Tüm sahteliklerin arkasındaki gerçeğin ortaya çıkması umuduyla, hoş geldin 2022.

2021’e veda ederken!

2021 yılı da, arkasında sağlıktan-ekonomiye, adaletten eğitime kadar her alanda olumsuzluklar bırakarak veda ediyor. Unutulmaması ve fırsat bulunduğunda düzeltilmesi umuduyla, bir bölümü geçmiş yıllardan günümüze taşınan eğitim alanındaki olumsuzlukları özetlemek gerekiyor.

Örneğin 2020 Mart’ında başlayan koronavirüsün eğitim-öğretim süreçleri üzerindeki olumsuz etkisi azalmadan devam ediyor. Bakanlık, öğrencilerin uzaktan eğitime ulaşımı konusunda etkin olamadığı gibi, yüz-yüze eğitimde de eğitim-öğretim süreçlerinde güvenliği sağlayacak gerekli koşuları yerine getiremiyor. Bu nedenle on binlerce öğrenci yüz-yüze eğitime katılmıyor. Her an yüz-yüze eğitime ara verilmesi ve yine yüzbinlerce öğrencinin erişim sorunu yaşaması olasılığı güncelliğini koruyor. Öğrenciler, pandemi nedeniyle 1,5 yıldır eğitsel, ruhsal, sosyal ve fiziksel kayıplar yaşıyor. Bu tür kayıplar yoksullar arasında telafisi zor boyutlara ulaşıyor.

Değişik kanallardan öğrencilere dayatılan gericilik her geçen gün artıyor. Gerici dayatmalar ve diyanet mensupları ile bazı kişilerin vicdanlara sığmayan akıl-almaz dinci söylemleri nedeniyle, imam hatiplerde okuyanların arasında bile ateizme ve deizme kaymalar artıyor. Demokratik ve yasal hakkını kullanıp laiklik, demokratiklik, barış, eşitlik, insan hakları ve bağımsızlık gibi iktidarın hoşlanmadığı konuları dile getiren ya da isteklerde bulunan öğrenciler, polis şiddetiyle karşılaşıyor. Dayak yiyor, yaka paça tutuklanıyor ya da herhangi bir suç işlememiş olanlar içinde mahkum edilenler bile oluyor. Devletin okul yöneticileriyle, polisiyle, savcısıyla ve hakimiyle öğrenciler üzerinde uyguladığı şiddet yetmiyor, son zamanlarda üniversite yönetiminin ve polisin himayesinde aşırı milliyetçiler de, demokratik tepkilerde bulunanlara saldırıyor.

Yüzbinlerce öğretmen pandemi riskiyle çalışırken, yüzbinlerce öğretmen adayı da atanmayı bekliyor. Bakanlık 100 küsur bin öğretmen açığından söz etse de, yıllık istihdam, bir bölümü formasyonu bile olmayan 25-30 bin öğretmeni geçmiyor. KPSS’de 90-95 puan alan öğretmen adayları, yandaş değilse mülakatta kaybediyor. Pandemi nedeniyle virüs kapan ve rahmetli olan öğretmenler artarken, atanamayan öğretmenler arasında çalışmak zorunda kaldığı yerde iş kazasından ölenler ve duruma dayanamayıp intihar edenler oluyor. Öğretmenler, açlık sınırındaki bir gelirle yaşamaya çalışıyor. Bıçak kemiğe dayandığından, Eğitim-İş Sendikası üyeleri iki gün önce, “Bu yoksulluk, bu sömürü artık yeter!” diyerek greve çıkmış bulunuyor.

15 Temmuz 2016 günlü darbe girişiminden sonra OHAL KHK’leri ile yargısız infaza maruz kalıp meslekten atılan eğitimcilerin (diğerlerinin de) büyük çoğunluğu hâlâ görevlerine dönmeyi bekliyor. KHK’lerle Fetöcü suçlamasıyla atılanların küçük bir bölümü görevlerine dönmüş bulunuyor. Ancak Barış Bildirisi’ni imzalayanlardan KHK ile atılmış olanlar arasında, Anayasa Mahkemesi bu konuda suç unsuru oluşmadığına karar vermiş olsa da, görevine dönen bulunmuyor. General kardeşi darbe girişiminden tutuklanan AKP’li elçi yapılırken, KHK’li öğretmen kardeşi olan kişi AKP’li değilse, güvenlik gerekçesiyle özel bir kuruma bile atanmıyor.

