"Tek Yol Devrim!"di Hani?

04/09/2009 Cuma
"Tek Yol Devrim!"di Hani?

Kapitalist sistem altında ağır sorunlar, kol gezen ölüm tehlikeleri altında şansa yaşıyoruz. Hangi büyük probleme müdahale edebiliyoruz? Trafik kazalarında, Kürt sorununda yaşadığımızın beş katı insan kaybediyoruz. Ormanlarımızın, denizlerimizin hakkından geliniyor, gelecek kuşakların kaderiyle oynanıyor. Kanser, kalp hastalığı kıyımı katlanarak artıyor. İntiharlar, suç oranları, cinayetler her yıl eskisini aratıyor. İşsizlik, yolsuzluk, yoksunluk, hukuksuzluk, adaletsizlik, eğitimsizlik…

Kapitalist sistem birini bile halledemiyor, tüm sorunları kriz boyutuna taşıyor.

“Tek Yol Devrim!” derdi bazılarımız. Her bir grup devrim ve sosyalizmi kendine göre dillendirirdi. Yaşasın şu devrimi, yaşasın bu devrimi! “Yaşasın Devrim ve Sosyalizm” diyoruz şimdi de.

Ne derlerdi devrim ve sosyalizm karşıtları bize? Bırakın canım, artık o devir geçti. Veya daha ılımlı olanları şöyle söylerdi: Tamam, ilerde BİRGÜN belki… Ama şimdi günün problemleri için çözüm üretenleri engellemeyin, aksine onlara destek olun.

Sistem, hangi parti hükümete geçerse geçsin, hiçbir temel soruna çözüm getiremedi, her yangına benzinle gitti. Bizse, işte haklı çıktık diyemedik, aksine devrim ve sosyalizmden utanır hale geldik.

Ve bugün “Çözüm Sosyalizmde” diyemiyoruz artık. Sosyalizmin “birgünün” değil, bugünün meselesi olduğunu savunamıyoruz. Bugünkü başat aktörlerin hiçbirinin, hiçbir soruna çözüm getiremeyeceğini, çünkü bu sorunları onların ürettiğini bağıra çağıra söyleyemiyoruz.

Çözüm sosyalizmde, diyoruz. Tatmin olmuyorlar. Tamam, o ilerde de, bugün için ne öneriyorsun, hangi gücü destekliyorsun? Kendimizi sosyalizm idealine açıkça zarar veren herhangi bir güçle ittifak içinde buluyoruz. Birilerine karşı kendimizi sürekli borçlu hissediyoruz. Gerçekte sosyalizmi bugünün meselesi saymadığımız için.

Çok mu somut öneri istiyorsunuz? İlla bu düzen altında mı olsun, şu günü mü kurtarsın? Tamam o zaman, orada da varız: “Silahlar karşılıklı olarak sussun!” Daha somutu, daha acili, daha ilk adımı var mı? Bunu yıllardır birçok aydın, birçok sol grup dillendirmiyor mu? Bugün de tekrarlayalım, ardında duralım. Hayır. Silahlar susmayacak, ama demokrasi gelecek, açılım olacak! Sosyalistler de kendilerini buna arka çıkmak zorunda hissedecek. Sosyalizmi fantezi gibi görürsen, her şeyi sosyalizm düşmanlarının gündemine göre saptarsın.

Kaybedecek neyimiz var? 75 milyonluk ülkede birimiz almışız 90 küsur bin, öbürümüz 70 küsur bin. Küçülmekten mi çekineceğiz? Hükümet bizi muhatap alıyor mu? Ya DTP? Başkalarının kimliği yerine kendi sosyalist kimliğimizi neden savunmuyoruz? Sosyalizmi cesaretle savunmaz, tuzu kuru duygusal aydınlar gibi davranırsak, asıl o zaman daha da azalacağımız kesindir. O azalmanın sonucu kanın da azalmasına hizmet edecekse, amenna. Ancak hiçbir temel veri böyle bir sonuç göstermiyor. Tersini gösteriyor.

O halde “Tek Yol Devrim!” bilincinden daha üstünü var mı?