Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Mehmet Bozkurt

Mehmet Bozkurt

Murat Bardakçı'nın Tarih Anlayışı

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:30 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:30

Tarihi tarihçilere bırakalım. Herkes arşivlerini açsın, araştımacılar dalsınlar belgelerin arasına kim kimi kesmiş kim ne kadar kesmiş, ilkin kesmeye kim başlamış gün yüzüne çıkarsınlar. Bütün mesele bu kadar basittir. Zaten geleneksel devlet yöntemidir işlenen cinayetleri, özelikle de kendi işlemiş olduklarını dosyalamak.

Temsil, Tarih Kurumu’nun Ermeni Meselesi Masası olacak ya, araştırmacı tarihçi bu masa’ya başvuracak sırt numarası 1915 olan dosyayı önüne açacak... Belgeler tarih sırasına göre düzenlenmiş olacak aman ne güzel “mukatele” var. Karşılıklı vuruşmuşlar.

“Tehcir” mi?

Hani şu sayıları günümüze kadar tartışıla gelen ve adları yolda ‘larken “kütük”lerden silinenler.

O başka. Talat Paşa’nın telgrafı var bir de “kara kaplı defteri” tehcir edilenlerin sayısı 924 bin 158 il il, ilçe ilçe dökümünü yapmış “Büyük Efendi Talat Paşa”,toplamış, çıkartmış Yusuf Halaçoğlu kulağı çınlayısıca itiraz etmişti, Tarih Kurumu eski başkanı, “o planlanan sayı” demişti. “Evdeki hesap çarşıya uymadı çarşı 413”... Tehcire tabi tutulan 413 bin imiş! Orhan Pamuk 1 milyon dedi. Ölü sayısını verdi. Tehcir için rakam vermedi. Ama onun ki hükümsüz çünkü tarihçi değil. Ancak Halil Berktay başka, o tarihçi. Ne ki onun de ne dediği belirsiz, 300 ila 600 bin arasında gidip geliyor, arada orta bir yerde dursa temsil 450-500 felan dese kuvvetlice el sıkışıp “koyun pazarlığını” bir yere bağlayacaklar ama adam titiz ve mütereddit. Rahmetli Gündüz Aktan 517 bin 113 demişti bir televizyon konuşmasında ve ölü sayısını da “civar” olarak vermişti: 300 bin civarı… Örnekler çoğaltılabilir ve bu güne kadar tahmin düzeyinde olsun “sayı” da anlaşabilen tarihçiye ben denk gelmedim.

Bir de Murat Bardakçı var. Üstelik Talat Paşa’nın “Evrak-ı Metrukesi”ni ”kara kaplı defter”i yayımlayarak hayırlı bir de iş yaptı. Çizelgeler var, sürgün yeri olarak belirlenen yerleşim alanlarının sürgün öncesi ve sonrası nüfus sayımı sonuçları da bu çizelgeden takip edilebiliyor. Ciddi bir artış söz konusu değil yani çoğu sürgünün sürgün yerine erişemediği anlaşılıyor. Ancak Bardakçı’nın sorguladığı bu değil. Bardakçı, Ermeni ve Ermeni yanlısı Batı tarihçilerinin ileri sürdükleri 1 milyon 500 bin ile 2 milyon 500 arasında değişen kayıp Ermeni sayısını aşağıya çekmenin iştahıyla “kahramanlığını anlatırken hırsızlığını ifşa ediyor.”

***

Şimdi keyfi kaçmış.

Keyfini kaçıran Prof. Kemal Çiçek’in bulduğu belgelerden bazılarının, sürgün Ermenilerin mektupları olması.

Hak vermemek elde değil. Tamam buldun o mektupları da benim şeker kardeşim bunları yayımlamak Türk Tarih Kurumu’nun işi mi? Veririsin belgeleri overlokçular derneğine yayımlatır sonra da kıyameti koparırsın “tarih tariçilerin işidir overlokçuların değil” diyerek. Türk Tarih Kurumu’nun işi Ermenilerin eline hele de böylesine hassas bir dönemde belge vermek mi olmalı?

Sahi Tarih Kurumu neden Bardakçı damarından gelenlere emanet edilmez ki?

Bardakçı’nın yakınması ne kadar da yerinde:

“… Ancak bu mektupları Türk Tarih Kurumu’nda görevli bir araştırmacının mı, yoksa senelerden bu- yana ‘ Türkler zavallı Ermniler’e neler yaptılar, hepsini sürüm sürüm süründürdüler’ diyenlerin mi, yani diasporanın mı yayımlaması gerekirdi?”

Haklı.

Araştırdın buldun belgeleri. Okuyacaksın. Savunduğun teze aykırı bir kelime, cümle varsa un ufak edeceksin belgeyi. Hani okudun ya, okuduğundan aklında kalanı da unutacaksın ki dalgınlık bu, ne olur ne olmaz ağzından pırtmasın!

Mektupların ortak yanlarının yazanların geride bıraktıkları akraba, eş ve dostların akıbeti hakkında duydukları merak ile yoksulluktan şikayet olduğu görülüyor. Murat Bardakçı’nın keyfini kaçıran cümlelerin de yer aldığı Suriye’nin Hama Kampı’ndan dönemin Amerikan Konsolosuna yazılan mektuptan kısacık bir bölümü fikir olsun diye aktarıyorum:

“… Şimdi biz burada validem ve hemşirelerim ile beraber olarak oturmaktayız. Hiçbir para harçlığımız olmadığından pek sefil olmaktayız. Rica ederim bize bir miktar parayı...”

Mektup(lar) Halep’teki Amerikan Konsolosluğunun arşivinden çıkıyor. Belli ki menzile gitmek için yola bile çıkamadan Konsolosluğun arşivine tıkılmış. Diasporadan önce de davranıp ele geçirmişsin işte ne güzel. Yok et be cancağızım. Sonra da bağır: Karşılıklı arşivleri açlım!

Ne demeye yayımlıyorsun?

“Biz bu kafada devam edip üstelik karşı tarafın yapması gereken işi kendimiz yapmaya heveslenerek ‘öldürmedik ama süründürdük’ demeye kalkıştıkça hiç merak etmeyin, gündeme daha çoook Ermeni tasarısı gelir...”

Bu sözler Bardakçı’nın ve “o”lar da ona aittir.

Bardakçı haklı. Durup dururken “ Ermenileri süründürdüğümüz” lafzını yalan da olsa elimizle başımıza bela olarak sarmış olduk.

Neyse ki Türkçemizde “sözde” diye çok güzel bir sözcük var. Bir süre idare ederiz!

Mehmet Bozkurt 'ın Son Yazıları