Derviş'in Şapkaları İLKER BELEK

23/06/2008 Pazartesi
Derviş'in Şapkaları İLKER BELEK

Hatırlanacağı gibi, Kemal Derviş Türkiye'nin gündemine AKP'den önceki üçlü koalisyon döneminde, Ecevit başbakan iken girmişti.

Hükümet, o zaman, acı reçetesine halkımızı ikna edecek kabul edilebilir yerli bir isim bulamadığı için, Amerika'nın önerisiyle, Dünya Bankası içinden, Derviş'i transfer etmişti.

İşler sarpa sarıp, her şey allak bullak olduktan ve üç parti de genel seçimlerde yerin dibine battıktan sonra, kendisini bu kez UNDP'nin başına getirdiler.

UNDP (Uluslarası Gelişme Programı) bir Birleşmiş Milletler kuruluşudur, ama esas olarak ABD'nin ve emperyalizmin sivil toplum örgütü olarak çalışır. Eski Amerikan savunma bakan yardımcısı Paul Wolfowitz şimdi Dünya Bankası başkanıdır. Amerika bu mevkiyi kimseye kaptırmamakta ve ancak Amerikan çıkarları için kendisini kanıtlamış şahin isimlere emanet etmektedir. İşte bu Dünya Bankası IMF ile birlikte Türkiye gibi ülkelerin makro politikalarını, yatırım alanlarını belirler. Ülkeleri sanayisizleştirir, devletlerini çökertir, boğazına kadar borçlandırır.

Bundan sonraki aşamada da bir sivil toplum örgütü olan UNDP devreye girer. Aslında Derviş'in Türkiye sömürge başbakanlığı görevinden sonra UNDP başkanlığına getirilmesi, bu saptamamızın ironik bir doğrulamasıdır. Bir başka doğrulayıcı veri de UNDP'ye finansal açıdan donorlük yapan kurumların kimliğiyle ilişkilidir. UNDP'nin donörleri Dünya Bankası gibi kuruluşlardır. Aralarında bölgesel Dünya Bankası olarak nitelenebilecek Asya Gelişme Bankası, Afrika Gelişme Bankası gibi kurumlar da vardır.

UNDP yoksullukla savaşım, AIDS ile mücadele gibi "insani" programlar yürütür. Emperyalizmin yıkıp, tarumar ettiği halklara proje bazında sadaka dağıtır. Ünlü basketbolcuları, pop şarkıcılarını para toplamak için hareketlendirir. Bu işler, şimdilerde, Türkiye'de batık bankaların yükünü halka yıkma operasyonu için getirilen Derviş açısından emekliliğe hazırlık çalışmalarıdır. Hiçbir işe yaramazlar. Çünkü Amerikalılar 800 milyon nüfuslu Afrika kıtasının yıllık sağlık harcaması kadar bir parayı evlerinde besledikleri kedi ve köpeklerin bakımı ve bu hayvanların hafta sonu tatili için harcamaktadır. Emperyalizm bu insanlık dışı ilişkiye dokunmamak için UNDP'yi kurmuştur ve başına da özellikle, kendileriyle alay etmek için sömürdüğü ülkelerin bürokratlarını getirmektedir.

Derviş, Ecevit döneminde Amerika'nın Türkiye'den sorumlu başbakanı iken 15 günde 15 yasa çıkarmakla tanınmıştı. Hatırlanacak olursa bu yasaların içinde Merkez Bankası ile kamu bankalarının merkezi hükümet denetiminden çıkarılmasını sağlayan, böylece Türkiye'nin mali politikalarını doğrudan IMF'ye bağlayan, Türk Telekom'u, şeker fabrikalarını, Tekel'i ve doğal gaz piyasasını özelleştiren-piyasalaştıran, böylece devleti para babalarına satan ve sosyal güvenlik sistemini değiştirerek emeklilik yaşını uzatan yasalar vardı. Rivayete göre, Derviş, Türkiye'de yasa hazırlama prosedürünü bile bilmediği için, bir DSP'liye 15 yasanın bir haftada çıkarılmasının olanaklı olup olmadığını sormuş, hukuksal sürecin ayrıntılarını öğrenince de bir hafta da kendi cebinden ekleme yapmıştı.

İşte bu Derviş geçen hafta içinde TÜSİAD'ın düzenlediği Anayasa temalı bir toplantıda Türkiye'ye ekonomi dersleri verdi. Eski görevinde özelleştirmelerin zorunluluğu konusundan bahsetmişti, bu kez de büyümenin gerekliliğine ve işsizlik belasına vurgu yaptı.

Derviş TÜSİAD toplantısında işsizliğin yaratacağı sosyal sıkıntılardan söz etti özelleştirmelerin ve devletin küçültülmesinin işsizliğin temel nedeni olduğunu ve bu operasyondaki payını gizledi.

Büyümenin bir ülkenin kalkınmasında ve diğer ülkelerle rekabetinde ne denli önemli olduğunu açıkladı yüksek faiz politikasının emperyalist mali sermaye tarafından dayatıldığını ve Türkiye'nin büyümesini engelleyen en önemli faktör olduğunu söylemedi.

Derviş yoksullukla ortaya çıkan sıkıntıları vurguladı, yoksulluğun nedeninin emperyalist kapitalizm olduğunu sakladı.

Derviş her işe gelen bir teknokrattır. Eski görevi başbakanlıktı, şimdiki sivil toplum yöneticiliği. Derviş'te her görev için uygun bir şapka, bir vizyon, bir yetenek olduğu anlaşılıyor. Nerede görevlendirilirse o göreve uygun şapkasını kafasına geçiriyor. Ancak şapkaların hepsinin altından emperyalizmin istekleri çıkıyor. Şapkalar farklılaşıyor, altındaki kafa aynı kalıyor.

Üstelik bu kez Derviş TÜSİAD'ın Anayasa Konvansiyonu projesinin maydanozluğunu da yapıyor.