AKP Gericiliği: Türban Bir Bütünlüğün İçinde Yer Alıyor

25/10/2010 Pazartesi
AKP Gericiliği: Türban Bir Bütünlüğün İçinde Yer Alıyor

AKP yemlenen bir partidir

Emperyalizm AKP’yi yemliyor. Nedeni hem siyasi hem de iktisadidir. AKP’nin iktidarda kalması her iki bakımdan da emperyalizmin çıkarınadır.

Dünyada en yüksek faizi ödeyenlerden birisi Türkiye. Bir yılda yabancıların net karı %10’u buluyor. Türkiye hazine bonoları, devlet tahvilleri, şirket kağıtları neredeyse yok satıyor.

Türk kağıtları sattıkça doların değeri yerinde sayıyor, hatta düşüyor. Böylece emperyalist merkezlere net sermaye transferi garanti altına alınıyor.

Doların yerinde sayması içeride düşük enflasyon anlamına geliyor. Bu da halk sınıflarının, işsizlik, yoksulluk gibi temel sorunlara rağmen, bir tür zevk durumunun zeminini hazırlıyor.

Bütün bunlar için yemliyorlar. Dışarıda bastıkları trilyonlarca doları Türkiye’ye pompalıyorlar.

AKP emperyalist odaklara “diklenen” bir partidir

Ancak, konuyu yalnızca yukarıda özetlenen boyutuyla ele almak eksik olur. AKP, bol dış destek ve yabancı parayla racon kesme olanağını da eline geçirmiştir.

Borçlanmanın sorunsuz seyri, sadaka ekonomisine, güçlü TL’ye, bol keseden yeşil kartçılığa, kamusal sosyal yardım sistemine yol veriyor. Kısaca AKP’nin soldan konuşması salt demagojik bir argüman değildir. Bunun dışında bir de parti teşkilatı üzerinden kurulan parasal ağlar var. AKP bol parayla hem kendi burjuvazisini, Anadolu kaplanlarını, emlakçılarını, esnaflarını, müteahhitlerini yaratmakta hem de solculuk, sosyallik raconu kesmektedir.

AKP’nin oy oranını sürekli yüksek tutmasının arkasındaki faktörler gerçektir.

Referandumda gösterilen başarı ve arkasından genel seçim için reytinglerin yine %47 oranına işaret etmesi, AKP’nin elini emperyalistler karşısında güçlendirmiştir.

Aslında uzunca süredir AKP yalnızca dış odaklar tarafından yemlenen bir parti değildir. Aynı zamanda içeride rakibi, alternatifi olmayan ve dolayısıyla kendisine mecbur kalınmış bir güçtür.

Emperyalist kapitalizm Türkiye’de AKP ile temsil olmakta, AKP Türkiye’de ve bölgede emperyalist kapitalizmi temsil etmektedir.

AKP gerici bir partidir

AKP’nin gericiliği kapsamlıdır. Dış ilişkilerde işbirlikçilik, iktisadi anlamda piyasacılık ve özelleştirmecilik, ideolojik ve siyasal düzlemlerde dincilik bu kapsamın bileşenleridir.

AKP’nin işbirlikçiliğini, NATO’culuğunu, IMF’ciliğini, satıcılığını eleştirip, bunlarla mücadele edenlerin, dinciliği karşısında susmaları, nesnel gerçekliğin bütünlüğünü göremediklerindendir.

Gericilikle mücadele edilecekse tam kapsamı dikkate alınmalıdır.

Gericiliğin işbirlikçiliği dış destek sağlama gayretiyle, piyasacılığı sermaye düzenini sürdürme ve kendi sermayesini yaratma misyonuyla ilişkili ise, dinciliği bütün bunların garantisi olarak sessiz ve kabullenici bir toplumsal taban oluşturma zorunluluğundandır. İşbirlikçiliğe, özelleştirmelere karşı mücadele etmek için diri bir toplumsal taban, bunun için de dincilikle, siyasal İslam’la mücadele gerekir.

AKP ile mücadele bu coğrafyada emperyalist kapitalizme cephe açmak anlamına gelir.

Gericilikle mücadele artık komünistlerin işidir

Sosyal demokratların, CHP’nin bu yükün altına giremeyeceğini hep söyledik. Nedeni CHP’nin kendisinin piyasacılığı ve işbirlikçiliğidir. Piyasacı ve işbirlikçi olanların laik söyleminin toplumsal bir zemin edinmesi olanağı yoktur. Üstelik bu tercihleriyle laikliğin lanetlenmesini de sağlamış oldular.

Öte yandan sosyal demokrasinin kadroları Türkiye’deki bu kepaze düzenle somut gayri meşru ilişkiler içindedir. Gayri samimi de olsa her halkçı çıkışlarında önlerine konulacak bir kasetleri olacaktır.

Komünistlerin sayısının az olduğu ortada. Yapılması gereken bu azınlığın çekinmeden işe girişmesi ve kendi sayısının logaritmik üssü kadar bir etkiyi yaratmasıdır.

İş ciddiye alındığında bunun başarılabileceğini biliyoruz.

İşi ciddiye almak Türkiye’de CHP’ye teslim olmuş ilerici kesimi yarmaya da yarar.

AKP gücü elinde konsolide ederken, ortaya çıkacak bütün risklerin sorumluluğunu da ister istemez yüklenmektedir. CHP ortada yoktur.

Heyecanlı bir dönemden geçiyoruz.