Sosyalizm: Türk ve Kürt emekçilerinin ortak kaderi

29/02/2016 Pazartesi
Sosyalizm: Türk ve Kürt emekçilerinin ortak kaderi

“Kader” derken, toplumsal kurtuluşumuza dair mecburiyetimizden; birlikte yürümek zorunda olduğumuz yolumuzdan söz ediyorum.

Ortak geleceğimiz sosyalizmde. Halk sınıflarını bu hedeften saptıran herkes bölücüdür. Bizim terminolojimizde bölücülük sınıfı bölmektir.

TAK’ın Ankara’daki saldırısı, buna “misilleme” (Cemil Bayık), “etme bulma dünyası” (Duran Kalkan) diye sevindirik olan PKK’nin konumu tam da budur.

Türkler ve Kürtler, bugün yaşamakta oldukları sorunlar için ne talep ediyorlar ve bütün bunlar neden ortak yolumuz, hedefimiz, kurtuluşumuz olan sosyalizme işaret ediyor?

Net olmalıyız. Biraz öyle biraz böyle, herkesin desteğine ihtiyaç var… Bunlar olmaz.

Bu düzen zemininde “demokrasi” yalnızca laf cambazlığıdır. AKP ile görüşülüyorken “Gezi darbe girişimidir”, “masa” devrildikten sonra, “AKP’ye karşı en geniş direniş cephesi kurulmalıdır” diyenin burjuva politikacısından farkı yoktur.

Eşitlikse sosyalizm

Eşitlik isteniyor mu? Binlerce dönüm tarlası olanla, topraksız köylünün; holding sahibiyle, ona sattığı emeğinden başka sermayesi olmayan proleterin yansıttığı manzaradan rahatsızlık duyuluyor mu?

Eşitlik halk sınıflarını kandırmaya yönelik popülist bir laf değil de, samimi bir talep mi?

O zaman kapitalist düzen yıkılacak.

Burjuvaların fabrikaları, tarlaları, yani özel üretim araçlarının tümü kamulaştırılacak. Ya kamulaştırma ya özel mülkiyet. Ya sosyalizm ya kapitalizm. Ya eşitlik ya sömürü. Ortası yok. Neredesiniz?

Özgürlükse sosyalizm

Ben özgürlükten şunu anlıyorum: 1- Akla dayalı bir toplumsal düzen kurulduktan sonra bireysel yaşama karışılmaması. 2- İsteyenin istediği dili konuşması, öğrenmesi.

Evet deniliyorsa bunlara, özgürlüğün önündeki en önemli engelin burjuvazinin iktidarı olduğu görülmeli.

Burjuvazinin emek üzerinde tahakküm kurabilmesinin en işlevsel aygıtı dindir. Emekçiler dinle bu dünyadan vazgeçirilir, dinle bölünür, iktidar dinle kutsanır.

“Tabanı genişletmek” adına dine başvurmak, yalnızca dinci iktidarı güçlendirir, dine iktidar olma yolunu açar.

Bir de tabi, Kürt hareketinin ve liberallerin görmek istemedikleri emperyalizm olgusu var. Afganistan’da Taliban’ın, sonra El Kaide’nin, Mısır’da Müslüman Kardeşler’in, Suriye’de IŞİD’ın ABD tarafından nasıl yaratıldığı görülebildiğinde ne demek istediğim anlaşılır.

Türkiye’ye dini ve AKP’yi siyasal bir yapı olarak ABD bela etti.

O halde özgürlük mücadelemiz antikapitalist, antiemperyalist ve laik olmak, kapitalist emperyalizmle gericilik arasındaki bağ görülmek zorunda.

Ana dilde eğitimse sosyalizm

Kürtlerin talebi. Haklılar. İnsanın kendisi olabilmesi için anadilini engelsiz konuşabilmesi, bunun için de eğitimini alabilmesi gerekir.

Buna hiçbir gerekçeyle karşı çıkılamaz.

Kürtlerin insan olmaktan kaynaklı doğallıkları konusunda Onlar adına karar vermeye kalkmak faşist bir tutumdur.

Türkiye hala bu durumda.

Ancak burada tam bir açmaz da mevcut. Var olan kapitalist eşitsizlik ortamında mücadele ekseninin kültürel haklara ve bağlantılı olarak özerkliğe oturtulması, halk sınıflarını bölüyor. Bizde iktidarlar bu ihtimali gördükleri için, Kürtlere acımasız davranıyorlar.

Kapitalist bir ülkenin etnik gerilimlerle bölünmesini engelleyebilecek tek etken gelirin yüksek olması ve görece eşit paylaştırılmasıdır. Türkiye’nin bu şansı bulunmuyor. İsviçre’de olabilir.

Bu nedenle ana dilin tek garantisi sosyalizmdir. Sosyalizm geliri eşit ve adil dağıtır, etnik ve dinci ideolojilerin örgütlenmesini engeller, halk sınıflarının etnik eksende birbirine düşmanlaştırılmasının zeminini böylece yok eder, ana dil özgürleşir.

O nedenle özgürlük mücadelesinin sosyalizm bağlamına yerleştirilmesi gerekiyor.

Bağımsızlıksa sosyalizm

Bağımsızlığın, Kürt hareketinin ve liberallerin umurunda olmadığını biliyoruz.

Ancak eşitlik-özgürlük deniliyorsa, bağımsızlık da denilecek. Ya da eşitlikten, özgürlükten, samimiyetten söz edilmeyecek.

Türkiye kapitalizmi emperyalist sistemin içinde. Emperyalizm kapitalist üretim ilişkilerinin tekelci aşaması. Türkiye kapitalizmi emperyalizme bağımlı. Emperyalizm sömürüyor.

Eşitlik için kapitalizmi yıkmak, emperyalizmden bağımsızlaşmak gerekiyor.

Mustafa Kemal hareketi bu gerçekliği hayatın içinde deneyimlemişti: Düyun-u Umumiye, iktidarın halkı satması, ekonominin çökertilmesi, borç batağı, bütün bunlar ne demek, yabancının parası nasıl bir ülkeyi esaret altına alır?

Halkımızın bağımsızlık savaşıyla ilgili duyarlılığı boşuna değil yani.

O nedenle Amerika ile bu içli dışlı oluşlar, bağımsızlıkçı doktrini küçümsemeler tamamen saçma. Kim olursa olsun, yalnızlaştırır, güçlüye mecbur bırakır. Eğer emekçi halkımızı birleştirmek istiyorsak, bağımsızlığı siyasi hattımızın genetiğine kazıyacağız.

Eşitlik, özgürlük, laiklik, antikapitalizm, antiemperyalizm ve bunların yaşam bulacağı düzen, sosyalizm bizim ortak kaderimiz.

Batı ses versin deniliyorsa, ortak mücadelenin kurtuluşumuz için önemli olduğu düşünülüyorsa, Türkiye’nin bütünlüğü için, emperyalizme karşı, sosyalizme yürünecek.

Aksi ne mi olur ? Cizre’den belli değil mi?