Yurtdışından başlayıp Bursa'da biten bir karantina hikayesi

Salgının ortasında Singapur'dan ülkeye dönmek zorunda kalan yurttaş yaşadıklarını soL'a anlattı. Uçaktan inişinden itibaren yetkililerin kendilerine yeterince bilgi vermediğini, sağlıksız koşullarda nereye gittiklerini bilmeden otobüslere bindirildiğini anlatan karantina mağduru, ateşlerinin ölçülmesi dışında herhangi bir sağlık kontrolünden de geçirilmediklerini söyledi.
soL - Haber Merkezi
Salı, 31 Mart 2020 17:16

Singapur'dan geçen pazartesi günü ülkeye dönen bir yurttaş, yurda girişinden itibaren yaşadıklarını tüm ayrıntılarıyla anlattı.

Uçaktan indikten sonra kendilerine bilgi verilmediğini, yeterince önlem alınmadığını anlatan yurttaş, yalnızca ateşlerinin ölçüldüğünü söyledi.

'PASAPORTLARIMIZ TOPLANDI'

Karantinada bulunan vatandaş şunları anlattı:

"Şirketimin evden çalışma talimatıyla, Singapur'dan geri dönüş seçeneklerini araştırıp Türkiye Singapur Büyükelçiliği'ni arayarak, Sağlık Bakanlığı'nın sayfasında ve internette herhangi bir kısıtlamaya dair bilgi bulamadığımı söyleyip Türkiye'ye geri dönüşlerde herhangi bir karantina uygulaması olup olmadığını sordum.

Singapur Büyükelçiliği devletin Sağlık Bakanlığı'nın sayfasında herhangi bir duyuru olmadığını kontrol edip, 27 Mart 2020 tarihi (haftanın son iş günü) itibariyle, herhangi bir hastalık belirtisi göstermeyen kişiler için bir karantina uygulaması olmadığını teyit etti. Katar aktarmalı uçağım 30 Mart 2020 tarihinde saat 11.32'de İstanbul Havalimanı'na iniş yaptı. İnişten hemen sonra, sağlık personeli tarafindan insanların ateşleri ölçüldü.

Ateş ölçümü sonrasında, vatandaşların pasaportları toplandı. Bunun nedenini soran bir yolcuya, 'Bilmiyoruz, sadece talimatları yerine getiriyoruz' denildi. İniş sonrasında tam olarak saate bakmamış olsam da uçaktan, 40-45 dakikalık işlemler ve bekleme süresi sonrası çıkmış olduğumuzu düşünüyorum. Uçaktan iniş sonrasında, aşağıda bir alanda toplamış olduğumuz çantalarımızı alıp yolcular için tahsis edilmiş olan iki otobüsten birine binmemiz istendi. Yolcular arasından, 'Bu otobüsler nereye gidiyor?' diye soran bir kişiye 'Bursa' yanıtı verildi. Daha fazla bilgi almak isteyenlerle ise başka bir bilgi paylaşılmadı."

'SORULARIMIZA YANIT ALAMADIK'

"Bu aşamadan sonra, her ne kadar bir bilgi paylaşılmıyor da olsa, insanlar karantina uygulamasının söz konusu olacağını az çok tahmin edebildi. Ailesinin, çevresinin ve insanların sağlığını koruma bilincine sahip olmayıp onlarla birlikte yaşayarak hayatlarını tehikeye atma niyetinde olanlar için kağıt üzerinde güzel olabilecek düzenlemenin pratikteki uygulaması şöyleydi:

Benim içerisinde bulunduğum otobüsün içerisinde yaklaşık 30 kişi olduğunu polis memurları kendi aralarında konuştu. Şoförün arkasında bulunan 4 veya 5 koltuk boş bırakılırken (otobüste bulunan iki polisin kullanabileceği alan), 'sosyal mesafeyi' her firsatta dillendiren devlet, bu uçuştan inen yolculara sosyal mesafeyi gözetmeksizin yan yana, art arda oturmak zorunda kalmayı reva gördü.

