Özür Erdoğan’ı kurtarır mı?

30/06/2016 Perşembe
Özür Erdoğan’ı kurtarır mı?

En başından beri büyük hatalar yaptılar. Olmayacak işlerin peşine düştüler. Emperyalizmin kudretini hiç anlamadılar. İstedikleri gibi at oynatabileceklerini sandılar. Suriye politikası tamamen trajediydi. Yalnızca halklar açısından değil, kendileri açısından da.

Sonunda, beklenen oldu, özür diledi. Putin’e boyun eğmenin esas nedeni turizm krizi değil, çaresizlik. Bunu daha düne kadar “onurlu yalnızlık” diye pazarlıyorlardı, hatırlarsanız. Şimdi ne oldu ? Demek ki hepsi palavraymış.

Arkası gelecek. Rusya daha özür mektubunu açtığı anda, yetmez, Suriye politikanı da değiştir, El Nusra’ya verdiğin desteği kes dedi. Artık bunun için sıkıştıracaklar.

Sonra Mısır sırada. Anlaşabiliriz, ama önce Mursi’nin tutuklanmasının meşru olduğunu kabullenin açıklaması yaptı. ABD’deki Rıza ve Kuveyt Türk Katılım Bankası davalarını ise yazmıştık zaten.

Erdoğan dünyada işlevi kalmadığının farkında. Şimdi dümeni toparlamaya çalışıyor.

AKP’nin uzun süredir dış politikaya dair hiçbir planı, stratejisi, taktiği yok. Bunun nedeni emperyalizmin iş başına getirdiği bir partinin, emperyalizmin planları dışında bir hiç olmasıdır.

Erdoğan bir planın gereği olarak iktidara taşınmıştı. Sonra o plandaki kimi çatlakları istismar etti. Uyumlu İslam, Büyük Ortadoğu Projelerinden, Yeni Osmanlı devleti çıkarabileceği vehmine kapıldı. İmkansızdı. Bunun üzerine kendisini iktidarda tutan güçler Ortadoğu senaryosuna başka bir aktörü, Kürtleri adapte ettiler.  Fırat’ın batısı, kırmızı çizgi, güneyimizde YPG varlığını tanımayız laflarının tümü bu şekilde geçersizleşti.

Şimdi Suriye’de acaba yeniden bir rol kapabilir miyim diye düşünüyor.  Olmayacak. Suriye büyük ihtimalle bölünecek, ancak buradan AKP adına bir pay düşmeyecek. En fazlasından Halep’in kuzey kırsalının güvenliği için oluşturulacak uluslararası güce bir bölük askerle katılmasına izin verirler. Aynen Irak’ta Başika’da olduğu gibi.

İsrail anlaşmasının da bir boyun eğiş olduğu açık. Tam tersine. İsrail anlaşması “one minit” şovuyla başlatılan Yeni Osmanlı’nın iflasının aleni kabulüdür. Erdoğan’ın en büyük iddiası neydi ? Gazze ablukası kalkacak. Kalkmıyor. İsrail’le uzun dönemli ekonomik ilişkiler, birlikte Akdeniz’de doğal gaz boru hattı inşası mı ? Bunun İsrail’in çıkarlarını ifade eden bir proje olduğu çok açık.

Hep söylüyoruz: Bu AKP’nin, bu Erdoğan’ın emperyalizmin bölgemizdeki senaryosu içinde artık yeri yok. Baştan vardı, olabilirdi, kıymetini bilemediler. Şimdi Erdoğan bunun farkına vararak, mevcut paradigmasını değiştiriyor, bu Erdoğan’dan vazgeçiyor. Bunu Erdoğan’ın değişmemesi için yapıyor.

Şimdi soru şu: Erdoğan’ın bu Erdoğan’ı emperyalistlerin bekledikleri yönde değiştirmesi, özürler dilemesi, Mursi’ye verdiği desteği kesmesi, dört parmağını yere indirmesi, kim bilir belki yeniden Esad demeye başlaması, Erdoğan’ı kurtarır mı, emperyalizmin Erdoğan hakkında verdiği hükmün değişmesini sağlar mı ?

Hiç sanmıyorum. Bir kez şimdiye kadar yaptıklarıyla büyük bir güvensizlik yarattı. Evet güven duymadıkları aktörlerle de oynarlar. Ancak fırsatını da kollarlar.

Fakat artık bu konuda çok daha önemli bir parametre devreye girmiş durumda. O da Türkiye’nin IŞİD ve diğer bütün cihatçı çetelerin örgütlendiği bir coğrafya halini almış olması. Buna AKP’nin Suriye politikası, Türkiye’yi İslamcılaştırma planları neden oldu ve Türkiye yalnızca birkaç sene içinde klasik bir Ortadoğu ülkesi haline geldi. Son gösterge İstanbul’daki kanlı katliam oluyor.

AKP’nin artık İslamcı terörü güvenlik önlemleriyle engelleme olanağı bulunmuyor. Gerçi diğer düzen partileri de bu işi beceremez. Ama AKP açısından farklı bir durum daha var. AKP Türkiye’yi İslamcılaştırmaya yönelik her adımıyla IŞİD’in üzerine oturduğu, beslendiği, örgütlendiği zemine destek sağlıyor. İslamcılaştırma IŞİD gerçeği oluyor. Bir NATO ülkesi, Batı’nın baş belası haline geldi.

İşte esas bu nedenle Erdoğan ve bu AKP hakkında verdikleri hükmü değiştirmezler. Son kullanım tarihleri doldu. Eğer iç dinamiklerle, hukuksal yollarla değişmesini sağlayamıyorlarsa, her tür kaos, provokasyon ve terör eylemi de onlar açısından kullanışlıdır. Şimdi Erdoğan’a yüklenen işlev Türkiye’nin gevşetilmesidir.