Mehmet Bozkurt
Çift cevap hakkımı mı kullansam?
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:34 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:34
Soru çetin mi çetin: Gerici Mehmet Şevket Eygi ile AKP arasında fark var mı?
Geçtiğimiz hafta solun sorusu buydu. Araya başka bir meşguliyet girince soru yanıtsız kaldı. Şimdi bu soruyu ele alabilirim.
Okumalardan, gözlemlerden, duyumlardan,tecrübelerden elde edilen ve öğrenme sürecinin sonunda edinilen “malumat”sa bilmek, Mehmet Şevket Eygi gericilikte bir adım daha ilerideymiş izlenimi veriyor. Ancak bu tür soruların yanıtlarını ararken, verilerin güçlü bir şekilde işaret ettiği “şık”, her zaman doğru olana işaret etmiyor. Soru, aynı anlama gelmek üzere “hangisi daha gerici” şeklinde, temsil dört seçenekli olarak formüle edilseydi ve diğer iki şık Cübbeli Ahmet ile Aczmendi lideri Müslüm Gündüz olsaydı ilkin, sonradan pişman olup dizlerimi dövmemek için “yarı yarıya” joker hakkımı kullanırdım. Bu durumda da Akepe, evelallah yüzümü kara çıkartmaz her şartta “iki seçenek” arasına yine girerdi de, diğer üçünün kendi aralarındaki amansız rekabetin sonucundan pek emin olamazdım.
Evet, yanılmadım girdi.
Akepe iki seçenekten biri olarak Mehmet Şevket Eygi’yle birlikte önümüze düştü.
Hangisi daha gerici?
Afedersiniz ama ilgisiz de olsa sormadan edemeyeceğim, az önce adı da geçtiği için aklıma düşüverdi, sahiden Müslüm Gündüz nerede? Fuhuş çetesi kurmak “iftira”sıyla yargılanmak üzere hapishaneye düşen ve kuyuya atılan Yusuf gibi birilerinin “el” vermesini melül melül bekleyen Cübbeli Ahmed’in yokluğunda saçı, sakalı, sarığı, şalvarı, cübbesi ve düşünce silsilesiyle İslam alemine Asr-ı Saadet dönemini anımsatan İmam-ı Müslüm’i ister istemez merak ediyor insan?
Her neyse Müslüm’ü geçip, solun sorusunu yineleyelim: Gerici Mehmet Şevket Eygi ile AKP arasında fark var mı?
Sanki biraz var ama, ne desem, daha çok farklı estetik anlayışların kırıcı olmayan ufak tefek çatışması düzeyinde gibi..
Mehmet Şevket Eygi’li bir örnekle başlamak istiyorum. Önce peşinen söylemeliyim, Kafkasyalı hemşehrimin türban konusundaki fikirlerini ve yaklaşımındaki uslubu doğru ve sevimli bulmuşumdur hep. Örtünme konusundaki tepeden tırnağa çarşafı öngören Kur’an’i düşüncesi ve savunusu da pek yerinde ve doğrudur. “Hakiki Müslüman” örtünecekse bana göre de böyle örtülmelidir. Bu yönüyle Eygi, Akepe’nin “örtünsün de nasıl isterse öyle örtünsün” yaklaşımını hoş görmez. Disipline edilmiş standart bir estetik anlayışıyla kendini Akepe’den ayırır. Sevimliliğinin kaynağı ise Akepe’nin şeflerinin eşlerinin de taktığı türlü çeşit türban için yapmış olduğu “deve hörgücü” benzetmesidir. Hani, “beni güldürdün Allah da seni güldürsün” diye bir söz vardır ya, Eygi’nin “Deve hörgücü” benzetmesi “Düttürü Leyla” başlıklı yazısında geçer ve her hatırlayışımda elimde değil, gülerim. Kentlerde yaygın olan bu türban tarzına Eygi’nin öncelikli itirazı bağlanış biçimindeki çeşitliliktir. Örtünenler lütfen beni bağışlasın Eygi bu noktadan sonra, yazısının başlığı da olan “Düttürü Leyla” benzetmesiyle bedenin diğer bölgelerine uzanarak kumaş kesim biçimlerini eleştirir ve zaman zaman kınayıcı cümleler kurar. İşte onu Akepe’den ayıranın birincisi türbanın takılış tarzı ise, ikincisi de bedenin örtülmesindeki “düttürü”lüktür. “Leyla” dediği nedir onu bilmiyorum!
Bir de talepleri var Kafkasyalı hemşerimin. Akepe’nin bu güne kadar yapıp ettikleri göz önüne alındığında bu talepler yerine getirilemeyecek kadar ağır olmadığı gibi Akepe şefinin “ulemaya danışalım” fikriyle de bire bir örtüşüyor. Taleplerini 20 Mayıs günlü köşesinde sıralamış.
Mehmet Şevket Eygi öncelikle ulemanın, tek tek sayıyor, “İslami cemaat, tarikat, hizip ve fıkra hocaları ve kurmayları” bir araya gelmelerini istiyor. Buraya kadar Akepe şefiyle fikirleri çakışıyor. Sonra devam ediyor, gazetelere düzenli olarak verecekleri “beyannmeler”le halkın aydınlatılmasını istiyor. Beyanname başlıkları “muhteviyata” girmeksizin şöyle öngörülmüş:
Tashih-i itikad beyannamesi (kişilerin inanca ait bigilerinin Kur’an’a uyması), İslam ahlak beyannamesi, Seks azgınlıkları beynnamesi, Fuhşiyyatı protesto beyyannamesi, Beş vakit namazın kılınması, hür ve mukim erkeklerin farz namazlarını cemaatle kılması beyannamesi..vs. Uzayıp gidiyor..
Kişisel olarak, bunlar “münferid hadiselerdir” diye geçiştirdiği ve sümen altı ettiği kimi olaylara bakıyorum da Akepe’nin beyanname başlıklarına bir itiraz getirceğine ihtimal vermiyorum. Sadece beyannamelerin “muhteviyat”larını zenginleştirmeye yönelik eklemeler yaparlarmış gibi bir duygu içindeyim.
Soruya dönecek olursam:
Gerici Mehmet Şevket Eygi ile AKP arasında fark var mı?
Ne desem bilmiyorum ki, hiç emin değilim, çift cevap hakkımı kullanmak istiyorum ve ilk seçeneğim Akepe diyorum!