Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Mehmet Bozkurt

Mehmet Bozkurt

Gazcı Muammer Bey

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:19 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:19

Şurası burası fark etmez, yaşadığınız kentte bugüne kadar valilik makamında bulunmuş üç kişinin adını şöyle bir sıralayın diyene tuhaf gözle bakmanın hiçbir sakıncası yoktur. Hele de başkent ya da İstanbul türü “megakent” ise sözkonusu olan, akıllar daha çok karışacaktır. Böylesi kentlerin yani “büyük adamların” gani olduğu büyük kentlerin valileri kimi özellikleriyle temayüz etmemişlerse isimlerinin zihinlerde yer edinme şansı hemen hemen hiç yok gibidir.

Temsil, yaşadığım kent olan Ankara’nın valilik makamında oturan zatın adını öğrenmeme kış mevsiminde bulunmamız vesile oldu.

Kışın kar yağabileceği ihtimalini öngören sayın valimizin bu ferasetine diyecek bir şey elbette yok. Herhangi bir aksaklığa meydan vermemek için muhtemelen yaz ortasında hazırlayıp medya merkezlerine sonbaharın başında sunduğu “Akşam saatlerinden itibaren kuvvetli rüzgar ile birlikte etkili kar yağışının başlayacağı ve ayrıca ani sıcaklık düşmesiyle buzlanma ve don olaylarının beklendiğine” dair okulların kapanmasına yönelik kararnamenin yaz ortasında hazırlanmış olması başlı başına bir uzakgörüşlülük değildir de nedir, ne denebilir ki... İlk karla birlikte çekmecelerden çıkartılıp kararnamenin kamuya duyurulması tam bir koordinasyon şahikası... Buna da alkış... Evet, ama yetmez. Sadece bu özellikler bir valiyi tarihe taşımaya yetmez.

Tam bu noktada, valilerimizin zihinlerde yer edinip tarihe geçmek ve kuşaklar boyunca hatırlanmaları için “kışın kar yağar, kar yağınca okullar iki gün kapatılır” bilgisiyle yetinmeyip, kendilerini başka maharetler de zenginleştirip çeşitlendirmeleri gerektiğini cesaretle söylemek durumundayım.

Böyleleri az da olsa vardı ve şimdi biz onları mevsimsel öngörülerinin dışındaki maharetleriyle hatırlıyoruz. Açıkçası bugüne kadar kar yağdığı için okulları tatil eden vali olarak hatırlanan ve bu özelliğinden ötürü kent tarihine adını yazdıran birini hiç duymadığımı bilmenizi isterim!

***

Temsil, eski Ankara Valilerinden Nevzat Tandoğan..

Az çok mürekkep yalamış herkesin en azından adını duymuş olmasının nedeni valiliğin yanı sıra belediye başkanlığını da uzun yıllar sürdürmüş olması değildir herhalde. Bana göre o, bir kasketli köylülerin Ulus Semti’ndan Kızılay istikametine geçip görüntüleriyle “nezih” bay ve bayanları rahatsız etmemeleri için yol boyunca köylü avına çıkarttığı zabıta timleriyle, iki “Bu memlekete komünizm gerekiyorsa onu da biz getiririz, size ne oluyor” lafıyla tarihe geçmeyi hak etmiştir. Eh, buna bir de ölümünün kendi iradesiyle olduğunu ilave edersek kişisel tarihinin, kent tarihine geçmesini sağlayacak “ilginçliklerini” çoğaltmış oluruz... Akılda kalmayı hak etmiştir.

***

Fahrettin Kerim Gökay da kent tarihlerine adı kazınmş valilerimizden biridir. 1949’dan 57’e kadar sekiz yıl İstanbul Valiliği yaptı. “Emraz-i Akliye Uzmanı”, sokak diliyle söyleyecek olursak bildiğiniz “Deli Doktoru.” "İstanbul halkı gürültüden fıttıracak" diyerek klakson çalmayı yasaklamış bir vali ki, yasağa uymayanlara ağır para cezası kestirirken, bunlar paralı takım oluyor gariban “vesaire ” takımını ise polis marifetiyle sopalatıyor.

Bir de ünlü lafı var. Ne yalan söylemeli pek isabetli... Kendisine “deli bücür” diyen dönemin Başbakanı Adnan Menderes’e yetiştirdiği laf unutulacak gibi değil: “O bana deli derse buna kargalar güler, ama ben ona deli dersem, hayatı boyunca akıllı olduğuna kimseyi inandıramaz!”

