Kürtler ve Diyalektik

05/08/2013 Pazartesi
Kürtler ve Diyalektik

Geçen hafta Selahattin Demirtaş’ın bir TV kanalının canlı yayınında dile getirdiği ve esas olarak Öcalan’a ait olduğunu bildiğimiz görüşleri:

1-Türkiye’de Misak-ı Milli yanlış bilinmekte ve Türkiye’nin bugünkü sınırları olarak anlaşılmaktadır. Oysa, Misak-ı Milli Irak ve Suriye’nin Kürt bölgelerini de içerir.

2-Kendileri bu Misak-ı Milli sınırlarını savunmaktadır.

3-Dolayısıyla, Türkiye sınırlarının Barzanistan ve PYD bölgesini de içerecek biçimde esnetilmesi, hem Misak-ı Milli ile hem AKP’nin istekleriyle uyumludur hem de Kürt sorununu, üstelik bölgesel ölçekte, çözmeye yetecektir.

4-Üstelik kuzey Suriye’deki “Rojava Devrimi” bir öz yönetim rejimi olarak bölge halklarının geleceği açısından da siyasi bir model sunmaktadır.

5-Türkiye Kürtleri için ise Irak ve Suriye’deki gibi bir özerkliğe gerek yoktur, ama zaten olanaklı da değildir. Bunun nedenleri “barış süreci” ile Kürtlerin Türkiye’nin her tarafına dağılmış halidir.

* * *

İyi plan. Hele hele Demirtaş gayet ikna edici ve kendine güvenli biçimde sunduğunda. Kürtler bu planı yıllar boyunca uzun uzun tartışarak olgunlaştırmışlardı.

Ama... Diyalektik diye, toplumsal ve doğal bütün olaylara, yani hareketin kendisine damga vuran bir yasa var: Hareket halindeki her şey değişim durumunda, değişim somut olgu ve olayların birlikte var oldukları diğer olgu ve olaylarla karşılıklı etkileşimi zemininde gerçekleşiyor. Değişim sürekli ve niceliğin niteliğe dönüşümü ile olguyu zaman içinde dönüştürüyor. Etkileşen parçalarla birlikte bu değişim süreci bir bağlam oluşturuyorlar ve bir üst kimliğe bağlanıyorlar. Bağlam dediğimiz bütün de içindeki parçalar gibi değişiyor. Bütün ile parçalar farklılığa dayalı bir özdeşlik kuruyorlar.

* * *

Türkiye’de Kürt konusu Cumhuriyet Devrimlerinin inkar politikalarıyla bir sorun haline geldi.

İnkar Kürtlerin daha da kenetlenmesine ve geç de olsa, uluslaşma süreci geliştirmelerine yardımcı oldu. Bu bakımdan kritik dönemeç PKK hareketidir.
Kürt sorunu Cumhuriyet rejiminin en zayıf ve kirli noktalarından birisiydi ve sonradan AKP iktidarının eline bir koz olarak düştü.

Bugün AKP Kürt sorunu üzerinden demokratlık oynuyor. “Barış süreci”nin kesintiye uğramaması adına Kürt Hareketi bu oyuna sessiz kalıyor.

Kürtler, son 30 yıldır hem çok militan bir halk hareketi yarattılar hem de bu süreçte politikalarına damga vuran özelliklerinin en önemlilerinden birisi olarak pragmatizmi benimsediler.

Diyalektik demiştik: Bu karakter, kurtuluşu işçi-emekçi sınıflarla ittifakta değil de yerli ve uluslararası egemen güçlerle pazarlıkta aramanın kaçınılmaz sonucuydu.

* * *
Demirtaş’ın bir model olarak sunduğu Barzanistan Irak’ın kanla bölünmesiyle yaratıldı.

Irak’ı ABD işgal ederek, böldü.

Saddam bir diktatördü, ama halen Irak’ı terk etmemiş olan ABD’nin yönetim işlevleri bakımından hiç de O’ndan aşağı kalır yanı yoktur.

Üstelik Barzanistan bir Amerikan eyaleti olarak şekillendi ve şimdi diğer ülke Kürtleri bu eyaletten hamilik arayışı peşindeler.

Türkiye Kürt hareketinin, AKP ile savaş halinde olduğu dönemde bile, bölgede ABD ve AKP adına iş kotaran Barzani ile ortak Kürt ülküsünü konuşuyor olması da diyalektiğin ne kadar acımasız olduğunu kanıtlıyor.

* * *

Şimdi Suriye Kürtleri bir özerk bölge koparma amacındalar.

Emperyalistler “Arap Baharı”nı Suriye’ye kadar uzatıp, bu ülkede bir iç savaş başlatıp, Esad’ı indirmeye çalışmasalardı Kürtlerin bunu rüyalarında bile görmeleri olanaklı olmazdı.

Ancak, AKP’nin Suriye konusundaki emperyal oyunları şeriatçı çeteleri kullanmak yönünde olduğu ve bir dönem emperyalistler bu operasyona onay verdikleri için, bu dinci çeteler bugün Kürtleri katlediyor.

Şeriat devleti kurma planı, Esad’ın devrilmesi ve hiç olmazsa Suriye’nin bir kısmının işgal edilmesi stratejisine dayanıyordu. Kuzey’de Kürtleri serbest bırakan, biraz mecburen, biraz da AKP’ye karşı taktik bir manevra olarak, Esad olmuştu. Şimdi Esad’ın püskürttüğü şeriatçı çeteler, PYD ile savaşıyorlar ve PYD, bu çeteleri besleyen Türkiye’ye dost olduğunu açıklamak için AKP’nin kapısında bekliyor. Oysa bütünü görebilmek Esad’ın yanında olmayı mümkün kılardı.

Diyalektik bu: Adamı rezil de eder, vezir de.

Hegel “gerçek bütündür” demişti.

* * *

Diyalektiğin yanında bir de materyalizm var: Oluyor diyalektik materyalizm, yani toplum bilimlerinin yöntemi.

Ulus ve din gibi kategoriler toplumsaldır. Ancak bu toplumsallıkların, toplumsal ilişkilerin şekillendirilmesindeki ve hele hele yeni toplumsal formasyonların oluşturulmasındaki bağlayıcılığı çok eskilerde kaldı.

Dini yönetimin defterini 1789 ve aydınlanma devrimleri, ulusal kimlikler üzerinden yönetme modelininkini de sosyalizm dürdü.

Sınıf gerçekliğini görmeyerek, bu eskimiş kategorilerle toplum inşa etmeye kalkışmak, 1) dünya işlerinde yalnız kalmak, 2) emperyalist sofranın mezesi durumuna düşmek ve 3) “barış, barış” derken en azından bölgesel savaşların tetiğini çekmek anlamına gelir.

Zorunlu olarak: Diyalektiğin hükmü var çünkü.