'Halkı örgütlenmek ve mücadele etmek yerine, teknoloji fetişizmine yönlendiren ve ayaklarını uzatıp oy verme gününü beklemeyi vaaz edenlerin, seçimi önemsediklerine inanmak güçtür.'

Seçimi önemseyenlere bakınız

Toplumsal sorunların çözümünü seçime havale edenlerin seçimin mümkün olan en sağlıklı biçimde gerçekleşmesini de önemsemesi gerekir; değil mi? 

“En sağlıklı biçimde” diye incelttim, çünkü çözümü seçime bırakanların zaten bunun sağlıklı bir yöntem olduğuna inanmaları gerekir… Ben, yersiz yere konumuz ilkeler düzeyinde kilitlenmesin, kapitalist ülkelerde parlamenter seçim mekanizmalarının işlevine ilişkin genel bir tartışmaya kendimizi hapsetmeyelim diye “inceltiyorum.”

Zira konumuz AKP’nin kuralsızlığa duyduğu derin bağlılıktır. Bu yönelim öncelikle küresel; sermaye düzeni eski dönemlerde konmuş kuralların kendisini kısıtladığı, yani dilediğince kâr etme imkânını elinden aldığını düşünüyor. Deregülasyon, esnekleşme, esnek çalışma falan diyorlar. İkincisi de bizim neo-liberallerin dümeni çoktandır İslamcılara teslim etmiş olmalarından kaynaklanıyor. Türkiye alenen şeriatın hüküm sürdüğü bir ülke olmadığı için Darülharp sayılıyor ve bu durumda her yol mubahtır. 

O halde maç başladıktan sonra kurallar değiştirilir. Maç bitmeden sonuç ilan edilir. Bir tür orman kanunu… 

Bu karabasandan çıkış yolunu seçim diye yanıtlayanların orman kanununa karşı birtakım güvenceler geliştirmesi de gerekir. Yoksa tam güne çıkacaktım derken bakmışsınız son çıkış kapatılmış! 

CHP’nin Türkiye’nin hangi sorunlarını çözmeye talip olduğunu kendimize sorarsak bu gereklilik daha da göze çarpar hale geliyor. Düşünsenize, Millet İttifakı da, onun dışındaki HDP de laiklikle ilgilenmiyorlar. Meclis oylamasında yok, lafta bile yok! Tam tersine dil dinselleşmiş durumda; gerisine girmeyeyim… 

Millet İttifakı son Ukrayna krizinde NATO’culuk rekortmeni oldu. Ekonomik kriz dâhil bir sürü derdi emperyalistlerin yörüngesinden sapmakla açıklamıyorlar mı? Demek ki emperyalizmle de ilgilenmiyorlar. 

Geriye emekçiler kalıyor ki, muhalefetin ekonomi programının Babacan’ın imzasını taşıyacağı da, CHP’nin ve İyi Parti’nin AKP’nin Babacan’lı ekonomi politikası günlerine sahip çıktığını da biliyoruz. 

Ancak ben bugünlüğüne, “iyi de bunlar sorun falan çözmeye niyetli değil” diye çıngar çıkartmak yerine neyi çözebileceklerini yanıtlayacağım… 

Muhalefetin düzen sınırları içinde de olsa, daha adil, daha kurallı, daha hukuksal bir yapı vaat ettiğini söyleyebiliriz. Bugün muhalefet cephesi en azından bir iddia olarak, AKP’nin keyfi yönetim tarzını değiştirmeyi taahhüt etmektedir… 

Madem öyle; seçimin olabildiğince sağlıklı yapılabilmesi bugünkü muhalefetin yalnızca iktidara gelebilmesinin temel koşulunu oluşturmakla kalmaz, nasıl bir değişim öngörüldüğüne ilişkin de son derece açıklayıcı bir örnek sunar. 

***

Nitekim CHP bu konuda çalışmaya başlamış bulunuyor!

CHP’nin “Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı” Onursal Adıgüzel “Seçim çalışmalarımız da tüm hızıyla devam ediyor” diyor. 

“YSK’nin bizimle veri akışında bulunduğu tüm bilgileri kendi sistemimizde yeniden anlamlı hale getiriyoruz. İyi bir geri bildirim sistemi oluşturduk. YSK’nin verilerini ve kendi verilerimizi düzenli olarak karşılaştırıyoruz. Hatta YSK verilerinin düzeltilmesine destek oluyoruz. Türkiye bir parti devleti haline dönüştüğü için maalesef YSK’nin de doğru veri üretmesi görevi bize düştü. CHP olarak YSK’ye alternatif olarak seçim ve seçmen takip sistemi oluşturduk.” 

Bu sözler 26 Mart 2022 tarihinde yayınlandı. Onursal Bey dört yıl önce yine bir Mart günü içimizi rahatlatmıştı

“Şöyle iddialı bir söz söylüyoruz: ‘YSK da seçim sonuçlarını CHP’den öğrenecek.’… Türkiye’de gerçekten adil bir seçim ortamı yaratmak gayesindeyiz. Gerekirse yapay zekâyı mı kullanmamız gerekiyor, onu da kullanacağız.” 

İddia 2019 öncesine ve şaibeli seçimlerin, referandumun vb. sonrasına tarihleniyor. Yapay zekâya ne oldu bilmiyorum, ama CHP’nin 2019’da yerel seçimlerde kaydettiği başarı, daha ziyade oy çuvallarının üstüne oturarak, kapıda nöbet tutarak korundu. 

Bilgi ve İletişim Teknolojileri başlığı ana muhalefet partisinde daha önce de işbaşındaydı. Bu adı taşıyan Merkeze göre 2015’te Türkiye’de “kesinleşmiş 5 seçim hilesi” vardı… CHP bu hileleri önlemek için hazırlanıyordu, izin vermeyecekti…

Ama neredeyse AKP’li bütün seçimler şaibeli olmuştu ve hatta CHP’nin Üsküdar adayı 2014’te belediye seçimini kazandığından emindi: 

“Peki ne oldu? Üsküdar'da seçimi biz kazandık. Fakat kurulan kumpas, yapılan entrika, hile, desise ve oyunlarla biz şu anda seçimi kaybetme riskini taşıyoruz.” 

Kaybettiler! 

Tahmin ettiğiniz gibi CHP 2014 öncesinde de her türlü hileye karşı hazırlık yaptığını, bilgi ve iletişim sistemlerine gayet hakim olduğunu ilan etmişti!

***

Şimdi seçime aşağı yukarı bir yıl kala, CHP aynı yerdedir. Duruma hakimdir, bilim ve teknoloji ondan yanadır ve … izin vermeyeceklerdir. Halkımız huzur içinde seçimi bekleyebilir... 

Söz bitmiştir ve bu gelişigüzel örneklerini hatırlattığım adil seçim tekniklerinin bir safsata, boş laf olduğu çıplak gözle seçilebilmektedir.

Sermayenin esnekleştirip kuralsızlaştırdığı, imamların kendilerine yonta yonta cılkını çıkardıkları bu dünyada, aslında adil falan olmayan bir seçim işleminin az buçuk kitabına uygun yapılabilmesi için bile emekçi halkın örgütlülüğü gerekiyor. Halkı örgütlenmek ve mücadele etmek yerine, teknoloji fetişizmine yönlendiren ve ayaklarını uzatıp oy verme gününü beklemeyi vaaz edenlerin, seçimi önemsediklerine inanmak güçtür. 

Laikliği, bağımsızlığı, emeğin haklarını unutup seçim adaleti sağlamak için yola çıkanların kaderidir bu. Ama halk kaderini örgütlenerek eline alabilir.