Kemalizm Lazımsa Onu da Biz Getiririz

13/08/2010 Cuma
Kemalizm Lazımsa Onu da Biz Getiririz

“Memlekete komünizm lazımsa onu da biz getiririz” lafı eski Ankara valisine tescil edilmiş bir kült ifadedir. Komik olduğu kadar Kemalizmi çok iyi anlatması bakımından ciddi ve değerli bir sözdür. Aynı oranda trajik, saldırgan. “Bu memlekete Kemalizm lazımsa onu da biz getiririz” sözü ise bana ait. Özgün buluşun eline su dökemez elbette. Ama şaka değil, bence komik de değil, doğrudan gerçeği ve kendi düşüncemi ifade eder.

Diego Maradona’yı bir süre denizde yüzerken izleyen onu tanımayan birileri, “Bu adam iyi bir yüzücü galiba” diye akılarından geçirebilirler. Dans ederken gören onu dansçı sanabilir. Maradona yüzer, dans eder, oburdur - yer, içer, koşar… Ama o futbolcudur. Bir önceki yazıma yorum getirmiş ya bazı sevgili okurlar, bu ordu eleştirisi de nereden çıktı demişler ya, biz öyle yazıları 1848’den beri yazarız.

Biz demeyeyim isterseniz, ben diyeyim bundan sonra, tüm davam sosyalizmdir. Ulusal kurtuluşçuluk, anti-emperyalizm, aydınlanmacılık, burjuva devrimleri… Bunlara da hoş bakar, desteklerim. Sosyalizme yarayacakları için, başka şeyden değil. Kemalistleri, özellikle sol Kemalistleri severim, desteklerim. Mustafa Kemal’e hem saygı duyar, hem duygudaşlık hissederim. Ne ki, hiçbir zaman Kemalist olmamışımdır, olmam da.

Kemalistlere sempati duyarım dedim ya, bir yere kadar. Köpek bile sağa sola işer, alanını belli eder. Benim alanıma girerlerse, kafa bulandırmada haddi aşarlarsa, dur bakalım derim. Kemalizm şapkasıyla sosyalist kahveye girmek... Uyarırım: Çıkar önce şapkanı. Orducu olup solculuğu kimseye bırakmamak… bir dakika derim.

Siz bir işçi direnişine, bir anti-emperyalist öğrenci eylemine, jandarmanın “Sosyalistler biiiz, devrimciyiiiiz, dostuz yaaalnız biz sanaaa!” diye marş söyleyerek yaklaştığını gördünüz mü? Ben hiç yaşamadım, duymadım böyle bir şeyi. Ancak emeğini veya yurdunu savunduğu için jandarmadan dipçik yiyen çok insanla karşılaştım.

Oysa ne büyük bir olanak, ne muhteşem bir açılım olurdu tersi. Orduda gerçekten yurtsever subaylar bulunsa, işçi direnişlerine kol kanat gerseler, anti-emperyalist yürüyüşlerde kumanya dağıtsalar. Kürt köylerine gitseler, biz sizin kardeşiniziz deseler, hükümetler aramızı bozmaya çalışıyor, biz birlik olalım, düzeni değiştirelim, diye konuşsalar. Hiç işittiniz mi böyle bir şey? Şaka gibi değil mi?

Siyasete aklım erdi ereli gördüm ki, nerede ne iyi iş yapılmışsa çoğunu sosyalistler yapmış. Durum hala da öyle. Bir kardeşimiz de demiş ki, siz ne yapıyorsunuz iktidara karşı? Bu kardeşimiz kendi yaptıklarını da hep başkasının hanesine yazıyor olmalı. Artı puanları hep düzen güçlerinde görmekte haklıdır o zaman.