Otobüste bulunan polis memurlarına nereye götürüleceğimizi ve bundan sonraki adımların ne olacağı soruldu. Memur beyden gideceğimiz yer konusunda alınan yanıt, bu sefer 'Bolu' oldu. Bundan sonraki adımlar konusundaki sorumuza yanıt alamadık. İnsanlar haklı olarak, neye dayanarak böyle bir uygulamaya maruz kaldığımızı sorguladılarsa da, herhangi bir yanıt alamadılar. Benim gibi, ülkeye geri dönüş öncesinde, konsolosluk ve büyükelçiliklerden herhangi bir karantina uygulaması olmadığına dair teyit almış olduğunu dile getiren insanlar da vardı.  

Pasaportlarımızı ne zaman geri alacağımıza dair olan soru dahil olmak üzere, sorulan soruların neredeyse hepsinin yanıtsız kalması üzerine vatandaşlar, otobüste bulunan 2 polisin de konuyla ilgili bilgisinin olmadığı kaanatine vardı. Otobüsteki yaşlı olduğunu düşündüğüm vatandaşlarımızın sayısı da az değildi. Tüm bunlar yapılırken, insanlara herhangi bir rahatsızlığı ve özel ihtiyacı olup olmadığı sorulmadı."

'OTOBÜSE SU TEDADİRİKİ YAPILMAMIŞTI'

"Polis memuru yolculuk boyunca yolda durulmayacağını teyit ettikten (herhangi bir rahatsızlığından dolayı, belirli aralıklarla tuvalet ihtiyacını gidermek zorunda olanlara geçmiş olsun! diyerek) ve kapalı kapılı otobüs içerisinde onlarca dakika bekletildikten sonra yola çıkıldı. Yolda kumanya dağıtıldı. Ben açıp içeriğine bakmasam da, içerisinde su bulunmadığını dillendirip otobüste su olup olmadığını soranlar oldu. Aldıkları yanıt, İstanbul'dan Bursa'ya kadar olan olan yolculuk sırasında düşünülüp de otobüse su tedariki yapılmadığını ortaya koydu.

İstanbul çıkışında trafik kilitlendi. Polis eskortuyla iki otobüs emniyet şeridinden ilerlemeye çalıştı. Benim gözlemlediğim kadarıyla, şehir çıkışlarında tüm araçları durdurup bireysel taşıt, toplu taşıma aracı ayrımı gözetmeksizin herkesin ateşini ölçtükleriydi. Şehirlerarası yolculuklar için geçerli olan valilik izninin, toplu taşıma araçlarına mahsus olduğu konusunda açıklama yapıp özel araçlar konusunda bir denetime, uygulamaya dem vurmayan yetkililerin neden olduğu çileyi de, bunu bizzat yaşayan vatandaşlar dillendirir sanırım.

Osmangazi Köprüsü'nden geçtikten sonra, gideceğimiz yerin 'Bolu' değil de 'Bursa' olacağını anladık."

'PASAPORTUM OLMADIĞIMDAN ÜLKEYE GİRİŞ YAPTIĞIMA DAİR ELİMDE RESMİ EVRAK YOK'

"Uludağ Üniversitesi içerisinde bulunan yurdun kapısında, oldukça kalabalık bir polis ve yetklili grubundan bazıları otobüse telefonları yöneltmiş, görüntü kaydediyorlardı. Otobüs içerisinden bazıları durumu, "sanki bir suç işlemişimiz de, bizim yurda giriş görüntülerimizi kaydediyorlar" diye niteledi. Sosyoloji ve psikoloji konularındaki uzmanlar, devletin vatandaşını kendi yetkilileriyle düşürdüğü pozisyon hakkında da yorum yaparlar; benim uzmanlık alanım değil.

