Özetle eğitimden sağlığa ve ekonomiden adalete kadar alan bir yangın yerine dönüşmüş bulunuyor.

Yanmayan bir şey kaldı mı?

Ülke yangın alanına döndü. Her gün bir yerlerde yeni yangınlar çıkıyor. Bazı yangınlar günlerdir devam ediyor. İnsanlarla birlikte nice canlılarla evler, ormanlar, yeşillikler yok oluyor. Vicdan sahiplerinin yüreği sızlıyor, içleri kan ağlıyor. Ancak toplumun içini yakanın yalnız orman yangınları olmadığı da biliniyor. 

Pandemide virüs bulaşanların, hastalananların ve ölenlerin sayısı artıyor. Çarşı ve pazardaki fiyatlar el yakıyor. Şehit haberleri can yakıyor. Cinsel tacize, eşinin ya da komşusunun tacizine uğrayanların artması ve koruma talebinde bulunanları devletin korumaması yürek yakıyor. 

Eğitimin hali ise bam başka. Bakanlığın açıklamasına göre 4 milyondan fazla öğrencinin uzaktan eğitime hiç erişemediği, erişenlerin çoğunluğu da ancak telefonla erişebildiği biliniyor. LGS 2021’de 250 bin öğrenci sınava bile girmiyor. Yüzbinlerce öğrenci istemeye istemeye ya imam hatipte ya da açık lisede okumak zorunda kalıyor.

Yükseköğretim Kurumlarına Giriş Sınavı (YKS) sonuçlarına göre, sınava giren adayların yaklaşık üçte biri Temel Yeterlilik Testinde (TYT) 150 puanı tutturamıyor, barajı dahi geçemiyor. 2.416.974 öğrencinin girdiği TYT’de yalnız 2 öğrenci, 1.627.145 öğrencinin girdiği Alan Yeterlik Testinde (AYT) sayısal, sözel ve eşit ağırlık puan türünde 1’er aday ve 104.917 öğrencinin girdiği yabancı dil testinde ise 5 aday 500 tam puan alıyor. AYT'de adayların yüzde 57’si sayısal puan türünde ve yüzde 52’si de sözel bölümde 180 ve üzeri puan alıp barajı geçemiyor. YKS2021’e başvurduğu halde 175 bin aday TYT’ye ve 154 bin aday da AYT’ye girmemiş bulunuyor. Doğru yanıt ortalaması ancak 40 sorulu Türkçede 18,738 ve temel matematikte 5,546; 20 sorulu fen bilimlerinde 3,796 ve sosyal bilimlerde 8,574’e ulaşıyor. 

LGS 2021 sonuçları, daha önceki sonuçlar gibi, ilköğretimin sınıfta kaldığını göstermişken, YKS2021 sonuçları da ortaöğretimin sınıfta kaldığını gösteriyor. 

Öğrencilerin Türkçe, matematik, fen,… alanlarında edinimlerini yükseltmek için bir adım atmayan bakanlık, Danıştay’ın iptal kararlarına karşın sistemin gericileşmesi için her koşulda gerici kuruluşlarla protokol imzalamaya devam ediyor. Bu arada her fırsatta ve günde birkaç kez hoş ama boş konuşan bakandan, günlerdir ses çıkmıyor. Bazı gazeteler bakan Z. Selçuk’un istifasını verdiğini yazıyor. Ne Selçuk bu haberi doğruluyor/yalanlıyor ne de bir başka yetkili. Ormanlar gibi okulların da öğrencilerin de kendi haline bırakıldığı görülüyor.   

2014’den bu yana YÖK başkanlığını yürüten A. Yekta Saraç, AKP liderinin bir dediğini iki etmemiş bulunuyor. Yardımcı doçentlik ve YKS, sırf bu lider memnun olsun diye değiştirilmiş bulunuyor.  Bu arada İslam üniversitesi kurulması da, YÖK’te yabancı öğrencilere iftar yemeği verilmesi de, İslam Üniversiteleri Rektörler Konferansı düzenlenip İslami vurgular yapılması da aynı amaca hizmet ediyor. Ayrıca tarikat kardeşliği de düşünülünce Saraç’ın ömür boyu YÖK başkanı olacağı sanılırken, bir anda YÖK’ün de yangın yerine döndüğü görülüyor. Üniversitesinde bilimsellik yerine dinsel anlayışı yansıtan külliye kurmaya soyunan bir rektör, YÖK başkanı yapılıyor. 

Külliye aşıkı bir kişinin YÖK başkanı olması, YÖK’te bir şeyin değişmeyeceğini, atanacak rektörlerin de büyük olasılıkla külliyeci olacağını gösteriyor.  

Özetle eğitimden sağlığa ve ekonomiden adalete kadar alan bir yangın yerine dönüşmüş bulunuyor.

Bu arada ormanlar yanmaya devam ediyor. Gözü, kulağı ve vicdanı kapalı olanlar dışında kalan herkesin yüreği yanıyor. Ormanlar yanıp kül olurken, orman fakültelerinden bir tek ses çıkmıyor. Yangının içinde kalanlar ise, “Ne olur bir uçak gönderin, yardım edin, devlet nerede” diye feryat ediyor. Yangınla mücadelede, avuçlarıyla toprak atanlarla şişeyle su dökenler görülürken devlet görülmüyor: Bu durum ve yukarıda özetlenenler, bir bakıma devlet yönetiminin de yangın yerine döndüğünü gösteriyor. Sel felaketine uğrayana da, deprem felaketine uğrayana da, yangın felaketine uğrayana da ‘çay torbası’ atılması, devletin çaydan başka çözüm bulamadığını akla getiriyor.

Ceza almış kişilerin suçlamalarını kanıt olarak kullanıp onlarca kişiyi mahkum eden yargı, aylardır Sedat Peker’in tanıklı-kanıtlı suçlamalarını görmezden geliyor. Orman yangınlarının, tarikat-siyaset-mafya ilişkileriyle ortaya çıkan yolsuzluklarla 128 milyar doların nereye gittiği sorusunu unutturduğu da görülüyor. 

Yangınların olmaması için, doğa ile insanın kendisine, aklına ve emeğine öncelik veren siyasal partilere yönelmek gerekiyor.

[email protected]