Bizim dizi dizi sosyalist-Kemalist-orducu yazarlarımız solcuların kafasını iğdiş eder dururlar on yıllardır. Amerikancılar içinde az Amerikancı generalleri solcu diye bize pazarlarlar. Nasrettin Hoca fıkrasındaki gibi, buna değmiştir Amerikancılık.. şuna değmemiştir… O “solcu” generaller ki, bir yerleriyle güler bizim sol Kemalistlere.

Yurtsever general ararlar ve bulurlar. Fener’in santrafor arayışı gibidir çabaları. Hepsini gelişte omuzlarda taşırlar, sonra küfrederek yollarlar.

Olgu son derece basittir aslında. 2 yaşında çocuklara uygulanan zeka testi misalidir. Ortada 4 adet şekilli küçük nesne ve üstünde o küçük nesnelerin oturacağı oyuklar bulunan iki adet büyük nesne (kutu) vardır. Kemalizm, liberalizm, Kürt milliyetçiliği küçük nesnelerdir. Kocaman emperyalizm-kapitalizm kutusuna tam otururlar. Hangisini çıkartıp kutuya öbürünü koysanız, uyar, sadece birleşik nesnenin rengi değişir. Elinizde bir de sosyalizm şekilli nesnesi vardır ki, onun uyacağı kutu farklıdır. Öbürüne sokmaya çalışmanız boşunadır. Sosyalizm kutusuna öbür küçük nesneleri de sokamazsınız. 2 yaşındaki çocuk testten geçer, biz solcular bir türlü geçemeyiz.

Hadi Kemalist olalım da hangi Kemalizm? 23’e kadar olan mı, 27 mi, 38 mi, 38’den sonrası mı? 23’e kadar olanına sahip çıktık, çıkarız. Sonrası cumhuriyetçilik, onun da halkı diri tutan tüm özelliklerine arka çıkarız. Dahası seçkincilik pilavı üstüne az kuru aydınlanmacılık. Kuruyu yiyelim, pilav kilo yapar. 30’ dan sonra giderek faşizme evrilme. Hangisi bizimki?

Sol Kemalistin devletçi seçkinci solcudan, devletçi seçkinci solcunun faşistten ayrıldığı noktalar nelerdir? Sol Kemalist despot babanın iyi yürekli fakat baba bağımlısı oğludur. Babasının (gerçek Kemalizmin) aslında ne olduğunu görür, ama ona isyan edemez. Babasının hegemonyasında kaldığı müddetçe kendini bulamaz, getir götür işlerinden kurtulamaz.

Ancak sosyalistler gelecek, babayı kovacak, ta ki ondan sonra sol Kemalist kendini gösterebilecek. O da böyle bir gücü kalmışsa.

Geçmişteki sosyalist devrim-MDD tartışmaları bayağı bir saçmaymış fakat şimdi açıkça abes. Dağları yok ediyor kapitalizm, içindeki taşı, mermeri, ağacı ve hatta toprağı koparmak için, ırmakları mülküne geçiriyor. Toplumların kaç on yıllık ömrü kaldı, doğa bitiyor. Atatürkçülük mü çözüm getirecek buna? Öteki türban der, başka biri özerklik... Sermaye bizi hangi biçimde düdükler. Seçin rengine göre balonlardan. Nasıl daha hızlı yok oluşa gideriz. Yarış var, siz de katılın.

Sosyalizm şimdilik hayal mi dediniz? Şimdiden ölmüşsünüz o halde. Sosyalizmden başka, hem de sıkı-taş gibi bir sosyalizmden başka gerçekçi çözüm yok. Karşılaştırılabilecek bir başka yol yok. Ama diyorsanız ki, bize üç-beş yıl az çok düzgün, ulusumuzdan utanmayacağımız, laik bir Atatürkçü ülkede nefes alma imkanı verilsin. İdamlığın son sigara dileği gibi bir istek. Ona bir şey diyemem. Mantıklıdır. Bunda bir gerçekçilik payı bulabilirim. O şekilde düşünenlerin yolu açık olsun.