Kıçları Beyaz Görünsün Diye

25/06/2010 Cuma
Kıçları Beyaz Görünsün Diye

Kot giyen züppelerin kıçları beyaz görünsün diye her yıl kaç kot kumlama işçisi ölmekte?

Tutkulu Hıristiyan Dostoyevski, sözde “Tanrısal yüce uyuma” isyan etmekten kendini alamaz, özellikle tümüyle masum küçücük çocukların büyük acılarını gördükçe: “O iğrenç yerde öcü alınmamış gözyaşları döküp göğsünü yumruklayarak Tanrı’cığına yalvaran yavrunun tek bir gözyaşına değmez bu üstün ahenk!”

“Uygar” AB’de Danimarka Krallığı’nın Faroe beyliğinde her yıl “gelenek” gereği kaç yüz balina katledilir? Ya çekik gözlü sevimli Japonlar her yıl kaç bin yunusu doğrar canlı canlı? Peki Amerikalı kadınların ciltlerini koruma amaçlı kozmetiklerin testlerinde, kıpırdamaları imkansızca sabitlenmiş kaç yüz tavşan kör edilir her ay?

Otomotiv ve petrol şirketleri daha çok kazansınlar diye bizde her yıl 10 bine yakın insan canından edilir, ya dünyada her sene kaç yüz bin insan trafik kazalarında parçalanır? Yüz bin mi dersiniz? Çıkın çıkın, yarım milyona yaklaşın. Fakat o miktarın lafı mı olur, ABD ve AB, petrol için 1.5 milyonun kanına girmedi mi Irak’ta?

Dünya’nın 300 yıl önceki ormanlarının yarısından çoğunu imha ettik. Sonraki 40 yıl içinde kalanın yarısından çoğunu yok edeceğiz. Birbirinden demokrat şıkır şıkır kanallarımızı döndüren büyük inşaat şirketlerimizin siteleri satılsın yeter ki!

Başka bir AB üyesi İspanya’da işkenceyle boğa öldürmek eğlenceli bir milli spor. Çok da turist çekiyor. AB’yse bizdeki “kurban bayramı” görüntülerine takmış durumda. Bir vahşet yarışıdır sürüyor. Onları kınayacak yüzümüz yok, İslam coğrafyasında insana, çocuğa ve kadına ne değer veriliyor ki, hayvanın acılarına anlam yüklensin. Dünya’da açlıktan kaç yüz bin insan ölüyor her yıl, ya da anlamsızlıktan ötürü fazla doymaktan?

Büyük çoğunluksa bu pis gerçeklerden kaçıyor. Büyük çoğunluk haklı aslında, sonuna kadar haklı… Şu sefil dünyanın gerçeklerine, onları görerek, dinleyerek, okuyarak katlanmak neredeyse imkansız bir şey! Deliye dönmeden veya hasta düşmeden katlanmak.

O yüzden TV seyrediyor, reklamlarla avunuyor, yalan yazdıklarını domuz gibi bildiğimiz beyaz kıçlı yazarları okuyor, boktan olduklarının kesinlikle farkında bulunduğumuz beyaz filmleri izliyoruz. Tüm insanlık, kıçımız beyaz görünsün diye, kıçımızı beyaz bilelim diye ne numara varsa deniyoruz.

Yine de tepki gösterecek olanlara, deliye dönenlere kapitalizmin sunduğu isyan ve muhalefet yollarının şeritlerini beyazlıyoruz hiçbir şey yapamasak. “Büyük beyaz” idealler uğruna ölüyoruz bu kez de. Yüce dinimizin, mezhebimizin kutsal yolu için. Eşsiz milletimizin onuru için. Ezilen ulusumuzun şerefi için. Birbirimize yollar, yöntemler öğretiyoruz: Dinimizi yaşamak… Çağdaş uygarlık yolu… Atatürkçülükten sapmayalım… Her şeyin başı milli çıkarlar… Solculuğun şartı çok kültürlülüğü teşvik, herkesin etnik özgürlüğünü tanımaktır… Demokrasi tek anahtar…

Kapitalizmin o dokunulmayan yüce ahengi! Tek bir kot işçisinin gözyaşıyla çıkar foyası ortaya. Tek bir masumun canına değmez!