Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Mehmet Bozkurt

Mehmet Bozkurt

Mardin Cezaevi'nden bir fotoğraf

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:29 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:29

Fotoğrafa kilitlendim, bakıyorum.

Okul çağındasınız. Hani, okulun son günüymüş, karnelerinizi ya da mezuniyet belgelerini almışsınız da dağılıp gideceksiniz oraya buraya. Uzun bir süre görüşemiyeceksiniz ya, son bir toplu resim, hatıra niyetine. Ortada öğretmenleriniz. Kiminiz ayakta, kiminiz oturmuşsunuz. Birbirinize sokulmuşsunuz, omuz omuzasınız. Başka türlü nasıl girecektiniz ki foroğrafa. 64 yazıyor fotoğraf altında. Saydım her defasında 63 çıktı. Sonra farkettim ki oturanlardan soldan üçüncünüz kaybolmuş adeta biri sarı öbürsü kara iki baş arasında. Yalnızca bir çift göz.

Gözleriniz sevdiklerinize uzak düşmenin hüznünü gizleyemiyor olsa da aydınlık ve ışıl ışılsınız hepiniz.
Saçlarınızı özenle taramışsınız.

Görüyorum.. Avlunun loşluğunda kızım yaşında duruyorsunuz hepiniz. Öylece ıssız.

Ne yaptınız?

Taş mı savurdunuz, içerisinde “demirden amcaların” olduğu, demir araçlara?

Dersliklerde yumurta mı attınız masal anlatıcı, inkarcı dedelere?

“Yersiz” sorular mı sordunuz yalan tarih yazıcılarına?

Yoksa, yanıp her defasında küllerinden yeniden doğan Zümrüt-ü Anka benim diyerek baş kaldırıp asi mi oldunuz sizi sürüleştirmek isteyen muktedirlere? Doğunun bebelerinin “taş bebekler” olmadığını, “analarının ova”, “babalarının dağ” olduğunu söylemişti bir ozanımız şiirinde. Hatırladığım kadarıyla şöyle olmalıydı son dizesi:

“...ve emzikleri tüfek.”

Nerelerden topladılar sizleri?

Kapılarını kırarak mı girdiler çocuk düşlerinizin ısıttığı yoksul öğrenci evlerinize... Hani şu okumak için gittiğiniz kentin varoşlarındaki bodrum katlarında ikişer üçer paylaştığınız hayatları panzerlerle mi kuşattılar... Hangi zalim yasadır sizi annelerinizin ellerinden koparıp alan? Ya da belki de okul çıkışı yolda yürürken, belki daha adil ve özgür bir hayat çağrısı yapan bildirileri dağıtırken ya da gazete satarken ya da bir toplantı sonrasında güle oynaya dağılırken mi yapıştılar bileklerinize, saçlarınıza. Oysa fotoğrafta nasıl da çocuksunuz... Bütün çocuklar gibisiniz.

Kürt çocukları.

Kürt çocuklarının pazar tezgahından erik araklarken ya da yasak alanda kağıt mendil satarken yakalanmaları halinde bile örgütlü suça sokulup Terörle Mücadele Kanunu’nun hükümlerine göre yargılanmalarının ihtimal dahilinde olduğu bir ülkede yaşıyoruz. İleri demokrasimizin geldiği nokta burasıdır. Kendi Kürtlerinin haricinde kalan her Kürt, çoluk çocuk, kadın, erkek için hapishane aynen “ Külli nefsin zaikatül-mevt” hükmündedir. Bu “Her canlı ölümü mutlaka tadacaktır” anlamına gelir. Ancak siz bunu , “Her muhalif Kürt hapishaneyi mutlaka tadacaktır” mealinde okumalısınız.

***

İncecik bedenlerinizle birbirinize yaslanmışsınız. Çocukluğunuzu ele veren sadece bedenlerinizin naifliği değil gözlerinize oturmuş anne özleminin, çocuksu yalnızlığın, özgürlüğe hasretin fotoğrafa düşen izdüşümü sanki.

Fotoğrafta ortada oturanlar, yani öğretemenleriniz, onlar “sınıf anneler”iniz olmalı. Vakur ve mağrur. Beyaz tülbentlerinin saçakları iğne oyalı... Son derece sade...

Not: Sözkonusu fotoğraf 20 Ocak tarihli Özgür Gündem’in ikinci sayfasında yayımlanmıştır.

Mehmet Bozkurt 'ın Son Yazıları