Saat 17.00 sularında, uçağın yere iniş saati olan 11.32'den yaklaşık beş buçuk saat sonra, duraklama yapılmadan, susuz geçen yolculuk sonrasında, misafir edileceğimiz(!) yurda varmış olduk. Yurda giriş sırasında, yine 'sosyal mesafe' gözetilmesi gerektiği uyarılmaksızın, insanlar sıraya sokulup ateşleri ölçüldü, kayıt yapıldıktan sonra yurda alındı. Kuyruğun bitmesini uzaktan izleyip sırada kimse kalmayınca, ben de kayıt oldum. Burada ne gibi resmi yazıya dayanarak tutulmak istediğimizi sorsam da, soruma yanıt veremediler ve bu konuda geri dönüş yapacaklarını belirttiler. Pasaportlarımızın ne zaman verileceği sorusuna da bir yanıt alamadım. Pasaportlar uçakta toplanmış olduğundan, benim elimde ülkeme giriş yaptığıma dair resmi bir evrak yok.

'YURTTAKİ GÖREVLİLERE DE BİLGİ VERİLMEMİŞ'

"Kaldığımız yurttaki bazı aksaklıklara işaret ettiğimde, görevli olan personel son derece ilgili davranıp sorunları çözmek için aşırı çaba sarfetti. Sohbet arasında da yurdu hazır hale getirmek için geceli gündüzlü çalıştıklarını belirttiler. Kendilerinin de olağan bazı sorulara nasıl cevap vermeleri gerektiği konusunda bir bilgi almış olmadıklarını da göz önünde bulundurarak, yurtta bu vazifeyle görevlendirilmiş arkadaşların insanları rahat ettirme (yeme, içme, temel ihtiyaç), insanların sorularını cevaplama konularındaki çabaları takdire şayan.

Koronavirüsün, dünyanın gündemini yoğun bir biçimde işgal etmesi ve dünyayı bekleyen tehlikenin boyutunun devletler düzeyinde tartışılmaya açılması Ocak ayının ortalarına kadar dayanıyor. Bu da devletin ilgili birimlerinin, bugüne gelinene kadar temelleri sağlam bir eylem planı ortaya koymak için yaklaşık iki buçuk ay gibi bir sürelerinin olduğunu ortaya koyuyor."

ALINABİLECEK ÖNLEMLER VAR

Yaklaşık 7-8 saatlik tecrübem sonucunda, iyi niyetle attıkları adımların uygulamasında olan sorunları gidermek için dikkate almak isteyebilecekleri naçizane fikirlerim şunlar:

İnsanlarla aldığınız kararları paylaşın. Bu kararları duyurabilmek için çaba sarfedin: Bilmediğim bir yerde, kendi evimin dışında karantinaya alınacağım bilgisi Sağlık Bakanlığı'nın sayfasından ve Büyükelçiliği aradığım zaman, onlar tarafından paylaşılmış olsaydı, ben Türkiye'ye dönmek yerine, yurtdışında kalabilirdim. Ailesinin, çevresinin ve insanların sağlığını koruma bilincine sahip olmayıp onlarla birlikte yaşamaya niyetli olan insanlar için uygun olan bu uygulama, benim gibi ailesinin havaalanına getirdiği erzak yüklü araçla, tek başına gönüllü ev karantinasına çıkma planı yapan bir insan için çileye dönüşmekle kalmadı; aşağıda da belirteceğim uygulamadaki aksaklıklar yüzünden, sağlığımı da tehlikeye atmış oldu.

Devlet vatandaşlarına örnek olmakla yükümlüdür. Aldığınız önlemlere uymayı, öncelikle siz ilke edinin: Sağlık Bakanlığı'nın internet sayfasının açılışında karşımıza çıkan "Sizi ve Türkiye'yi Koronavirüs riskinden koruyacak 14 Kural" ve gerçek hayatta uygulamasına dair karşılaştırma (31 Mart saat 11. 30 itibariyle, internet sayfasında hala bu video bizi karşılıyor):

