Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Mehmet Bozkurt

Mehmet Bozkurt

Şebeke

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:35 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:35

Epeyce bir süredir içeride gürül gürül yatıyor Yalçın Küçük. Kulağı çınlasın,bunlara pek haklı olarak “çete” demez “şebeke” derdi. Hoca her daim “çete” kavramına saygın bir anlam yüklemiştir. Yalçın hoca 1920’de Ege’de emperyalist saldırıya karşı ilk diklenenlerin çeteciler olmasından hareketle onlara özel bir değer biçmiştir hep. Günümüzde ortalıkta dolaşan suç örgütlerine “çete” denmesine yüksek sesle itirazdır kitabının adı: Şebeke.

Bir örgütlenme çeşididir. Samsun/Canik ekibinin üye profilini görünce aklıma geliverdi Yalçın hoca. Kendilerinin kendilerine taktıkları ad “ekip” ama sanki bir çalım “şebeke” ymiş gibi geliyor bana.

Şebeke birden fazla kişiden oluşur. Üyeleri hiyerarşik bir sıra dahilinde birbirlerine bağlı ve bağımlıdır. Siyaset adamından medya çalışanına, medya medya çalışanından iş adamına, iş adamından sosyete mensubuna, sosyete mensubundan gariban hizmetliye , memura, amire saydırmayın bana şimdi tek tek aklınıza gelebilecek her meslek erbabından er ya da hatun kişi şebeke mensubu olabilir. Tanrı hariç.

Onlar kendilerine “ekip” diyor. Siz “şebeke” diye okuyun. Yazmışlar kocaman harflerle, Samsun sokaklarını afişlemişler: “Bu Başarı Ekip İşidir…”
Doğrudur. Tam ekip işi!

Şehir Plancıları Odası uyarmış TOKİ’yi dere yatağı, gevşek zemin, sel riski çok fazla yapmayın, etmeyin diyesiymiş ama “ekip” milletin yuvasını yapmaya karar vermiş bir kere.

Şebeke… Onlar kendilerine “ekip” diyor.

Eskiden olsa gayet olağan karşılanacak olan, şimdilerde ise bu inanılmaz cesaret karşısında hemen herkeste hayranlık uyandırdığından kuşku duyulmayacak soru bir gazetecinin ağzından paldır küldür düşüyor ortaya. Buyurun soru şu: “ TOKİ’ ye satılan arazi kime aitti?”

Canik Belediye Başkan Yardımcısı Selçuk Kemeröz kendisine yöneltilen bir soruya pek şaşarak, ama nasıl da rasyonel ve bir defada cevabı yapıştırıvermiş: “İnsan arsa alamaz mı?”

O kadar. Kimin itirazı olabilir ki alıp satmaya…

Ancak önemsiz ve o ölçüde basit bir ayrıntı var, dere yatağındaki bataklık arazileri üç otuz kuruşa satın alan Canik Belediye Başkanı Osman Genc’in abisi oluyormuş Samsun Gazeteciler Cemiyeti Başkanı İsmail Temiz’in demesine göre.

Ekipte , anlaşıldı siz şebeke demekte ısrarlısınız, rasyonel aklın sahibi Selçuk Bey’in ablası ile Canik Belediye Başkanı Osman Bey’in ağabeyi Muammer Bey’in eşi hani kadınların “altın günü” vardır ya ayda bir felan yapılan, bir araya gelip sırayla altın toplarlar, bunların ki arsa oluyor ve biri öbürsüne her ay arsa devrediyor. Bu eylenceli toplantılarda bir yandan börek çörek, bir yandan arsa devirleri.

TOKİ ‘ye satış sonra.

Fotoğrafı görmüşünüzdür, yayımlandı . Bütün şehirlerde o bildik bir örnek, ancak Fransız balkon tipiyle fark yarattığı söylenilen , sormayın işte, balkonun Fransız olanının ne menem bir şey olduğunu bütün gayretime rağmen fotoğraftan çıkaramadım, ben de bilmiyorum, TOKİ evlerinin önünde çektirilen ve afişe dönüştürülüp Samsun ve Canik caddelerinde sergilenen fotoğraf/afişten söz ediyorum. Ne yazıyordu altında : Ekip işi…

Şimdi bana sorsalar, sormazlar da, hani sorsalar çoluk çocuk 11 kişinin çamur deryasında çırpınarak can verdiği o nehir yatağını hiç bozmadan, şu andaki haliyle moloz ve çamur yığınlarını ve Fransız balkonlarıyla koruma altına aldıktan sonra o afişi heykele dönüştürüp arazinin orta yerine dikin ve altına da “Ekip işi” diye yazın derdim. Vesselam.

Yalnız bu arda artık sizin “şebeke” dediğinizi tahmin ettiğim heykeli dikilecesi bu ekibe, ısrarla, haşa, Tanrıyı da dahil etmeye çalışan Faruk Bey’i anlayabilmiş değilim.

Faruk Bey mi?

Faruk Bey ilahiyatçı. Profesör. Doğal olarak “Dr.” si de var. SoL’da okudum. Anlayamadığım şey, Sabah gazetesinin “Doğanın Öcü Felaket Oldu” manşetiyle okuyucularının karşısına çıkmasıyla Faruk Beşer Bey’in bu ifadeye olan itirazıdır.

Şimdi tutun beni.

Dayanamyacağım. Tehlikeli sulara doğru kulaç atmaya başladım bile. Ayağımdan da çekiliyor muyum ne?

Galiba çekildim de!

Şimdi elimizin altında , Sabah’ın manşeti olan ve “felaketi doğanın öcüne” bağlayan ifadeye Faruk Bey’den gelen itiraz notu var. Bu itiraz Samanyolu Haberin geçtiği “ Suç Doğa’nın mı, Yoksa...” yazı başlığıyla birlikte okunduğunda , nokta nokta geçilen yerleri doldurmak için dayanılmaz bir istek duyuyor insan. Temsil, şöyle bir şey olabilir mi : Suç Doğa’nın mı Yoksa Tanrı da mı ekip üyesi... Elbette haşa huzurdan…

“Dellenme günaha giriyorsun” derseniz ikirciksiz kabüllenir Tanrı’dan ve sizlerden özür dilerim ama, ne bileyim, hükümet cenahından gelen açıklamalar o kadar gülünç şeyler ki ne diyeceğini bilemiyor insan!

Mehmet Bozkurt 'ın Son Yazıları