AKP Cerablus'a girdi mi? Neden? Kaşınıyor mu?

21/01/2016 Perşembe
AKP Cerablus'a girdi mi? Neden? Kaşınıyor mu?

19 Ocakta ANHA haber ajansının geçtiği bilgiye göre TSK tank ve 1000 kadar askerle Cerablus’ta dar bir şeride yerleşti. Haber tam kesinlik kazanmasa da AKP’nin Cerablus’a meyli bilinmedik değil.

AKP’nin angajman kuralları ?

AKP hem Suriye’den hem de Irak’tan ABD tarafından kovulmuştu. Kendi başına inisiyatif alma niyetleri, kendisine tanınan hareket alanını istismar eden tutumları bunun nedeniydi. Rus uçağının düşürülmesi ABD açısından karar anı olmuştu. Bu provokasyonun Rusya ile NATO’yu doğrudan karşı karşıya getirme ihtimali ABD’yi mecbur bırakmıştı.

O zamandan beri AKP Suriye konusunda kendi koyduğu angajman kurallarını bile uygulayamamakta, ABD ile ortak hava operasyonlarına katılamamakta, yalnızca kara güçleri aracılığıyla hareket edebilmektedir.

AKP’nin angaje provokasyonları

Ancak bu durum, AKP’nin güneyindeki gelişmelere gözlerini kapatacağı, bölgede askeri olarak var olma planından ve bunu sağlamak için her tür yolu denemekten vazgeçeceği anlamına gelmemektedir. Nitekim, Başika’daki Türk askeri birliğine IŞİD’ın saldırı gerçekleştirdiği bilgisi bizzat Erdoğan tarafından, Türkiye’nin bölgedeki varlığının ne denli haklı gerekçelere dayandığının kanıtı olarak sunulmuş, ancak yalnızca iki gün sonra (10 Ocak) haber peşmerge tarafından yalanlanmıştı.

IŞİD’ın gerçekleştirdiği belirtilen Sultanahmet katliamının da bir kez daha güneye sarkmak niyetiyle kullanılacağı açıktı. ANHA’nın haberi tam bu ortama denk düştü.

YPG harekatı

Şu anda, doğudan batıya doğru sıralayacak olursak, Cizire, Telabyad, Kobani ve Afrin Kürtlerin elindedir. Bu dörtlü arasındaki tek kesinti noktası Türkiye ile 90 km komşuluğu bulunan Cerablus’tur ve burası da IŞİD kontrolündedir. AKP, Kürtlerin Cerablus’a geçişini kırmızı çizgisi ilan etmiştir.

Buna karşılık, 26 Aralık 2015’te YPG bu çizgiyi silerek Fırat nehri üzerindeki Teşrin (Ekim) barajına ABD’nin hava desteğiyle girmiş bulunuyor. Barajın ABD askerleri tarafından alınarak YPG’ye teslim edildiğini iddia edenler de vardır. 4 yıl önce IŞİD’in eline geçen baraj Halep’in enerji ihtiyacını karşılamakta, ayrıca IŞİD tarafından Türkiye-Rakka ikmal hattı olarak da kullanılmaktadır. IŞİD’in asker, askeri teçhizat ve petrol nakliyatını gerçekleştirdiği en önemli güzergah burasıdır.

YPG’nin barajı ele geçirmesi hem enerji güvenliğinin sağlanması bakımından önemli bir gelişme olmuş, hem IŞİD’in Suriye’deki hareket alanını sınırlamış, hem de Rakka operasyonunu olası hale getirmiştir. Üstelik YPG Cerablus istikametinde de güçlü bir kontrol sağlamıştır. YPG burada da kalmamış, Teşrin’den batıdaki Menbic’e doğru kaymaya başlamıştır. Amacı, IŞİD’in, Rakka’ya Teşrin dışındaki alternatif ulaşım yollarını da kesmektir. Böylece IŞİD Cerablus’taki dar bir bölgeye hapsedilmiş olacaktır.

Öte yandan, YPG Hatay’ın doğu sınır komşusu olan Azez’den de Cerablus’a doğru hareket etmektedir. Bu hareket daha güneyden Esad-Rusya kuvvetleri tarafından desteklenmektedir. Rus uçakları Azez’de Türkiye sınırını düzenli bombalamakta ve ÖSO’nun elindeki köyleri almaktadır.

Cerablus önemini yitirdi

Öte yandan YPG, Teşrin’i ele geçirip, IŞİD’in Rakka yolunu böylece kestikten sonra, Cerablus harekatının kendisi açısından önemini yitirdiğini, artık doğrudan Rakka’ya yöneleceğini açıklamıştı. Dolayısıyla AKP’nin Cerablus’a asker sokması, bu mıntıkanın Suriye denkleminde önem yitirdiği bir ana denk gelmiştir.

Bu durum ABD açısından da rahatlatıcıdır. Çünkü ABD uzun süredir Kürtleri açık biçimde destekler ve Rusya’nın hava operasyonlarına ses çıkarmazken, AKP’yi Cerablus’a sokmamak için özel bir çaba harcıyordu. Kürtlerin Teşrin barajını almasıyla Cerablus’un gözden düşmüş olması, ABD’nin, AKP’nin Cerablus’a asker sokmasına göz yummasını da olanaklı hale getirmiştir.

Yükselen gerilim ve Rusya’nın yanıtı

Fakat, böyle olsa bile, eğer ANHA haberi doğruysa, bir süre sonra bu bölgede Esad-Rusya güçlerinin, Kürt kuvvetlerinin, IŞİD’in, ÖSO’nun ve AKP’nin karşı karşıya gelmesi kaçınılmaz olabilir. Bu durumda ortaya çıkacak riskin nasıl bertaraf edileceği ancak yaşanarak görülebilecektir. Zira AKP’nin kraldan çok kralcılığına rağmen, ABD ve Rusya’nın doğrudan karşı karşıya gelecekleri bir çatışmaya girmek istemedikleri açıktır.

Buna karşılık bölge tam bir cadı kazanıdır. Emperyalist güçlerin niyet ve projeksiyonlarından bağımsız olarak bölge ontolojisi sürekli gerilim yüklemektedir. İran’a karşı Suud-Türkiye kutuplaşması mevcut gerilimi bir ileri noktaya taşımıştır. Suud-Türkiye bloğu IŞİD’a, görüntüyü farklı vermeye çalışsalar da, desteğini hala sürdürmektedir. Ekonomik krize sürüklenmiş Suudi Arabistan ile iç politik sorunlarında çözümsüz Türkiye’nin savaşmaktan ve emperyal güçler arasındaki kutuplaşmayı artırmaktan başka politik hareket alanları kalmamış gibidir. Bütün bu faktörler hiç kimsenin tam olarak belirleyemediği, öngöremediği bir sarmal içinde yeni bir savaş cephesinin açılmasına yol açabilir. İçerideki Kürt savaşı dışarıya taşınabilir.

Eğer böyle olursa, ABD’nin bu gelişmeyi Türkiye’yi “çözmek” için değerlendirmek isteyeceği açıktır. Öte yandan, TSK’nın Cerablus’a asker soktuğu haberinin hemen sonrasında Rusya’nın, Cerablus’ta, Türkiye’den giren bir mühimmat konvoyunu vurduğu haberinin gelmesi gelişmelerin olası seyri hakkında fikir verici olabilir. Uçağı düşürülen Rusya Suriye’deki operasyonlarının AKP tarafından sınırlandırılması eğilimine göz yummak istemeyecektir.