“Bücür” denmesi boyunun kısalığından. Azılı bir içki düşmanı delibozuk bir Yeşilaycı olduğundan rakıcı taifesi tıtıklı 35’liğe, bücürlüğüne gönderme yaparak, bir de ad takmışlar: “Fahrettin Kerim..” Yetinmemişler, Fahrettin Kerim’i içerlerken Fahrettin Kerim’in kısıtlamalarına cevaben bir de mani uydurmuşlar: “Mini mini valimiz, ne olacak halimiz..”

***

Nevzat Tandoğan ve Fahrettin Kerim Bey “kar yağdı okullar iki gün tatil”in dışında söylem ve eylemleriyle özellikle de görev yürüttükleri bu kentlerin tarihlerine girmişler, ölümlerinden sonra da isimleri günümüze kadar taşınıp gelmiştir... Bir de Muammer var. Gazcı Muammer...

Gazcı Muammer henüz tarih olmadı ama tarihsel kişilik olma yolunda arkasında çok sayıda belge ve bilgi bırakarak yürüyor. Şimdilerde akepe’den milletvekili aday adayı olan Gazcı Muammer’in “unutulmaz valilerimiz” başlığı altında düzenlenecek listenin ön saflarında kendisine bir yer bulacağı kesin. İster misiniz milletvekili seçilmekle kalmayıp iç güvenlikten sorumlu bakan yapsınlar, İçişleri Bakanı demek istiyorum.

Gazcı Muammer’in İstanbul’un tarihine düşmesine vesile 2007-8-9 yıllarındaki 1 Mayıslar olmuştur. Her üçünde de kullandığı taktik öz itibariyle aynı olmakla birlikte 2008 1 Mayısında ortaya koyduğu performans bir çalım Fatih Mehmed’in İstanbul’u zaptına benzer. Özellikle Fatih’in İstanbul’a dışarıdan gelmesi muhtemel yardımların önünü almak için yapmış olduğu kuşatma harekatının benzerini uyguladığını söyleyebiliriz. Son Osmanlı Gazcı Yandım Muammer’in Avrupa ve Anadolu yakasından gelecek işçi ve emekçileri taşıyan araçları İstanbul’un sınırlarına girdiği anda durdurmasının, ona Başbakan'ın da övgülerini kazandırdığını hatırlayanlarınız olacaktır. Kentin içindeki emekçi merkezlerini sabah alacasında kuşatıp esir almasını, Fatih’in gemilerini karadan kaydırarak yapmış olduğu dahiyane şaşırtmacaya benzetenler çok olmuş, dönemin İçişleri Bakanı tarafından iki “tuğ”, bir gümüş kakmalı kılıç ve bir adet dolmakalemle taltif edildiğini hatırlayanlarınız elbette olacaktır. Fatih’in dönemine göre gelişkin, çağımıza göre pek geri “Rum Ateşi” denilen ve mancınıkla atılan ateş topları yerine, tüfekle atılan gaz bombalarını kullanması tam bir yaratıcılık örneği olmuştur. Gazcı Yandım Muammer’in, gazetecilerin “kullanılan gaz bombası” miktarını sorması üzerine verdiği cevap, elbette tarihe not olarak düşecektir : “Onları ezmeye yatacak kadar.”

Ezmiştir..

Muammer görev yaptığı bütün yıllarda bütün Mayısları şiddete çevirerek sadece emekçilerin değil, İstanbul’un bütün sakinlerini harp esiri olarak evlerine kapatmıştır.

***

Şimdi milletvekili aday adayı olmuş akepe’den.

“İşittim ve itaat ettim”ci Gazcı Son Osmanlı Yandım Muammer’in Meclise dahil olması maalesef mukadder görülüyor.

Ancak bir sorun var. Adamın ne dediğini anlamanın imkansız olduğunu dünya alem biliyor. Ee, adamın kürsüde etmek zorunda olduğu yeminin, yemin olup olmadığı nasıl anlaşılacak? Mecliste Genel Kurul Salonu’nda kürsüden başka bir dille yemin edilemeyeceğini kim hatırlatacak, bundan sonra lakabı “Yandım” olsun, Yandım Muammer’e? Simultane tercümanla mı çıkacak hazret? İşte bu küçük ayrıntının tarihte kendisine nasıl bir yer bulacağını merak ediyorum vesselam.

Mehmet Bozkurt 'ın Son Yazıları