  • Kural 4 - "soğuk algınlığı belirtileri gösteren kişilerle aranıza en az üç dört adım mesafe koyun": Yukarıda da uzun bir biçimde anlattığım üzere, devletin bizi yurtlara ulaştırmak üzere tahsis edilmiş olan otobüslerde, şoför ve memur arkadaşları korumaya yönelik ilk 4-5 sırasının boş bırakılması dışında sosyal mesafeye dair, yolcular icin herhangi bir önlem alınmamış olup burnunu çeken, öksüren yolcularla koltuklar arasında mesafe bırakılmadan, yan yana - art arda seyahat etmek zorunda bırakıldık.
  • Kural 6 - "Yurtdışından dönüşte ilk 14 günü evinizde geçirin": Tek başıma, ailemden uzakta evimde gönüllü karantinada kalma planımı uygulamama firsat verilmedi. Karantinada kalmam gerektiği dışında bir bilgi paylaşılmadan, neye binaen bu uygulamaya maruz kaldığım paylaşılmadan, bilmediğim bir şehirde, bilmediğim bir yerde karantinada kalmaya zorlandım. 

'BİLGİ EDİNME HAKKININ KULLANILMASINA OLANAK VERİN'

"Vatandaşlarınıza bilgi edinme hakkını kullanmasına olanak verin: Sizden aldığınız direktifleri uygulamakla yükümlü insanlarla kararlarınızın resmi dayanağı, uygulamanın detayları konusunda bilgi paylaşın. Bunun yanında uygulamaya maruz kalacak vatandaşlarınıza, uçak içerisinde bilgilendirme formları dağıtıp hangi resmi karara binaen, ne kadar süreyle, hangi koşullar altında ve nerede bu uygulamaya maruz kalacağını paylaşabilir, sağlamış olduğunuz şeffaflık ile bu insanların endişelerini bir nebze gidermiş olabilirsiniz. 

Evinde gönüllü karantina altında kalmak isteyen, yurtdışından dönen vatandaşlarınıza bu olanağı sağlayacak altyapı geliştirin: Devletin yurtları, sağlık personelinin bir kısmı ve imkanları (temizlik malzemesi, yemek, su, elektrik) bu haliyle asıl ihtiyacı olanlara değil de, benim gibi herhangi bir hastalık belirtisi görülmemesine rağmen, potansiyel hasta muamelesi gören insanlara kullandırtılıyor. Devlet kaynakları, dikkatli ve tutumlu kullanılması gereken bir dönemde, benim gibi ihtiyacı olmayan ve kendi imkanlarıyla karantinada kalabilecek insanlara kullandırtılıyor. Yardım için hesap numaraları dağıtmak yerine, üzerine düşünülmüş bir eylem planı ve elinizdeki imkanları etkin bir biçimde kullanarak, halktan aldığınız vergilerle bu işin altından kalkmak mümkün."

'ASIL İHTİYACI OLANLARA SAĞLIK HİZMETİ VERİLEBİLMELİ'

"Singapur gibi hastalığın kontrol altına alınmasında son derece etkili olan bir ülke, yurtdışından gelen vatandaşlarına 14 gün boyunca evinde karantinada kalma zorunluluğunda bırakıyor. Bu zorunluluğun yerine getirildiğini takip edebilmek için, telefonlara yüklenen konum belirten bir uygulama kullanıp gün içerisinde bilinmeyen bir saatte bu telefon numarasına yapılan aramayı cevaplama zorunluluğu getiyor. Bu kurala uymayanlar 10 bin Singapur Doları para cezasına çarptırılıyor ve haklarında ek işlemler yapılıyor. Telekomünikasyon şirketlerinin de altyapısı kullanılarak insanların konumlarının kolayca belirlenebileceğini düşünürsek, böyle bir uygulamayı hayata geçirip gerçekten karantina ve sağlık hizmetine muhtaç olan insanlara -asıl ihtiyaç sahiplerine- bu hizmeti götürebilirsiniz. 

Aldığınız kararların pratikte nasıl uygulanacağına dair fikir yürütmediğiniz; uygulanabilirliği kanıtlanan takip edilecek süreçleri, bu süreçleri hayata geçirmekle yetkili olan insanlarla paylaşmadıkça, vatandaşlarınızın sağlığını güvence altına almaktan çok tehliheye atar ve insanların daha fazla tepkisini çekersiniz. Üzerinde düşünülmemiş, hayata nasıl geçirileceğine dair fikir yürütülmemiş hiçbir uygulama başarılı olamaz."