Putin ne kadar kararlı?

03/12/2015 Perşembe
Putin ne kadar kararlı?

SÖZ KONUSU OLAN UÇAK KONUSU İSE

Daha önce uçak işinin AKP’nin provokasyonu olduğunu yazmıştım. AKP, garip davranışları nedeniyle Suriye sahnesinden atıldığı için yeniden rol kapmak peşindeydi. Bunu da, başka pek çok konudaki gibi, provokasyonla elde edebileceğini düşünmüştü. Rusya ile ipleri gerecek, NATO’nun güney sınırının tehlikede olduğu yaygarasını koparacak, Rusya’nın IŞİD dışında herkese saldırdığı propagandasını yapacak, NATO ve ABD bu topa girecekler, AKP’yi yeniden oyuna dahil etmek zorunda kalacaklar ve belki de Cerablus’ta öteden beri istediği “güvenli bölge”yi kendisine armağan edeceklerdi.

Olmadı. Olmayacağı belliydi. Türkiye’yi destekler nitelikteki açıklamalar en fazlasından gerilimin şiddetini düşürme niyeti olarak okunabilir.

Rusya’dan ise beklediğimiz tepkiler ardı ardına gelmeye başladı. Şu anda ekonomik yaptırımlar ön planda yer alıyor. Bunların içine nükleer santral inşaatı ile doğal gaz anlaşmasının dahil edilebileceğine dair söylentiler bile var.

Ben işin bu noktaya gitmeyeceğini ve ekonomik yaptırımların şu anki haliyle sınırlı kalacağını düşünüyorum. Sınırlı dediysem bu kadarının bile devam ettirilmesi Türkiye’yi söz konusu sektörler itibariyle etkilemeye yeter. Doğal kaynaklar Rusya ekonomisini %70 oranında bağladığı ve iki ülke arasındaki anlaşmalar uzun dönemli olup, ihlali halinde uluslar arası tahkimde ciddi yaptırımların devreye sokulması söz konusu olduğu için, Rusya’nın Türkiye’ye sağladığı doğalgazı kesmesi akla yakın görünmüyor. Aynı şey nükleer santral inşası için de geçerli.

Öte yandan, Rusya AKP ve Erdoğan’a yönelik esas saldırısını siyasi düzlemde gerçekleştirecektir. Ekonomik yaptırımlar bakımından Türkiye’nin, en azından belli ölçülerde, kendisine seçenekler üretmesi olanaklıdır.

Siyasi düzlemde maruz kalınacak yaptırımlar ise geri dönüşsüz sonuçlara yol açacaktır. Nitekim bunun da ilk emareleri daha ilk günden itibaren ortaya çıkmaya başladı ve Putin G20 zirvesinde üstü kapalı olarak dile getirdiği IŞİD ile bağlantı konusunu, doğrudan Erdoğan ile ilişkilendirdi. Rusya bu konuda elinde kesin belgeler, ilişkiyi kanıtlayan görüntü kayıtları olduğunu da belirtiyor. Mümkündür. Bu noktadan sonra elindekileri BM gündemine getirmesi beklenir.

ANCAK, TEPKİNİN ESAS NEDENİ SURİYE PLANLARI

Evet, Rusya, uçağının düşürülmesine tepkisiz kalamazdı. Karizmayı kurtarmak açısından bile şiddetli bir reaksiyon vermeliydi.

Fakat, tepkinin nedenini uçak düşürme olayına sıkıştırmak yanlış olur. Esas neden Rusya’nın Suriye planlarıdır ve uçak olayı Türkiye ile Rusya arasında, Rusya’nın Suriye’ye müdahalesi sonrasında giderek tırmanan gerilimde bardağı taşıran son damla olmuştur yalnızca.

Bilindiği gibi Rusya ile Çin, ABD-AB bloğunun karşısında uzun zamandır ikinci bir emperyalist blok yaratıyorlar. Bunun öncülüğünü de askeri ve siyasi alandaki etkisiyle Rusya üstlenmiş durumda.  Rusya bloğunun Ukrayna ve Kırım’daki gelişmelerden ve NATO’nun Ukrayna’da faşistlere verdiği destekten sonra kendi coğrafyasıyla sınırlı kalması beklenemezdi.

Suriye, Rusya açısından emperyal hiyerarşide kendi rüştünü kanıtlama olanak ve şansıdır. Putin’in Suriye operasyonunu böyle değerlendirdiği, Suriye’de IŞİD dışında ılımlı muhalif olarak değerlendirilen diğer cihadçı ve muhalif kesimlere de yönelmesinden , Suriye rejimini ayakta tutmaya kilitlenmesinden bellidir.

Öt yandan, Suriye’den kaçak ve AKP’nin de dahil olduğu anlaşılan yollarla dünya piyasalarına sokulan petrol Rus ekonomisini olumsuz olarak etkiliyor. Ayrıca, Rusya’yı Avrupa’ya bağlaşan petrol yollarının, Suudi Arabistan, Katar, Suriye ve Türkiye üzerinden geçecek yeni bir hatla devre dışı bırakılacağına ilişkin haberler de (eğer doruysa) Rusya’nın petrole bağlı ekonomik endişelerini artırıyor olsa gerek. Rusya Suriye coğrafyasını bu bakımdan da sağlama almak açısından Suriye’ye tam boy girmiş görünüyor.

Kısaca, Rusya’nın Türkiye’ye olumsuz bakışının esas nedeni uçağının düşürülmesi değildir ve ilişkileri geren daha yapısal sorunlar mevcuttur.

Bütün bu nedenlerle Suriye coğrafyasında kendi siyasal ve ekonomik hedefleriyle çelişen tutum sergileyen AKP ve Erdoğan kliğine karşı özellikle siyasi alanda dozu artacak bir sıkıştırma operasyonunu başlatacağı düşünülmelidir.