Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Mehmet Bozkurt

Mehmet Bozkurt

Koyun

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:29 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:29

“Koyunlar sayıya sığmayacak kadar çok olsa kasap onların çokluğundan korkar mı hiç? Hepiniz de çobansınız. Peygamber de çobandır. Halka gelince sürüye benzer. Peygamber onların çobanıdır, onları sürer durur. Kızar kahreder de koyunlara bağırırsa bu bağırış sevdiğindendir, hepsini sever de ondan bağırır.” (Mevlana,Mesnevi cilt:3,s.,339)

***

Çobanlık peygamber mesleğidir.

Bütün peygamberler çocukluk ya da gençlik dönemlerinin bir kertesinde mutlaka bulaşmışlardır çobanlığa.

Mevlana’dan yapmış olduğum alıntı ve ardından kurduğum cümle yeterince ikna edici olmayabilir. Peki şuna ne demeli?

Şu, dediğim Cabir...

Cabir “peygamber sözü aktarcısı” bir mütefekkir.

Günün birinde Peygamber ve yakın dostlarından birilerinin pikniğe gittiklerini öğreniyoruz Cabir’den. Sohbet esnasında bir vesileyle peygambere hiç koyun güdüp gütmediğini sorası geliyor Cabir’in. Peygamberin yanıtı geçmiş ve gelecek bütün kuşaklarda kuşku bırakmayacak berraklıkta:

“Hiçbir Peygamber yoktur ki koyun gütmemiş olsun.”

Buna ne buyrulur!

Evet, çobanlık peygamber mesleğidir.

***

Temsil Hz. Adem, ziraat yüksek mühendisi (Çiftçi) Hz. Şid, tekstil yüksek mühendisi (Hallaç) Hz.İdris, stilist (Terzi) Hz. İbrahim, yüksek mimar (Taş ustası) Hz. Yusuf, Toprak Mahsülleri Ofisi zinciri sahibi (tahıl borsacısı) Hz. Nuh, gemi inşa ve makine mühendisi (tekne yapıcısı) olarak kayıtlara geçmişse de bu kariyerlere ancak olgunluk dönemlerinde erişebildikleri aklımızın bir kenarında tutulmalıdır. Zira bu saydıklarımın ve sayamadıklarımın çocukluk ve genç irilik dönemlerinde çobanlığın bir “kader” olarak önlerine düştüğü görülür. Sadece küçük bir fikir vermek için işaret ediyorum, yüksek mimar Hz. İbrahim’in köpeklerinin sayısının 6 bin adet olduğu düşünülürse güttüğü sürünün sayısını varın siz hesap edin!

Hz. Muhammed’in de gelişim çizgisi farklı değidir. O da kariyerine koyun güdücülüğü ile başlamış sonra ithalat/ihracat ağırlıklı olarak sürdürdüğü meslek hayatına,yaşının epeyce ilerlemiş bir safhasında “cihad”ı da ilave etmiştir.

***

Sırtı o” mübarek” el tarafından sıvazlanan nadir hayvanların başında gelir koyun. Kıldan ince Sırat Köprüsü’nden onun sırtında geçilecektir. Koyun saygı duyulası hayvanlar listesinde deveden sonra gelse de keçiden ileridir. Koyunların Keçiden bir adım ileri olmasının nedenini meraklıları için açıklama gereğini duyan Nablisi Efendi, onların keçi gibi inatçı ve haytalık yapmadıklarını itaatkar ve salih yaratıklar olduklarını işaret buyurduktan sonra, avret yerlerinin de kuyruklarıyla örtülü olmasını “rüya tabiri” yle açıklar. Hatta işi, rüyasında koyun gören erkeğin Allah’tan bir mani olmazsa örtülü, namuslu ve güzel bir kadınla evleneceğine dair bahse girmeye kadar götürdüğü söylenir Nablisi Efendi’nin!

Kısaca çobanlık Peygamber mesleklerinin en hasıdır.

Ancak her çobandan peygamber çıkmadığı gibi Peygamberlik zincirinin sonununa gelineli de çok oluyor.

Okuduğum kadarıyla siyasi literatürümüze cümle içerisinde çoban ve koyun sözcüklerini hiç kıvırtmadan ilk kullananlardan biri Vahdettin Bey’dir: Halife/ Padişah Mehmed.. ”Kıvırtmadan” dememin nedeni samimiyetine olan inancımdandır! Vahdettin Bey, son Osmanlı Meclisi’ne milletvekili seçilerek Anadolu’dan gelen, Müdafa-i Hukuk’çu Rauf Orbay’a şunları söylüyor: “..Rauf Bey... Bu millet koyun sürüsü. Buna bir çoban lazım. O da benim!” Vahdettin buna inanıyor. Vahdettin milletin “koyunluğuna” ve koyun takımının çobansız yapamayacağına samimiyetle inanıyor olmalı ki “siyasi muarız”ına bunu açıkça söylemekten çekinmiyor. Sürüden ayrılanlara çok kısa bir süre sonra da “kesim” emri veriyor.

Şimdilerde koyun yine gündemde...

Ülke yönetimi denilince aklına her nedense derhal koyun geliyor. “10 koyun verseler kaybederler” deniliyor. ”Koyun gütmeden bu memleketi nasıl idare edeceksin” en revaçta laflardan biri.

Döl verimi, et verimi efendime söyleyeyim süt, deri, yapağı verimine göre sınıflandırılıyor koyun takımı.

Dölün üç olması tabi ki makbul... Eti benim kemiği senin gayet mükemmel. Süt sağımı artık fark etmiyor, acıtsan da olur. Aman dikkat yapağısını yolarken yaralayıp bereleme derisine mukayyet ol.

Sürüden ayrılanı mı?

Kes!

Akkaraman var. Morkaraman var. Merinos var. Merinos az, eskiden eh, fena değilmiş. En çok “Ak” olandan var. Okudum, koyun varlığımızın yüzde 44’ünü oluşturuyormuş Akkaraman. Uzmanlar önümüzdeki yıllarda sayılarının artacağına kesin gözüyle bakıyor. Et ve süt verimleri az olmakla birlikte sürü terbiyesi aldıklarından güdülmesi diğer türlerine göre gayet kolaymış. Yapağıları da kolay kırkıldığından elverirmiş.

***

Siz bu yazıyı tam da Nazım’ın doğum gününde okuyor olacaksınız.

Nazım’ın o ünlü şiirinde koyun, “mağrur” bir edayla “salhane”ye doğru adeta koşaradım giderken çıkar karşımıza hatırlayacaksınız “Gocuklu celep” kaldırmıştır sopasını. Mevlana’nın dediği gibi: Aldırma sevdiğindendir!

Ne diyeyim

Akkoyunum,
Karakoyunum,
Merinosum,
Ötesine benim de “dilim varmaz”.

Mehmet Bozkurt 'ın Son Yazıları