Cumhurbaşkanı Gül'ü Anlayamadım Gitti

15/08/2010 Pazar
Cumhurbaşkanı Gül'ü Anlayamadım Gitti

Geride bıraktığımız Yüysek Askeri Şura kararlarının biri dışında kalanların beni şaşırttığını söyleyemem.

Bildik vesayet tartışmaları yapılırken toplantının yapıldığı salondan dışarıya sivil-asker arasında çıkan “niza’nın yarattığı gerilimin titreşimleri kapı altlarından, pencere pervazlarından sızdı. Bunlar biliniyor.

Sol yazarlarının pek yerinde olarak adlandırdığı AsParti ile AkaPe biraz itişip kakıştıktan sonra da sulh sağlandı.

Atamalar yapıldı. Dondurulanlar donduruldukları yerde kaldı. Yıllara sari olarak atanacaklar üç aşağı beş yukarı belirlendi. Bir Allah’ın kulu ihraç edilmedi. Sen sağ ben selamet. Ya da tersi..

Bana sorup sormayacağınızdan emin olmamakla birlikte sorduğunuzu varsayarak şunu söyleyebilirim. Tüm bu hengamede tek şaşırtıcı bulduğum Jandarma Genel Komutanlığı bekleyen Org. Aslan Güner’in eski görevinde dondurulmuş olmasıdır. Yani bir yıl daha Generalkurmay İkinci Başkanlığı görevini yürütecek Aslan Güner. Donduruldu. Çözüldükten sonra büyük bir olasılıkla emekliye sevk edilir artık.

Haber basına özel olarak aramayı gerektirmeyecek çoklukta ve hemen göze çarpan cesamette şu başlıklarla düştü. Bir bölümünü öylesine sıralıyorum:

* Gül’ün elini sıkmayan komutana terfi yok,
* El sıkmayan paşaya terfi yok,
* Gül’den o komutana veto,
* Gül, Güner’in işte bu tavrını affetmedi,
* Hayrünissa Gül’ün elini sıkmayan komutana veto,
* Gül bu tavrı affetmedi,
* Komutana atama çıkmadı çünkü...

Beni şaşırtan ve tuhafıma giden Org. Güner’in önündeki basamağın çekilip adımının havada bırakılması ve öylece dondurulması değil sadece, Bunun yanısıra yapılan değerlendirmelere ilişkin basına düşen ve bir bölümünü yukarıda sıraladığım başlıklar.

Yandaş yazı erbabı 2007 yılının Eylül ayında Adullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasınının ardından eşi Hayrünissa Hanımefendi ile birlikte bir gezi sonrasında uçaktan indiklerinde, karşılayıcılar arasında bulunan Org.Güner’in Abdullah Gül’ün elini sıktıktan sonra, eşinin elini sıkmamak için gayet atik adımlarla protokolden ayrılmasına atıfta bulunarak, yapılanın yapanın yanına kar kalmadığı, intikamının geç de olsa alındığını muştuluyor.

Peki geriye dönelim Ne yapsaydı, sıksa mıydı?

Tövbe deyin...

Çok değil br sene sonra Anayasa Mahkemesi tarafından şeriat odağı olarak ilan edilecek bir partinin kurucusu, sonradan Başbakan ve Cumhurbaşkanı olacak olan bir zihniyetin, İslami hassasiyeti ve referansları bu denli kuvvetli olan bir zihniyetin demek istiyorum türbanlı eşinin elini nasıl sıkacaktı Güner?

Tamam, Güner’in Gül’ün zihniyetine olan saygısını ifade ediş biçimi herkes tarafından anlaşılabilir netlikte değildi diyelim peki İslamcı yandaşlar da mı göremedi bu inceliği? Size yemin, ben Abdullah Gül Bey’in yerinde olsam kıdem, kadem yaş, baş dinlemem Org.Güner’in bırak Jandarma Genel Komutanlığını o da neymiş, otomatik olarak Genel Kurmay Başkanı olması için her türlü yolu denerdim.

Önce şöyle bir soru: Caiz mi?

Değil..

Bir erkeğin kendisine nikahı düşebilen yabancı bir kadınla tokalaşması caiz değildir. Org.Güner’in Hayrünissa Hanım’ın elini sıkmamak yani tokalaşmamak için protokol sırasından kaçmıştır. Aradan üç sene geçmiş olmasına rağmen bu olaya atıfta bulunup Teke Zortlatması oynamak ya da ne bileyim göbek atmak, “işte biz böyle intikamımızı alırız” demeye getirip başlıklar atmak gerçekten anlaşılır gibi değil. Düpedüz hezeyan canım!

Yahu anlmıyor musunuz her iki taraf için günahtır tokalaşmak. Bu hususta Peygamberin nasıl hareket ettiği apaçık meydanda ve ölçümüz bu olmalı bay star, bay vakit, bay şafak, bay taraf, bay bilmem aklıma gelmiyor şimdi onlarcası daha...

Alın size sahih bir hadis hem de Buhari’den: “Allah Resulü’nün mübarek eli hiçbir yabancı kadının eline kesinlikle değmedi..”

Hadis pek açıktır. Bundan dolayı günlük yaşamsal faaliyetimizde maalesef karşılaşmak zorunda kaldığımız kadınlardan nikah düşenlerle tokalaşmak, el sıkışmak için biz erkeklere ruhsat verilmemiştir.

Org. Güner de bir erkektir..

Bu manasız el sıkışma adetinin Batıdan geldiği biliniyor. Şimdi Kopenhag Zirvesi’nde alınan tokalaşma kararı da bağlayıcı olunca haliyle elele geliniyor. Ne yapmalı? Nasıl hareket etmeli? Hem inancımız kavi kalacak bir zarar görmeyecek hem de tokalaşmak için elini kaldırmış kadının elini havada bırakmayacağız... İki ucu şeyli değnek...

Bunun da yolu varmış: “Bez”e dokunuyormuş gibi yapacaksınız. Şimdi ne demek olduğunu sormayın. Ben sadece okudum. Anladığımı da söyleyemem... Bildiğiniz şu temizlik bezi olsa gerek..

Üç yıl önce Org. Güner’in protokol sırasından Hayrünissa Hanımefendinin elini sıkmadan ayrılmasını onun Sn. Cumhurbaşkanının eşinin islami hassasiyetine saygısı olarak değil de, “küstahlık” olarak yorumlanmasını ve ardından kariyerinin dondurulması ile birlikte doğan şenlikli havayı anlayabilmiş değilim.

Bu nasıl Müslümanlık?

Hadisler açık ve net.

Alın bir tane daha bu da ünlü Taberani Hazretlerinden: “Yemin ederim ki kişinin, demirden bir şişin, bir çivinin başına çakılması, yabancı bir kadına dokunmasından daha hafif kalır.”

Ya tokalaşarak hem kendini hem de karşı tarafı günaha sokacaktı Org.Güner, bu durumda doğru cehenneme ki başında şiş ya muhatabına “bez” muamelesi yaparak parmaklarının ucuyla dokunacaktı ki son derece yakışıksız ve nezaketten yoksun ya da sessizce kaçacaktı. En doğrusunu yaptı. Tokalaşmadı. Kibarlık yaptı. İslami hassasiyet gösterdi ama gördüğünüz gibi Jandarma Genel Komutanı olacakken önü kesildi donup kaldı adamcağız.

Hep söylüyorum bunların Müslümanlığı da bildiğimiz cinsten değil vesselam...