Karayılan’ın “İtirafı”

01/11/2010 Pazartesi
Karayılan’ın “İtirafı”

Mavioğlu röportajı basında bu başlıkla yer buldu. Karayılan şöyle diyordu: “Devlet bizi yenemeyecek ama biz de devleti yenemeyeceğimizi artık anladık.”

Biz bunu çok önceleri pat durumu olarak tanımlamıştık. Üstelik bu durum epey uzun zamandır devam ediyor.

PKK tarzı bir hareketin askeri güçle alt edilmesi olanağı son derece zayıftır. Üstelik bölgede yoksunluklar ve şiddet ilişkileri devam ediyorken örgütün dağ kadrosunda süreklilik sağlaması da kolaydır.

Ancak, PKK’nin de devleti alt etmesi olanağı şu nedenlerle bulunmuyordu: 1- Elindeki askeri güç her bakımdan sınırlı bir ölçekteydi ve kırsal kesimde, dağda gerilla savaşı yürütmeye olanak tanıyacak büyüklükteydi. 2- PKK’nin arkasındaki Kürt halkı desteği en fazlasından yarı yarıyaydı. Bu küçümsenmesi olanaksız bir büyüklüktür. Ancak kalan yarısının AKP’nin elinde konsolide olduğu dikkate alındığında etkisinin sınırlı kalacağı da kabul edilmelidir. 3- PKK özellikle 2000’den sonraki dönemde, Kürt sorununun çözümünde Türk emekçi sınıflarının desteğinin ne denli önemli olduğunu hiç dikkate almayarak, Türk ve Kürt emekçi sınıflarının kendi kimliklerinde milliyetçileşmelerini destekleyecek bir strateji izledi. Bu sonuncu faktör devletin ve AKP’nin elini güçlendirdi.

* * *

Ancak, bu açıklamada esas önemli olan nokta, böyle bir “itirafın” yapılmış olmasıdır. Şimdi şu saptamaları daha vurgulu biçimde yazmak olanaklı görünüyor:

PKK bundan sonraki süreçte açık askeri mücadele stratejisi yerine siyasi araçlarını daha ağırlıklı olarak kullanacaktır.

Uzatılan ateşkes dönemleri, Taksim’deki canlı bomba eylemi verisine rağmen (ki henüz üstlenen olmadı), bunun bir göstergesi olarak okunabilir.

PKK bundan sonra kendisini bu gereksinime göre yeniden şekillendirecektir. Bu, PKK’nin silah bırakmayı kabul etmesi, silah bırakması anlamına gelmez. PKK ne olursa olsun, elindeki silahlı gücü azaltmadan uzun bir süre daha korur. Kendisine karşı operasyon düzenlendiğinde ya da dışa ve içe dönük etkili mesajlar vermek istediğinde en etkili noktada silahlı eylemler gerçekleştirir.

Ancak, bundan sonra esas olarak özerklik ve ana dilde eğitimi merkeze koyan kimi güncel taleplerin zeminini güçlendirmeye yönelik siyasal bir hareket tarzı izler.

* * *

Bu noktada en önemli konulardan birisi şudur: PKK’nin de içinde bulunduğu Kürt hareketinin bu açılımı kaçınılmaz biçimde karşısındaki aktörlerle, ki bunların içinde yalnızca yerli olanlar değil, Karayılan’ın Kürt sorununu kendi çıkarları için kullandıklarını açıkladığı AB ve ABD de vardır, daha çok pazarlık yapma stratejisine dayanacaktır.

Kısaca, silahlı eylemler pazarlık gücünü artırmaya yönelik olacak ve buna olanak tanıyan mevcut ortamı korumayı özellikle gözetecektir.

Ateşkes sürecinin daha kısa fasılalarla daha uzun erimli kılınması daha yüksek olasılıktır.

Açık konuşmak gerekirse, PKK’nin bu stratejisi açısından AKP’nin önümüzdeki seçimleri tek başına kazanması daha tercih edilir bir sonuçtur. PKK, yeni AKP iktidarı döneminde gerçekleştirilecek yeni bir Anayasa’dan umutkardır. Daha doğrusu, PKK’nin yeni stratejisi kendisini AKP iktidarının uzamasına mahkum etmektedir.

* * *

Ancak şu soru da önemlidir: Kürt hareketi özerklik ve ana dilde eğitim adına bu stratejiyle somut bir kazanım elde edilebilir mi ?

AKP’nin tek başına yapacağı yeni Anayasalı dönemde bile bu son derece zor bir olasılıktır. Hep söylediğimiz gibi kapitalist Türkiye Cumhuriyeti’nin genetiğindeki kimi iktisadi, sosyal ve siyasal kodlar bu iki talebin herhangi bir iktidar tarafından kabul edilip yaşama geçirilmesini kısa ve orta vadede olanaksızlaştırıyor.

Böyle bir değişim kaçınılmaz biçimde savaş ve bölünme mekanizmalarını devreye sokar. Görünen o ki, egemen güçler hem Türk hem de Kürt halk sınıflarını alıştırarak, duyarsızlaştırarak, soysuzlaştırarak kafalarındaki çözüme ikna etmeye çalışıyorlar.

* * *

AKP bir oyalama taktiği uyguluyor ve hem Kürt hareketinde hem de Kürt halk sınıflarında sorunu kendisinin çözebileceği yönünde bir beklenti yaratmayı başarıyor.

AKP şimdi bu beklentiyle hem Kürt hareketinin tabanını kendisine aktarmaya çalışıyor hem de kendisine aktarmayı beceremediği Kürt tabanının militanlığını köreltmeyi hedefliyor.

Ortaya çıkma olasılığı daha güçlü seçenek Kürt hareketinin özerklik ve ana dilde eğitim taleplerini elde etmesi değil, içinden düzen cephesini besleyecek kollar üretmesidir.