Ah Şu Çılgın Kağıttan Kaplanlar

11/02/2011 Cuma
Ah Şu Çılgın Kağıttan Kaplanlar

“Şu Çılgın Türkler”in yazarı Turgut Özakman’ın “Atatürk Yeniden Samsun’da” “romanı”nı yazacaktım ki, ülkenin şu çılgın gündemi rahat bırakmadı.

Bir kavgadır gidiyor. Süheyl Batum TSK için “kağıttan kaplan çıktılar” demiş.

Cidden çok saçma bir dönemden geçiyoruz ve dünyanın en saçma ülkelerinden birinde yaşıyoruz. Türkiye’de orduya hakaret etmeyen neredeyse kalmadı, bazıları üçüncü, beşinci turlarını geçiyorlar. Peki keramet Süheyl Batum’da mı, “kağıttan kaplan”da mı?

Ülkeyi bir ev, aileyi halk, aile büyüklerini de medya yorumcuları sayarsak gayet tipik bir psikopat öz oğlan ve üvey evlat vakasıyla karşı karşıyayız. Evin şımarık oğlu, gelirken eğer birisi kapıyı açmazsa tekmeyle kırıyor, ahalinin tepkisi: “Ah afacan çocuk, ne zaman uslanacak. Ama ne kadar da sevimli baksanıza!” Üvey evlat kapıya geldiğinde zili birkaç saniye uzun çalarsa bir araba hakaret işitiyor: “Saygısız! Densiz! Küstah!”
Kabahati kimsede aramamalı. Evin düzeni, dünyanın ahvali böyle. İlla biri suçlanacaksa üvey evladın pısırıklığıdır burada sebep.

Suç kabullenmede CHP’nin üstüne yok. Ezik tavırlarıyla “Suçu bize atın, yükleniriz” diye adeta bağırıyorlar. Her falakada işlemediği başka bir suçu üstlenen acemi hırsız gibiler.

Bir kişi veya kuruma aslansın, kaplansın, kartalsın demek hakaret mi? Hayvanın kendi değil kağıtlığı mı kabahat? Hayvanın öz sıfatını yakıştırmaksa övgü mü sayılacak?

Ülkemizde Çin kültürünün bu kadar iyi bilindiğini sanmıyordum. Bizde asla böyle bir övgü de yergi de bulunmaz. Anadolu’da hiç “Mahmut ağa da kağıttan kaplan çıktı” yolunda bir aşağılama işittiniz mi? Meğer Batum, Erdoğan, yüksek rütbeli komutanlar boş vakitlerinde devamlı Çin hikayeleri okurlarmış.

Gerçi Batum’un sol literatür bilgisi zayıf kaldığından “kağıttan kaplan”ı biraz yanlış bağlamda kullanmış. Kağıttan kaplan düşmanın abartıldığı kadar güçlü olmadığını belirtmek için kullanılır daha ziyade, dostun fos çıktığını ifade etmek için değil. İşte mahkeme açılır da konu Çinli halk bilimi uzmanlarından bir bilirkişiye aksederse Batum yandı. Bu yönde bir rapor işini zora sokar.

Tümüyle “ifade özgürlüğü” çerçevesinde CHP’lilerin söylediği her laf, medyada, siyasette ve hatta genel merkezde nasıl bir düzenekle skandala dönüşüyor iki saat içinde, anlamak mümkün değil. Örneğin “Emperyalizm kağıttan kaplandır” sözü yerine Batum “Yüz çiçek açsın, yüz fikir akımı yarışsın” deseydi, kim bilir nasıl bir kıyamet kopardı? “Darbeci! Demokrasi düşmanı seni! Ne cüretle fikir sayısını yüzle sınırlarsın! Kimden alıyorsun bu gücü! Millet iradesine nasıl set çekersin!”

Kılıçdaroğlu ne cevap verirdi peki: “Fikir sayısıyla ilgili demeçleri yalnızca ben veririm. O arkadaşı uyardık! Ama Recep bey de bizim sözümüzü beş dakikayla sınırlıyor. Ona niye bir şey demiyorsunuz!”

Her neyse, şimdi Özakman’ın üstünde “roman” yazan ve roman olmayan kitabı, tahmin edileceği üzere baştan aşağı Atatürk övgüsüyle dolu. Ne ki böyle bayat, böyle geçersiz övgüler ancak düşmanlarını sevindirir. Kim bilir kaç baskı yapmış, Kemalistler kapışıp duruyor. Hiçbiri de sormuyor: Zaten bildiklerimiz ötesinde tek bir cümle katıyor mu bu bize? Zaten Kemalist olanların düşünce ufkunu ne kadar genişletir böyle bir kitap? Ve üçüncü soru: Kemalist olmayan kaç kişi okur ve kazara okursa bu kitap onda neyi değiştirir?

Hadi onu da kendi iç sorunları sayıp biz Özakman’ın bilinen, ama zaman zaman inkar edilen çok tehlikeli bir yanına işaret etmeden geçmeyelim. Yanlış dedim, Özakman’ın değil Kemalistlerin çoğunun bir yanı bu:
Özakman Atatürk’le birlikte yeniden Samsun’a çıkan Türkan Baştuğ’a neler söyletiyor, ki bunlar Mustafa Kemal’in de onayladığı sözler olarak, Özakman’ın asıl kafa yapısını ortaya koyuyor:

“Sayın Evren,
Çok iyi bir eş ve babasınız. (…) Dürüst çalışkan ve bilgili bir askersiniz. Saflığa yakın bir içtenliğiniz var. Yurtseverliğinizden kimse kuşkulanamaz. (…) Can korkusu içindeki halk müdahaleyi sevinçle karşıladı. O tarihteki gazeteleri biliyorum. Hemen hepsi bu hareketi haklı bulmuş ve onaylamıştı. Terör azaldı. Anarşi sona erdi. Toplum ve devlet kendine gelmeye başladı. Teşekkür ederiz.” S. 306

Özakman’ın sözcülüğündeki Atatürk’e göre bu yurtsever ve iyi niyetli Evren’in sadece üç kabahati varmış: 1- İşkenceye başvurması, 2- İdamlar, 3- Dinciliğe fazla ödün vermesi.

1 ve 3’ü anladık da Atatürk 2.ye niye karşı çıkmış, anlamak olası değil. Özakman bu!

Sağ Kemalistlerin tamamının, sol Kemalistlerin de önemli bölümünün, 12 Eylül’ü bile desteklemeye varan darbe sevdaları sahte demokrat liberallere ve AKP’ye güzel bir koz sağlıyor ve verilen kozların da arkası gelmiyor.

Şimdiki liberallerin ve AKP’lilerin de büyük çoğunluğu 12 Eylül’ü desteklemişti. En zayıf durdukları, en rahat üstlerine gidebileceğimiz noktada, işte ellerindeki böyle kozlar yüzünden yeterince ilerleme sağlayamıyoruz tüm sol güçler olarak.

Not: Gelecek haftadan başlayarak yazılarım eskiden olduğu gibi haftada bir yayımlanacak. Dostlara, okurlara duyurulur.