Türkiye OECD ülkeleri arasında gerçekte ne durumda?

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca yaptığı açıklamalarda sıklıkla Türkiye’nin OECD ortalamasına göre, yoğun bakım yatağı sayısı en fazla olan ülke olduğunu belirtiyor. Koca, TBMM’de yaptığı açıklamada ise açılan devasa şehir hastanelerine rağmen yatak sayısının OECD ülkeleri ortalamasının altında olduğunu ancak yoğun bakım açısından ülkemizin avantajlı olduğunu belirtmişti. OECD’nin yayımladığı raporlar çerçevesinde OECD sağlık verilerini soL okurları için derledik.
soL - Bilim ve Aydınlanma
Pazartesi, 30 Mart 2020 16:05

Beklenen yaşam süresi nüfusun genel sağlığı için önemli bir gösterge olarak kabul edilmektedir. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) verilerine göre, OECD ülkeleri arasında ortalama beklenen yaşam süresi 80,7 iken Türkiye’de 78,1’dir. En yüksek beklenen yaşam süresi Japonya’da (84,2) en düşük beklenen yaşam süresi Letonya’dadır (74,8). Türkiye 36 OECD ülkesi arasında 30. sırada yer almaktadır.

Sağlık sistemine ayrılan kaynaklar incelendiğinde; sağlık harcamalarının GSYİH içindeki payı bakımından Türkiye, OECD ülkeleri arasında son sırada yer almaktadır. Türkiye ile birlikte Meksika sağlık harcamalarına GSYİH’den en az pay ayıran ülke olarak göze çarpmaktadır. Üst sıralarda ise ABD, İsviçre, Fransa, İsveç ve Japonya yer almaktadır. Ancak sağlık harcamalarının GSYİH içindeki payı doğrudan ülkelerin sağlık sistemleri hakkında gösterge olarak kabul edilmemektedir. Ayrılan kaynaklarla birlikte sağlık çalışanları, hizmet kalitesi ve imkanlara erişimin birlikte incelenmesi daha doğru bir değerlendirmeye olanak sağlayacaktır.

BİN KİŞİYE DÜŞEN DOKTOR VE HEMŞİRE SAYISINDA SON SIRADA

Sağlık harcamalarının büyük bir kısmı işgücü ücretlerine çevrildiğinden sağlık sistemindeki doktor ve hemşire sayısı, kaynakların nasıl kullanıldığını izlemenin önemli bir yoludur. Doktor ve hemşire sayılarına bakıldığında Türkiye, bin kişiye düşen doktor ve hemşire sayısı bakımından hem doktor hem hemşire sayısında OECD ülkeleri arasında son sırada yer almaktadır. Türkiye’de bin kişi başına 1,9 doktor ve 2,1 hemşire düşmektedir. OECD ortalamaları ise bin kişi başına 3,5 doktor ve 8,8 hemşiredir. Türkiye ile birlikte listenin sonunda Meksika ve Şili yer almaktadır.

Yatak kapasiteleri karşılaştırıldığında ise Türkiye’de bin kişi başına 2,8 hastane yatağı düşmektedir. OECD ortalaması 3,72’dir. Bin kişiye düşen hastane yatağı sayısı Japonya’da 7,8, Kore’de 7,1, Almanya’da ise 6’dır. Türkiye istatistiği açıklanan 33 OECD ülkesi arasında 22. sıradadır.

YOĞUN BAKIM YATAK KAPASİTESİ VE ÖZEL HASTANELER

Yoğun bakım yatak kapasiteleri hakkında raporda 10 OECD ülkesine ait rakamlar yer almaktadır. Buna göre 100 bin kişi başına düşen yoğun bakım yatağı sayısı Almanya’da 33,9, ABD’de 28,9, Fransa’da 16,3 olarak verilmiştir. Covid-19 salgınından ağır şekilde etkilenen İtalya’da bu rakam 8,6, İspanya’da ise 9,7’dir. Raporda, Türkiye verilerine yer verilmemekle beraber Sağlık Bakanı Koca’nın açıklamalarından alınan verilere göre Türkiye’de erişkin ve çocuk yoğun bakımlar dahil 100 bin kişiye 40 yatak düşmektedir. Bir diğer açıklamasında Koca, 13 bin 211'i ileri düzeyde olmak üzere toplam 25 bin 466 erişkin yoğun bakımı kapasitesinin olduğunu belirtmiştir. Bu açıklamaya göre ise 100 bin kişi için 30,62 yoğun bakım yatağı düşmektedir.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın övündüğü yoğun bakım yataklarının yüzde 40’nın özel hastanelerde olduğu ise geçtiğimiz günlerde Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği Başkanı Dr. Reşat Bahat’ın açıklamasından anlaşılmıştı. Özel hastane patronları daha ilk günden maliyetlerinin karşılanmasını istemiş, sağlık çalışanlarının işlerine son vermeye veya ücretsiz izne zorlamaya başlamıştı.

İstatistiklerde görüldüğü üzere Türkiye OECD ülkeleri arasında Sağlık Bakanı’nın açıklamaları ve yandaş medyanın sürekli köpürttüğü kadar iyi bir durumda değil. Hatta pek çok göstergede oldukça geri durumda olduğu söylenebilir.

Yoğun bakım kapasitesine ihtiyaç duyulduğunda açgözlü hastane patronlarının insafına kalınmaması, salgınla mücadelede patronların değil halkın korunması için sağlık hizmeti veren tüm kurumların, tıbbi araç ve ilaç üretimi yapan tüm şirketlerin kamulaştırılması, tüm kaynakların salgınla mücadele çerçevesinde halka sunulması bir zorunluluk olarak önümüzde duruyor.

OECD NEDİR?

OECD için ilk adım, ABD'nin Marshall Yardımları Programının bir parçası olarak 1948 yılında atılıyor. İkinci Dünya Savaşının ardından Türkiye'nin de dahil olduğu Avrupa merkezli ülkeler arasında, Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü ABD'nin maddi kaynaklarıyla kuruluyor. 1961 yılında ABD ve Kanada'nın bu topluluğa dahil olmasıyla birlikte örgüt Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği (OECD) ismini alıyor. Bugün toplam 36 ülkenin dahil olduğu bir örgüt şeması bulunuyor.

Kaynaklar:

OECD, Health at a Glance 2019, http://www.oecd.org/health/health-systems/health-at-a-glance-19991312.htm

OECD, Beyond Containment: Health systems responses to COVID-19 in the OECD, https://oecd.dam-broadcast.com/pm_7379_119_119689-ud5comtf84.pdf