AKP’nin Yalanlarını Olimpiyatçılar Yemedi

09/09/2013 Pazartesi
AKP’nin Yalanlarını Olimpiyatçılar Yemedi

2020 olimpiyatlarına ilişkin sunumlar vesilesiyle, yaşamımın son 35-40 yılının, en uzun süreli spor programını, aralıklı da olsa, izlemiş oldum.

İstanbul, Tokyo ve Madrid yarıştılar.

Madrid’in kriz nedeniyle bitap düştüğü her halinden belliydi. Bu üç ülkenin finale kalışı hangi prosedürle belirlenmişti, bilmiyorum, ama, Madrid sürekli toptan kaçan ve teknik direktörünün de, üç oyunculuk değiştirme hakkını kullandığı için, saha kenarına alamadığı futbolcu gibiydi.

Diğer iki kent, gerçekleştirecekleri milyarlarca dolarlık özel yatırımlardan söz ederlerken, “para harcamama, yeni tesisler, yollar yapmama gerek yok, elimdekiler yeter” diyordu. Sporun artık şova dönüştüğü günümüzde bu ışıksız, spotsuz serginin alıcısının olmayacağı belliydi.

Bizimkiler finale kalmanın başarısıyla övündüler, ödülün Tokyo’ya verildiği açıklandığında.

Bir de Tayyip, göz yaşı dökmedi, kayırmacılıktan, batı demokrasisinin düşkünlüğünden dem vurmadı belki ama, şu minvalde bir şeyler söyledi: “Dersimizi çıkardık, demek ki olimpiyatlarda madalya kazanmamız gerekiyor.” Korkulur: Neredeyse sergiledikleri her sportif hareket Cumhuriyet altınıyla ödüllendirilen sporcularımızın doping tutkusu katlanabilir.

* * *

Spastik kolon olma riskini göze alarak bu kadar uzun süre sunumlara odaklanma gayretimin esas nedeni İstanbul’un başarıp başaramayacağını ya da 16 saatlik bir rekor uçuş sonrasında Erdoğan’ın performansını merak etmem değildi şüphesiz.

Bu kapitalist başkentlerin kendilerini pazarlamak için nelerini kullanacakları aklımı kurcalıyordu. AKP’nin şovu ilgimi özellikle celp ediyordu.

İstanbul ekibi baştan sona bildiğimiz argümanları kullandı: İki kıtalı kent, kültür mirası, dinler ve kültürler arası kardeşlik, vb. Ancak şu mesaj çok net verildi: “Ortadoğu barışı için olimpiyat organizasyonunu bize verin.” Bir tür Yeni Osmanlı vizyonu sergilenmeye çalışıldı yani. Spordaki kardeşlik ruhunun içselleştiği belirtilen olimpiyatların İstanbul’da organize edilmesi batının İslam dünyası ile birlikte yaşamaya ne denli önem ve değer verdiğini kanıtlayacak ve bu önemli iş Türkiye için uygun görülmüş olacaktı.

Ancak bu mesajın tersten okunuşu belki daha net bir anlam içeriyordu: Olimpiyatları vermemenizin anlamı dinler ve kültürler arası savaştır. Sanki şantaj gibi. Belki bu şantajın bir hedefi de Geziciler’dir, bilmiyorum. Nitekim, İstanbul’u destekleyen kimi batılı yorumcular, Haziran’daki hükümet şiddetinden sonra, Türkiye’nin kazanmasının demokratikleşmesi adına artık daha önemli olduğunu savunmuşlardı.

Demokrasi derken: İstanbul’un tanıtım videolarında hep demokrasi ve özgürlük vurgusu vardı. Sunumların yapıldığı otelin önünde göstericiler “olimpiyatlara aday olacağına Haziran’da öldürülen beş kişinin katillerini bul” diye Erdoğan’a seslenirlerken.

* * *

Yazının başlığında “yemediler” dedim ya…

Tokyo söze ülkesinde hiçbir doping skandalının yaşanmamış olduğuna vurguyla ve arkadaki perdede de geçmişte olimpiyat madalyası kazanmış pek çok sporcusunun görüntüleriyle başladı.

Gerçekten şık bir hamleydi.

Japonlar, ayrıca, ülkelerinde sporun yaşamın içinde yer aldığı vurgusunu kullandılar, halkın spor ruhunu sahiplenmesi adına ve organizasyon için ellerinde 4.5 milyar dolarlık hazır bir fonun bulunduğunu da eklediler.

* * *

Sonucun böyle tecelli edeceği belliydi. İstanbul’un hiç şansı yoktu.

Sunumda kültürler, kıtalar, ülkeler arası barıştan söz edilirken, Suriye işgaline önemli ekseriyetle karşı duran olimpiyat kamuoyu önüne, Suriye savaşının kışkırtıcılığını yaptığı Moskova’dan ayağının tozuyla çıkmış bir başbakan.

Perdedeki hafif çakır keyif İstanbul manzaralarını gölgeleyen, ODTÜ’de aynı dakikalara denk gelen polis şiddeti.

Türkiye olimpiyat komitesi başkanının, doping skandalları nedeniyle inandırıcı olması ihtimal dışı kalan amatörlükle ilgili sözleri.

İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı yapılacak tesis ve otoyollardan dem vururken, uluslar arası finans kuruluşlarının peşi sıra gelen mali kriz uyarıları.

2020’ye değil, 2014 ilkbaharına nasıl çıkacağı belli olmayan bir hükümet.

Olimpiyat sahnesinde ne görkemli bir sunumdu ?

Acaba bizde inananı olmuş mudur ?