AKP iktidarının ilk yıllarında öğretmenleri aday öğretmen, öğretmen ve uzman öğretmen olarak bölme girişimi yasal yollarla engellenmişken, AKP lideri 20. Milli Eğitim Şurası’nın açılışında yine bu konuyu gündeme getiriyor! Bu arada AKP iktidarında, öğretmenler arasında, dini söylemlerde ve eylemlerde bulunma, çocuk istismarı ve de 20. Şurada gerici piyasacı ve gerici kararları destekleme gibi öğretmenlikle ve eğitimcilikle bağdaşmayan eylemlerde bulunanlar da artıyor.

Eğitim açsından Boğaziçi Üniversitesi’nde (BÜ) yaşananlar, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması kararı, milli eğitim bakanının değişmesi, paramızın hızlı değer kaybı, 20. Milli Eğitim Şura’sının piyasacı ve gerici kararları ile sahte profesör olayı 2021’in unutulmaz olaylarının başında geliyor.

Ocak 2021’den bu yana kayyım rektör atayarak başlatılan BÜ’yü işgal süreci, akademik ve demokratik olmayan ve vicdan dışı yöntemlerle devam ediyor. İktidar ve kayyım yönetim, BÜ’lülerin haklı, haklı oldukları kadar demokratik ve akıl dolu tepkilerine aldırmıyor. BÜ’deki kayyımlar, düne kadar savundukları tüm akademik değerlerin tamamen tersini yapıyor. Kayyımlar birer işgal kuvveti komutanı gibi davranıyor: İstedikleri kişileri görevlendirip istemediklerini üniversiteden atıyor. Kendisine biat etmeyen öğrenci ve akademisyenleri ismen yargıya şikayet ediyor. Vampirlerin kanla beslenmesi gibi, kayyımlar da, öğrenci ve akademisyenlerin mağduriyeti ile BÜ’nün akademik ve demokratik değerlere yabancılaşmasından besleniyor.

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması, yandaşlara toplumsal cinsiyet eşitliğine karşı olmayı öğretme işlevi görüyor. Paramızın hızla değer kaybetmesi, özellikle yoksul ve dar gelirlilerin eğitim-öğretim süreçlerinden yararlanmasını engelleyen bir gelişme oluyor.
 
6 Ağustos 2021’de eğitim bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk’un yerine Prof. Dr. Mahmut Özer’in getirilmesinin topluma bir yararı olmuyor. Piyasalaşma ve gericileşme tüm hızıyla devam ediyor. 20. Şura da bakanlığa ait mekanlarda değil de 5 yıldızlı otelde toplanıyor. İktidar, bankadaki mevduatın yüzde 70’ine sahip olan varlıklı kesime bütçeden kur farkını ödemeye kalkışıyor. Bu yetmiyor, staj yaparken iş sahibine artı değer kazandıran meslek lisesi öğrencilerinin şimdiye kadar işveren tarafından ödenen staj ücretlerini de karşılamaya kalkıyor. Tüm demokratik eleştirilere kulak tıkayan iktidarın, “devlet malı deniz, yemeyen domuz” sözüne kulak verdiği anlaşılıyor.

Tarikatçı eğitim bakanı, bakanlığı tarikatçılarla dolduruyor. Harf Devrimi için “geçmişi unutturmanın hedeflendiğini” söyleyen ve karma eğitime karşı çıkan bir profesör, Talim ve Terbiye Kurulu başkanlığına getiriliyor. 21 Aralık 2021 günü çıkarılan 7346 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına dair Kanun’na ‘Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlardan Türkiye Maarif Vakfı, Yunus Emre Vakfı, Türkiye Kızılay Derneği, Yeşilay Cemiyeti ve Yeşilay Vakfında görev alanların bu aylıkları kesilmez’ maddesi ekleniyor (ek m. 20). Bu yolla, AKP’lileşen bu kurumlarda çalışanlar ödüllendiriliyor: Çift maaş almaları sağlanıyor.

Aksaray Üniversitesi’nin Uluslararası İlişkiler Bölümünde profesör unvanıyla görev yapan kişinin konuşmalarından şüphelenen bölüm arkadaşları, onun sahte profesör olduğunu ortaya çıkarıyor. Sahte profesör yakalanınca, gerekli akademik belgeleri kendisinin hazırladığını, 1 Haziran 2020’de Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı’nın doçentlik ilanına başvurduğunu anlatıyor. Bu akademinin, sahte profesörün sunduğu dil sınavı belgesinin gerçek olmadığını fark ederek Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu ve savcının kovuşturmaya yer olmadığı kararını verdiğini de anlatıyor.

En azından bu sahte profesör bir işe yarıyor: Yargının ve kayyım yönetimlerin hakim olduğu üniversitenin gerçek halini ortaya çıkarıyor.

Tüm sahteliklerin arkasındaki gerçeğin ortaya çıkması umuduyla, hoş geldin 2022.

[email protected]