Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı ilerle!..

01/03/2013 Cuma
Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı ilerle!..

Kadir Sev'in “Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı ilerle!..” başlıklı yazısı 01 Mart 2013 Cuma tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

AKP 26 Şubat 2013 tarihinde TBMM’ye bir yasa tasarısı verdi. Adı biraz uzun “Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun İle Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”. AKP’nin yasa tasarılarında “bazı” sözcüğü geçiyorsa korkmak gerekiyor: Yeni bir torba ya da çuval yasası geliyor demektir.

Bu tasarı da öyle. Yalnızca borç yönetimi düzenlenmiyor. Yassıada ve Sivriada’nın sermayeye peşkeş çekilmesinden kamu kurumlarına tahsisli taşınmazların “başkasının daha çok gereksinmesi var” diye tahsisinin kaldırılmasına sosyal tesislerin Özelleştirme İdaresi ve TOKİ’ye devredilerek yapılaşmaya açılmasına değin bir dizi değişiklik öngörülüyor.

Bu köşe, tasarının bütün maddelerini değerlendirmek için yeterli değil. Taşınmaz yönetimi ile ilgili maddelerine kısaca değinmekle yetineceğim.

Ama hemen şunu belirteyim: AKP, şirket bağımlısı oldu. Şirket kurmadan iş yapamıyor. Bu yılın Haziran ayında 4749 sayılı Borç Yönetimi Yasası’na eklenen 7/A maddesi ile kira sertifikası çıkarmak üzere şirket kurulması öngörülmüştü. Bu madde yeniden yazıldı. Maddenin yeni biçimine göre, şirket birçok yasal yükümlülüklerden bağışık olacak.

Taşınmazlar konusuna gelince:

Tasarının 44. Maddesiyle, Kültür Bakanlığı’na tahsisli Yassıada ve Sivriada’nın Yap-İşlet-Devret (YİD) yöntemiyle kültürel ve turizm amaçlı yatırımlara açılması öngörülüyor. “Boş duracağına…” sözcükleriyle başlayan bir cümle kurmaya hazırlanabilirsiniz. Acele etmeyin! Tasarıya göre bu iki ada daha önce YİD üstlenmiş şirketlere doğrudan ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek odaları aracı yapılarak devredilecek. Meslek odalarından TMMOB’yi anlamayın: Ticaret ve Sanayi Odaları ve üst kuruluşu olan TOBB da bir meslek odası.

Maddede, bu iki adanın hiçbir yasa kuralına bağlı kalınmaksızın yapılaştırılması öngörülüyor. Uygulanmayacak yasalar sayılırken 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkındaki Yasa ile Kıyı Yasası’nın adı özel olarak belirtiliyor. 3996 sayılı Yasa’ya göre YİD yatırımları için Yüksek Planlama Kurulu’ndan izin almak gerekirken, bu kural da kaldırılıyor ve böylelikle iktidarın oluşturduğu kurullar bile by-pas ediliyor. Unutulmuş bir şey kalmasın diye “planlama, imar ve inşaat uygulamaları ile diğer düzenlemeler….ve diğer mevzuatta yer alan kısıtlama ve prosedürler…” uygulanmaz kuralı getiriliyor. Bu maddeden SİT, ÇED, çevre ve kültürel değerler, artık ne varsa, korumaya ilişkin daha önce getirilmiş düzenlemelerin hiçbirinin uygulanmayacağı öngörülüyor. Yani her şey serbest!

“Üstün kamu yararı” kavramıyla daha önce tanışmıştık. Üstün kamu yararı olduğuna karar verildiğinde, milli park, SİT alanı vb kuralların “teferruat” kalacağını öğrenmiştik. Şimdi sıra, “daha üstün kamu yararı” terimini öğrenmemize geldi.

Tasarının 45. Maddesiyle, bir kamu kurumuna tahsis edilmiş taşınmaz, Bakanlar Kurulu “ötekinin daha çok gereksinmesi” olduğuna karar verirse, başka kuruma tahsis edilecek. Tasarının gerekçesinde birçok tanıdık sözcük var “kamu hizmetlerinin daha hızlı, etkin ve verimli yürütülmesi ve ayrıca önemli bir kamu kaynağı olan kamu taşınmazlarının daha yerinde, etkin ve ekonomik olarak kullanılması ve yönetilmesi” deniyor.

Maddede ayrıca kamu mülkiyetindeki “tatil köyü, termal tesis, eğitim ve dinlenme kampları, eğitim, dinlenme ve spor tesisleri, misafirhane ve diğer sosyal tesislerin” satılmasına ilişkin kurallara da yer verilmiş. Bakanlar Kurulu bu taşınmazları, Özelleştirme İdaresi ya da TOKİ’ye devredecek, bu kuruluşlar değerlendirecek.

Tasarının 46. Maddesiyle ise kamu taşınmazlarının, özel kişilerin mülkiyetindeki taşınmazlarla trampa edilerek toplulaştırılması öngörülüyor. Daha büyük yatırımların önünün açılması gerekiyormuş. AKP biliyorsunuz büyük eğitim ve sağlık yerleşkeleri yaptırmaya başladı. Bunlar için büyük toprak parçaları gerekiyor. 2011 yılında çıkarılan KHK’larla şirketlerin yapacakları yatırımlara kamu taşınmazları yetmiyorsa, kamulaştırma yapılması öngörülmüştü. Kamulaştırma yönteminden vazgeçildiği anlaşılıyor. Devlet artık para yerine toprak vererek sorunu çözecek.

Kısacası AKP’nin bu tasarıyla, kamu borç yönetimini düzenlemeyi değil, sermayeye olan borcunu daha katmerli olarak ödemeyi amaçladığı anlaşılıyor.

Nedense aklıma Yahya Kemal Beyatlı’nın şu dizeleri geldi “AK tolgalı beylerbeyi haykırdı ilerle: Tuna’dan geçtik kafilelerle.”