Savaşla ilgili olasılıklar

30/08/2013 Cuma
Savaşla ilgili olasılıklar

Emperyalistlerden, savaş çığırtkanlarından, tetikçilerden her şey beklenir. Bizimkiler baş sırada.

Dünya ve Türkiye tarihi bu konuda AKP gibisini az gördü. Literatüre geçtiler. En başından beri şahinleri oynayan AKP, son birkaç gündür kapı kapı dolaşıp dünya alemi saldırıya ikna etmeye çalışıyor.

Daha önce de yazdığımız gibi: Bu, “derin strateji”lerinin çöküşünün, imajlarında yarattığı tahribatı toparlama girişimidir. Son bir çırpınıştır.

İçeriye, tabanlarına, ne denli güçlü, vazgeçilmez ve öngörülü oldukları mesajını verip iktidarlarını koruyacaklar.

Dışarıda ise, özellikle Mısır’daki gelişmelerle bağlantılı olarak uluslar arası piyasalarda yitirdikleri değer kaybını telafi etmeye çalışacaklar. Niyetleri, bölgede siyasi ve askeri açıdan yeri doldurulamazlıklarının sürdüğünü kanıtlamak: “Bakın” diyorlar, “en başından beri sizi Esad konusunda uyardık, O’ndan her şeyler beklenir dedik, kimyasalı da kullandı, haklı çıktık.”

AKP savaşa, saldırmaya mecbur.

Oysa ortada kimyasalı Esad’ın kullandığına ilişkin tek bir kanıt bile yok. Akıl tam tersini, bu işi yapsa yapsa muhalefetin yapmış olabileceğini düşündürüyor. AKP’nin ise BM’in incelemesini bile beklemeye tahammülü yok. Hüküm baştan verilmiş, kesin.

İslami bir düzenin kurulmasından başka hiçbir ilkeleri bulunmuyor.

Daha geçen hafta, Mısır’daki darbeyi lanetlemediler, askeri mekanizmaları harekete geçirmediler diye Haçlı diye suçladıkları Avrupa ve Amerika ile şimdi Suriye için yeniden ortak oldular. Sisi darbesini destekliyor diye etmedik laf bırakmadıkları Birleşik Arap Emirlikleri ile Esad’ı devirmek için oyun çeviriyorlar. “Kavgalı” oldukları “Siyonist” İsrail ile Esad’ı devirmek söz konusu olduğunda aynı klikte yer almakta bir çekince görmüyorlar…

* * *

Suriye’ye saldırının eli kulağında gibiyken, ben hala bu ihtimalin gerçekleşmeme ihtimalinin bulunduğunu düşünüyorum.

Bir kere operasyon için ABD’nin onayının ve askeri dahlinin olması kuraldır. Obama yönetimi ise en başından beri Vietnam’ı hatırlatan Afganistan ve Irak sendromları nedeniyle mesafeli. Esad’ı devirmeye değil, uyarmaya yönelik birkaç günlük ve füze atışlarıyla sınırlı bir operasyondan söz edilmesinin nedeni de bu.

Avrupa ve ABD ekonomileri halen krizin etkisindeler. Mevcut durgunluk-daralma sarmalında debelenmenin sona ereceğine ilişkin hiçbir emare halen mevcut değil. Bu ekonomi uzun süreli bir savaşı kaldırmaz.

Suriye’ye yönelik bir müdahale, Çin’e kadar uzanan coğrafyayı etkileme, mevcut kutuplaşmaları artırma, Ortadoğu’daki etnik ve dini eksenli kaotik durumu kontrolden çıkarma potansiyeli taşıyor. Emperyalist güçler kaostan beslenirler, ancak kaosun içinde bir öngörülebilirliğin olmasını da beklerler.

Suriye’ye doluşmuş şeriatçı katillerin sayısı 100 binlerle ifade ediliyor ve Suriye operasyonunda bunların da inisiyatif kullanacakları, Esad ‘ın füzelenmesi sonrasında ise iyice palazlanacakları kuvvetle muhtemel. Eğer böyle olacaksa, sonraki süreçte İslami terörün Batı’nın başına da aynı derecede bela olma ihtimali var demektir.

AB ve ABD yönetimleri kendi halklarının müdahaleye minimum ölçekte destek veriyor olmasını değilse de yukarıdakileri dikkate almak zorundadırlar.

Rusya’nın dengeleyici tutumu hepimizin malumu. Suriye’nin ve Esad’ın kaşı gözü hatırına değil, ama kendi çıkarları adına Ortadoğu’da ABD hegemonyasına bir sınır çizilmesi gerektiğini uzun süredir düşünüyor. Rusya’nın, en azından olası bir yeniden paylaşım savaşının içinde kendisinin de yer almasını sağlayacak denli inisiyatif kullanacağı kesin.

Üstelik birkaç günlük bir askeri müdahale Esad’ı yola getirmeye yetmeyeceği gibi O’nu daha da güçlendirebilir.

ABD açısından Suriye’ye askeri müdahale için tek makul gerekçe Esad’ın muhalifler ve çeteler karşısında giderek güçlenen konumudur.

* * *

Yukarıdaki faktörlere rağmen Suriye’nin vurulması, yine yukarıdaki faktörler nedeniyle bütün halklar ve ülkemiz açısından yıkım yaratacaktır.

Bu AKP’nin sonu anlamına da gelecektir. AKP evde zor tuttuğu %50’nin 1’ini bile Suriye’de savaş için ikna edemez.

Ve nihayet, AKP, bu son savaş çığırtkanlığıyla “Barış Sürecini” fiilen bitirdiğini bir kez daha ilan etmiş olmaktadır.

Umarız bu, Türkiye halklarının emperyalizm ve AKP karşıtı bir çizgide, barış mücadelesinde birleşmeleri açısından vesile oluşturur.

Çünkü müdahale olmasa bile, Suriye’ye uzun süredir emperyalist bir müdahale zaten var.