Yine Bir Röportaj: Söylenecek Söz Yok

04/09/2013 Çarşamba
Yine Bir Röportaj: Söylenecek Söz Yok

Bu satırları yazmak gerçekten sıkıntılı. Halklar arasında en geniş birlikteliklerin sağlanması gerektiği, ancak yazılanların, tamamen doğru olsalar bile, çeşitli gerilimlere yol açması kaçınılmaz olduğu ve biz bunu hiç istemediğimiz için.

Fakat savaş ortamında yaşıyoruz. Halkların kardeşliğinden, barıştan söz ediyoruz. Eğer savaşı engellemenin G20 zirvesindeki, Amerikan Kongresindeki ve hatta BM’in özel oturumundaki komplolara, siyasi hesaplara bırakılamayacak denli önemli ve ciddi bir çaba gerektirdiğini biliyorsak, savaşı isteyen güçlere karşı dikkatle, kararlılıkla ve bilinçle konumlanmak gerekir.

O nedenle sıkıntılı da olsa, tarihi öneme sahip bu röportajı da kısaca ele almak gerekiyor: PYD eş başkanı Asya Abdullah’ın Özgür Gündem’de yayımlanan konuşması.

* * *

Bu konuşmanın yalnızca Suriye’deki savaşla ilgili bölümüne odaklanalım. Sorular ve yanıtlar şöyle:

“Suriye’ye yönelik bir müdahale Ortadoğu’yu nasıl etkiler”: “Bize göre demokratik çözüm olursa o zaman savaş olmaz.”

“Olası bir Suriye’ye yönelik müdahalede PYD ve Rojava halklarının durumu ne olacak?”: “Biz yıllardır Kürt halkı ve PYD olarak Suriye rejiminin demokratikleşmesi için mücadele veriyoruz. Biz Kürtler, muhalif güç olarak rejimin karşısındayız... Herkesin Kürtlere eşit yaklaşması gerekir... Bölgemize yapılacak bir saldırı Rojava halklarına yönelik yapılmış bir saldırı olacaktır… Olası bir saldırı Batı Kürdistan dışına yapılmalıdır... Dış güçler tarafından Rojava halkına yönelik bir saldırı olursa Rojava halkı müdahalelere karşı savunma hakkını kullanacaktır.”

* * *

Ne demeli, neresinden tutmalı ? Şaşırmalı mı, üzülmeli mi, kızmalı mı ?

Ne haliniz varsa görün diyecek halimiz yok. Halkların acil gereksinimleri buna izin vermiyor.

Küçük bir coğrafyanın “demokratik çözümü” (bu, her ne demek ise ) dünyanın neresinde savaşı, emperyalist savaşı engellemiştir ? Tam tersine, bugün emperyalizmin esas derdi dünyadaki ilerici ve kendisine boyun eğmeyen rejimler değil mi ? Emperyalizm boyun eğdirmek, kendi kurallarını egemen kılmak, pürüzleri ortadan kaldırmak, egemenlik sistemini pekiştirmek, gerektiğinde kaos yaratmak istemiyor mu ?

Bir ülke içindeki “demokratik” bir rejim, eğer eşitsizlikleri ortadan kaldırıp, siyasal katılım hakkı sağlayıp, halkları birleştirebiliyorsa içerideki siyasi ve sosyal sorunları çözebilir. Ancak bu, savaşın engelleneceği, bir dış müdahale olasılığının yok edileceği anlamına gelmeyeceği gibi, tam tersine buna kapı da açabilir.

Çünkü emperyalist bir sistem içinde yaşıyoruz. Yukarıdaki cümlelerde “Esad demokratik davranıp, bu müdahaleyi hak etmeseydi”ye denk gelen ve tam da Gezi olayları sırasında sarf edilen “biraz da siz gazlanın” cümlesindeki duygulanıma benzer bir politik ruh halinin olduğu kesin.

Korkunç. Şu sözün edilmiş olması kabul edilebilir gibi değil: Rojava’da devrim gerçekleşti. “Rejimin karşısındayız. Olası bir saldırı Batı Kürdistan dışına yapılmalıdır.”

Emperyalistler Esad’ı düşürdüklerinde Suriye’de nasıl bir düzen kuracaklar ? suriye’yi halkların demokratik yönetimine mi teslim edecekler ?

Batı Kürdistan dışındaki bölgeler, haritadaki insansız, canlısız, kalpsiz, ruhsuz bir kaç santimetre karelik bir alandan mı ibaret ?

Batı Kürdistan dışına yapılacak bir saldırı Esad’ın konutunu vurmak için mi gerçekleştirilecek ?

Kürtler dışındaki halkların savaştan korunma, insanca yaşama hakkı yok mu ?

Emperyalistlerin, bir saldırı durumunda Batı Kürdistan’a müdahale etmeyecekleri gerçekçi bir beklenti mi ?

Suriye’nin bombalanması, Esad’ın zayıflatılması, genel olarak kimi güçlendirmek için planlanıyor ve sizin başınız kiminle belada ?

Türkiye neden bu kadar kışkırtıcı ?

Emperyalistlerin bombalarından izole kılarak, korumaları altına alacakları Batı Kürdistan o günden sonra kimin Kürdistan’ı olacaktır ? Merhametlerini güzel hatırınız adına mı gösterecekler ?

“Suriye’nin başka yerlerini bombalayabilirsiniz” demek savaşa, emperyalizme, Suriye’de bunca zamandır yaşanmakta olan işkencelere, tecavüzlere onay vermek anlamına gelmez mi ?

* * *

Söyleyecek söz yok.

Yazık.

Kimin, bu denli kendi içine kapalı, kendisi için ve irrasyonel düşünmeye hakkı olabilir ?

Kürtler de dahil, bölge halklarının bunu hak etmediği çok açık.