Mehmet Bozkurt
Hoşgörünüze sığınarak tartışmalara katılıyorum
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:24 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:24
Tahammülünüz için teşekkürler.
Tartışılan konuda merkeze alınan iki kavram var: Hoşgörü ve tahammül... Bu iki kavramı başlığa çıkaran Yeni Şafak gazetesi yazarlarından Hayreddin Karaman... Savunduğu, benim anladığım ve anladığımın kendi lisanımca en özeti şu: Olanakları olan Müslümanlar Müslümanca bir yaşamın sürdüğü yerlerde yaşasınlar. Şartlar uygun değil ve onlarla yaşamak zorundaysanız siz de “tebessümünüzü esirgeyin”, surat asın, selam bile vermeyin. Sabredin, tahammül gösterin. Şartlar uygunsa ıslah etmek için “müdahale” edin.
“Müdahale”den anladığımın özeti de kendi lisanımca şu: İkaz edin... Olmadı mı, kötü kötü bakıp parmak sallayın... Bak sen yine olmadı omuz atın, çelme takın, kulağını ısırın, yani, şimdi tahammülün de bir sınırı var. Gidinin imansızı... Şurama geldi be!
***
İslami cenahta yazılarını okuyup fikriyatlarını Kur’an’a en yakın bulduğum üç beş yazardan biri Hayreddin Karaman’dır. Hakbilir kişilersek, bunu, onun Kur’an’ın kesin hükmü olan ve uymayanların doğrudan cehenneme, Ebu Leheb’in yanına gideceği riba’ya (faiz) ilişkin verdiği titrek, arkadan dolanan, Fazlurahmancı (Çağı kendine uyduramıyorsan sen çağa uy. Kur’an’ın tarihselci yorumu) fetvalarına rağmen kabul etmek durumundayız.
Bana göre günümüzde Adurahman Dilipak, Mehmet Şevket Eygi, Mustafa İslamoğlu ve geçmişte Ebusuud Efendi ya da Zenbilli Ali Efendi’yle yarışacak ölçüde Allah’ın Kelamı’na vakıf, hayırlı, salih kullardandır Hayreddin Karaman. Gerçek İslam... Hem de profesör!
***
Aslında bu tartışmalar İslami kesimde hep yapılagelmiştir. Çok yeniymiş gibi dehşete kapılıp ayaklanmanın bir anlamı yoktur. Sağa sola bükülmeden, öne arkaya eğilmeden, kısaca kıvırtmadan, Emre Kongar’ın 3 Mart 2011 tarihli Cumhuriyet’te “Siyasal İslam ve Demokrasi İçin Üç Basit Soru” başlıklı yazısında sorduğu “Bir insan hem Müslüman hem de demokrat ve laik olabilir mi” sorusuna yanıt verilmelidir.
Emre Kongar kendisini yanıtlamış: Olur...
Hayrettin Karaman da tartışmalara yol açan yazısında bu sorunun peşine düşmüş ve yanıtını da gayet açık ve net gayet Kur’an’i ve İslami vermiştir: Olmaz.
***
Demokrat ve laik kesim Kur’an ayetlerinin yanlış yorumlandığını ve değişen koşullara göre bazı ayetlerin hükmünün de değişebileceğini, bunda Allah’ın emirlerine karşı bir aykırılık aranmaması gerektiğini ileri sürmekte, günlük hayat tarzına dair müdahaleleri büyük bir saflıkla sorgulamaya kalkmaktadır.
Öte yandan birlikte çatışmasız yaşamanın yollarını arayan müslümanlar çokça var ama kabul etmeliyiz ki Kur’an hükümlerine göre bunları da öte tarafta bekleyen hayli ciddi bir kabir azabı var.
Var çünkü “çağ sana uymuyorsa sen çağa uy” sözü Türk ve Müslümanlara ait atasözüdür.
Fazlurahmancılık, Türkiye'deki uzantısı Fethullahçılık oluyor, bu atasözünün günümüzdeki ilmi karşılığıdır.
Fazlurahmancılık İseviliği ve Museviliği da hak din olarak görür. Dinler arasında diyalogculuğu savunur. Kur’an’ın somut bazı olaylar için getirmiş olduğu hükümlerin, dolayısıyla bu hükümleri ihtiva eden ayetlerin çağın ihtiyaçlarına göre değiştirilebileceğini öngörür. Ayrıca hadislerin çoğunun Muhammed’in ölümünden sonra uydurulduğuna dair yaygın bir inanca sahiptirler. İtibar edilmemesi gerekir.
Şimdi Hayrettin Karaman’ın “tebessümünüzü esirgeyin” dediği kesim var ya, hani oruç tutmayan, namaz kılmayan, şort... Bikini... Eşcinsel... Nikahsız yaşayanlar şu, bu. Bana kalırsa Fazlurahmancılar ve Türkiye’deki kolu Fethullahçılar öte dünyada zorluk derecesi epeyce yüksek bir sınavdan geçeceklerdir ve durumları demokratlar başta tüm laikçi kesimden daha az beter değildir. İşte buyurun Al-i İmran ayetinin 85’inci suresi: “İslam’dan başka din arayan, bilsin ki, o din asla kabul edilemez.”
Çok açık, bu ayet bırak diyalog kurmayı diğer bütün dinleri kesin bir dille kabul edilemez sayıyor..
Bir de Enam ayetinin 115’inci suresine buyurun: “Allah’ın kelamını (Kur’an) kimse değiştiremez”.
Fethullahçıların bu dünyadaki işleri iş de, öbür dünyadaki durumları kritik görünüyor.
Ben Hayrettin Karaman’ın da durumunu bütün İslami duruşuna rağmen pek parlak görmüyorum. Çünkü onun Allah’ın en hassas olduğu riba(faiz) konusundaki düşünceleri Kur’an’a aykırı görülüyor. Fetvalarında faizin enflasyon farkı olarak alınabileceğini söylüyor ki bu, durumu son derece berbat bir hale sokuyor. Bakara suresi vehamete açıkça işaret ediyor: “Faiz yiyen kimseler kabrinden tıpkı şeytan çarpmış kimseler gibi çarpılmış olarak kalkarlar. Onların bu hali ticaret faiz gibidir demelerindendir.”
Tebessümsüzlüğü öte tarafta başına gelecekleri kestirmesindendir. Fazla üstünde durmaya değmez.