kafile reisi olarak gittiği Olimpiyatları izlerken sırat köprüsünü unutmuş görüntüsü veriyordu. Gençtir, deneyimsizdir, oyunların heyecanına kapılmıştır diyelim peki diğer büyük zatı ne yapacağız? Aile boyu demeyelim, bir bölümü diyelim oradaydı ve kılık kıyafetleriyle gayet İslamik bir görünümde yerlerini almışlardı kız voleybol takımının maçını izlemek için. İster inanın ister inanmayın iki takımın da sporcularının şortlu olduğuna şu iki gözüm tanıklık etti. Tam bu noktada Ali Rıza Demircan Hoca’ma bilhassa smaçlara dikkat etmesini önermek cesaretinde bulunuyorum. Bana sanki yeri gelmiş gibi geldi. Tutmayın beni, yazmak durumundayım, ne adına olursa olsun pekala yarı çıplak denilebilecek şortlu kadınları, bilhassa smaç atarlarken izleyenlerin gözlerini kaçırmamaları halinde ister kadın ister erkek olsun sırat köprüsünü firesiz geçmelerinin imkansız olduğuna dair var olan İslami bilgimi tasdik edecek hem halktan hem de profesör kadrosundan yüzlerce kişiyi bulabilirim.
Hal böyle ve bu kadar açıkken o büyük ustanın o büyük Müslüman zatın, “nufusunun yarısından fazlası Müslüman olan bir ülkede Olimpiyat Oyunları neden yapılmaz” diye dövünmesine ve bunu bir soruya dönüştürerek beni de bu yazıyı yazmak zorunda bırakmasına ne buyrulur.
Kadınlar ve voleybolda şort sorunsalına dönecek olursak, ancak şu olabilir şayet Uluslararsı Olimpiyat Komitesi kabül ederse , kadınlar haşema türü kıyafetlerle bazı dallarda ve sadece kadın izleyiciler karşısında bazı müsabakalara katılabilirlermiş gibi geliyor bana.. Temsil Hz. Muhammed’in koşma sporunu sevdiğini biliyoruz. İslami kaynaklarda eğer şakacıktan değilse, eşi Ayşe’yle iki kez yarıştığı ve birinde Ayşe’ye geçildiği yazılıdır. Bu yarı yarıya referans olarak alınabilir, yarı yarıya diyorum zira erkek ve kadının bir arada spor yapması caiz değildir.
Yani kızlar burkayla koşabilirler demek istiyorum. Ya da bizim Maraş işi çarşafla!
Ayrıca kızları içinde “su” barındırmayan spor dallarına özendirmek ve yönlendirmek İslami açıdan daha doğru olmaz mı sorusu nedeniyle beni kınamazsınız umarım. Zira “Su”yun milli mayomuz haşemayla temas ettiğinde ortaya çıkan estetik facia bir yana, milli mayomuza dolan suyun ağırlaştırdığı vucudu kontrol etme güçlüğü pek açık. Temsil, senkronize dalmada daldıktan sonra tekrar yukarıya çıkış ciddi sorun yaratırmış gibi geliyor bana. Aynı sorun özellikle de zamana karşı yapılan bütün “su”lu müsabakalarda önümüze düşecektir.
Kısaca o büyük zatın hayıflanarak sorduğu “Halkın büyük bir çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede bugüne kadar bir olimpiyat düzenlenmedi. Sorarlar insana niçin?” sorusu cevaplandırılması gereken bir sorudur.
Olimpiyatlar İnsanlar arasında dil, din, ırk , cinsiyet ayrımı yapmadan düzenlenen sportif organizasyonlardır. Ülkeler ve insanlar arasında barışı ve dostluğu pekiştirir. Baştan saptanmış uluslararası kurallara ve yapılan sporun mantığına uygun kıyafetlerle yapılır.
Profösör unvanlı öyle bir değil, iki değil,üç değil hani sınırlı sayıda olsalar adamları mumyalar gelecek kuşaklara gösterirdik kadınların bikinilerini, mayolarını, epilasyonlarını tartışan bu zavallılarla, bunlara çanak tutan gazetecileri ,tivi’cileri...Ancak Türkiye artık öyle bir iklim kuşağına girmiş,meridyeni kaymış ki bu türden insanlar sürü sepelek. Baksanıza o en büyük usta, sorusunun içine din vurgusunu katmadan yapamıyor.
Ben bu büyük zatın Olimpiyatlara ilişkin yukarıya aynen aldığım sorusuna pek değerli ve pek salih Ali Rıza Demircan kardeşimizin , büyük bilimci adı güzel Abdülaziz Bayındır biraderimizin, aydınlık bakışlı Zekeriya Beyaz Bey’in ve dünya tatlısı Cübbeli Ahmed’in bir yanıt vereceğini umuyorum. Elbette Akitçilerin, Zamancıların ve bilhassa Hayrettin Karaman Hocamızın değerli fikirlerini beklemek de hakkımız. Bu arada fırsatçılık olarak değerlendirilip kınanma pahasına benim de küçük bir sorum olacak: Kadınlar şöyle diz kapağının bir karış kadar altında olması kayıt ve şartıyla, bermuda tipi ve dalınca su dolmasını engellemek için cepsiz, bedene yapışmayan cinsten hafif dökümlü üstü tamamen kapalı ancak, kolayca dalmak için dirsekten itibaren parmak uçlarına kadar açık,artık buna bir ad bulacağız, giysiyle ve elbette türbanlı olarak senkronize dalma yapılabilir mi?
Büyük ilimcilerimizin bu soruyu ciddiye alacaklarını umuyorum. Zira o büyük ustanın da merakını giderecek mahiyette olacaktır kıymetli yanıtları..