Tarihsel kazanımlarımıza el uzatan işçi düşmanı reform gündeme geldiği ilk günden beri Yunanistan’da işçiler ve emekçiler sınıf örgütleri aracılığıyla mücadele edip direniyorlar.

21. yüzyılın köleleri olmayacağız!


Yunanistan’da bir kaç aydır ortalık karışık. Neresi değil ki diyeceksiniz ama gelin komşuda neler oluyor biraz daha yakından bakalım, bizler de konuya ısınalım. Nitekim gündem sizlere hiç yabancı gelmeyecek.

Mayıs ayında sağcı Yunanistan hükümetinin Çalışma Bakanı Kostis Hatzidakis, ülkedeki çalışma rejimini antik çağda kalmış olarak aşağılayıp, 1980’lerden gelen mevcut İş Yasasını yenileyecekleri “müjdesini” vermişti.

“Bırakın interneti, 1980’lerde tele-çalışma bile hayaldi böyle yasa mı olur, modayı yakalamak gerek” minvalinde bir gerekçe ile meclise bir yasa taslağı sunuldu. Taslakta yeni bilişim ve iletişim teknolojilerinin maharetleri örnek gösterilerek, çalışma saatlerinin sözde “serbestleşmesi” hedefleniyor.

Bu “serbestleşme” çok açıkça sadece tek taraflı işliyor. Patronların artı değere el koyma saatlerine serbestlik gelirken, işçilerin dijital köleliği pekişiyor. 

İşçi sınıfının tarihsel mücadelesi ile kazanılmış 8 saatlik işgünü, çekiştirilip sündürülerek, 10 saate kadar esnetiliyor, üzerine yine patronlar lehine yorumlamayla eklenecek fazla mesai ile bu sürenin 12-13 saate kadar çıkarılabileceğinin sinyalleri de geliyor. Üstelik karşılığının ödenip ödenmeyeceğinin garantisi olmadan.

Patronlar için hazırladıkları bu serbestleşmeyi, “dijital çalışma karnesi” adını verdikleri bir uygulama ile gerçekleştireceklerini söylüyorlar. Sözde, günlük çalışma saatlerini belirlemek işçilerin elinde olacakmış da, bugün 10 saat çalışan isterse yarın beş saat çalışacakmış da…

Geçiniz.

Bu esnekleştirme uygulamalarının, temel hedefinin işçilerin tarihsel kazanımlarını gevşetme ve sulandırma aracı olduğunu biliyoruz artık. Bu kazanımlarda açılacak her gediğin, emekçilerin, örgütlenme ve toplu mücadele haklarını toptan ortadan kaldırmayı hedeflediğini de.

Nitekim Yunanistan’daki yasa tasarısı, 8 saatlik çalışma günü hakkının yanında, toplu sözleşmelerin bağlayıcılığı, sendikalı çalışmanın güvencesi, işten çıkarmaların işçi lehine denetlenmesi gibi başlıklara da el uzatıyor.

Çalışma düzeni için planlanan bu reformun, pandemi bahanesine dayanarak ve Avrupa’nın çalışma ilişkileri açısından sabıkalı İtalya, Fransa gibi ülkeleri emsal gösterilerek gerekçelendirildiğini söylememe bilmem gerek var mı?

Ama tutmuyor, komşuda bu plan tutmuyor. Tarihsel kazanımlarımıza el uzatan işçi düşmanı bu reform gündeme geldiği ilk günden beri Yunanistan’da işçiler ve emekçiler sınıf örgütleri aracılığıyla mücadele edip direniyorlar.

Mayıs ayının sonunda başlayarak, ülkede ilerici ve devrimci sendikaları bünyesinde toplayan, Tüm İşçilerin Militan Cephesi (PAME), tasarıya karşı ülke çapında fabrika ve işyerlerinde genel greve hazırlandı.

PAME’nin mücadele başlıkları son derece yalındı. Yunanistan’ın her yanından, her sektörden işçiler hükümetin ücretsiz fazla mesaiyi, haftada 7 gün, günde 13 saat çalışmayı yasalaştıracak bu girişimine karşı ülkede bir günlük hayatı durdurmaya hazırlandılar. 

Durdurdular da. Üstelik son bir haftada iki kez. 

Yasa tasarısının parlamentoda görüşüldüğü günlerde önce Haziran’ın 10’unda sonra da 16’sında, yani henüz iki gün önce binlerce işçi emekçi, “21. yüzyılın köleleri olmayacağız!” sloganıyla iş bırakıp sokaklara döküldüler.

Bir buçuk yıllık pandemi döneminin ardından, işçilerin sloganlarına, ayak seslerine hasret kalmış, Atina sokakları, Pire limanı, turistik Lavrio renk renk pankartlar ve kararlı adımlarla bezendi.

Yunanistan’da ulaşımda, hizmetlerde, heryerde hayat durmuş, sokaklar konuşurken parlamentoda bu saldırı yasası oylanıyordu. Hükümetteki sağcı, gerici Yeni Demokrasi partisi parlamentodaki çoğunluğunu tasarı lehine kullanırken, muhalefetten SYRIZA da yasanın 56 maddesine onay vererek, ürkek ve çekingen de olsa “olmaz ama evet” demiş oldu.

Peki şimdi ne olacak? 

Ne olacak, komşuda mücadele kaynamaya devam edecek. Çalışma saatleri, iş güvencesi, örgütlenme hakkı gibi tarihsel ve meşru kazanımlarından bir adım atmaya niyetleri yok bizimkilerin.

Komşuda kaynayacak, sonra bize de düşecek. İş düşecek yani, hazırlanın!

---- - ----

Sözüme noktayı, daha dün düzenin karanlığının katlettiği  #DenizPoyraz’ı anmadan koyamadım. 

Karanlığı yırtıp atmak görevimiz olsun.

Dayanışmayla...