TKP Genel Sekreteri'nden çıkış: Sarayda israf değil başka bir şey var

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, İzmir'de düzenlenen 'Kriz ve Devrim: TKP Türkiye ve Dünyaya Nasıl Bakıyor' başlıklı etkinlikte, iyi kapitalizm beklentisinden çıkılmasının ve devrimci seçeneğe odaklanılmasının işçi sınıfı açısından tek çare olduğunu söyledi.
soL-İzmir
Çarşamba, 14 Kasım 2018 12:16

İzmir Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde, dün “Kriz ve Devrim: TKP Türkiye ve Dünyaya Nasıl Bakıyor” etkinliği gerçekleştirildi. İzmirli emekçilerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan bir konuşma yaptı. Kemal Okuyan konuşmasında cumhuriyet, ekonomik kriz ve Türkiye’de devrimcilerin olanakları başlıklarına değindi.

Okuyan, 1923’te kurulan Cumhuriyet'in yıkıldığını ifade ederek sözlerine başladı. Türkiye'de bu konudaki tartışmaların devam ettiğini söyleyen ve TKP'nin Cumhuriyet’in yıkılması tezinden neyi kastettiğini de açan Okuyan, Cumhuriyet'in çok özgün ve dünya çapında devrimci bir aralık olan 1919-1923 döneminde ortaya çıkan bir çok dinamiğin bileşkesiyle varolabildiğini, başta Sovyetler Birliği olmak üzere devrimci kalkışmalardan güç ve enerji aldığını aynı şekilde bunlara karşılık verdiğini dile getirdi. Bugün tekrar tarihin aynı döneminin tekrarlanmasının mümkün olmadığının altını çizen Okuyan, Cumhuriyet'in çözülüşünü geri çevirmek isteyenlerin kendisine "bunu hangi dinamiklerle" yapacağı sorusunu sorması gerektiğini söyledi. 1923 kuruluşunun en başta emperyalizm karşıtlığı ve yurtseverlik üzerine kurulduğunun, bugün bunlara sahip bir dinamiğin düzen içinden çıkmasını olanaksızlığının altını çizen Okuyan, tam da bu nedenle yüzyıl önceki referans ve kodlarla Cumhuriyet'in tekrarlanmasının mümkün olmadığını söyledi. 

Okuyan Cumhuriyet'in yıkılması tespitinin yenilgiyi kabul etmek anlamına gelmediğini söylerken bu durum tespiti olmadan da devrimci bir seçeneğin yaratılamayacağını ifade etti. Yıkılan Cumhuriyet'in yerine henüz bütünlüklü bir sistem kurulamadığını, yeni bir düzenin kuruluşuna dair bir takım denemelerin olduğunu ama yine de bu projenin toplumsal bir onay alamadığına dikkat çeken TKP Genel Sekreteri, AKP'nin önündeki en büyük engelin de ne yaparsa yapsın bu toplumsal onayı almakta zorlanması olduğunu dile getirdi. Okuyan ancak yeni ve inandırıcı bir "kurtuluş" reçetesinin güçlü bir şekilde örgütlenmemesi durumunda bu direncin de belki kısa olmayan bir vadede ama eninde sonunda sönümleneceğinin altını çizdi.

'İŞÇİ SINIFI AÇISINDAN TEK ÇARE DEVRİMCİ SEÇENEĞE ODAKLANMAK'

Okuyan, sözlerine ekonomik kriz gündemiyle devam etti. Krizin temelinde sermaye düzeninin yattığını vurgulayan Okuyan, AKP olmasaydı da bu ekonomik krizin kaçınılmaz olarak yaşanacağını, en gelişmiş kapitalizmlerde bile krizlerin belli aralıklarla yaşandığını bu nedenle de kriz sürecini AKP'nin beceriksizliğiyle açıklayan tezlerin hem sermayeyi hem de kapitalizmi aklamaya yaradığını dile getirdi ve "iyi kapitalizm" beklentilerinden çıkılmasının ve devrimci seçeneğe odaklanılmasının, işçi sınıfı açısından tek çare olduğunu belirtti. 

'SOLUN BÜYÜK KISMI SARAYDA SADECE İSRAF GÖRÜYOR, OYSA...' 

Türkiye solunun büyük bölümünün “saray”da sadece israf gördüğünü belirten Okuyan, gerçeğin bunun çok ötesinde olduğuna işaret etti. Okuyan "saray rejimi" laflarının, israf ve gösterişe takılmış bir muhalefet söyleminin asıl büyük gerçeğin görülmesini engellediğini dile getirirken; saraydaki yüzlerce odada işçi sınıfına karşı yağma planları yapıldığını, şirket temsilcilerinin, komisyoncuların, danışmanlık şirketlerinin buralarda cirit attığını söyledi. Okuyan, Erdoğan'ın bin odalı sarayı içinde keyif sürmek için değil, sermayeye yeni bir yönetim aygıtı hediye etmek için yaptırdığını ve sermaye sınıfının güncel ihtiyaçları açısından "modern", yani bürokrasiye takılmadan işleri hızlıca halleden iş bitirici bir devlet aygıtının ortaya çıkartıldığını dile getirdi. Bu konuya ciddiyetle yaklaşılmadığı sürece solun başarı şansı bulunmadığını da sözlerine ekledi. 

Türkiye devriminin olanaklarının tartışıldığı bölümdeki konuşmasında Okuyan, emperyalist sistemdeki hegemonya krizinin sürdüğünü ve bunun yakın gelecekte de sonlanmayacağını, bu durumun devrimci mücadele için önemli bir fırsat anlamına geldiğinin altını çizdi. Benzer bir iç rekabetin Sovyet Devrimi sırasında da yaşandığını hatırlatan Okuyan, Bolşeviklerin bu rekabeti kullanarak devrimin yolunu açabildiklerini dile getirdi. Emperyalizmin tek merkezli olmaktan çıkmasının aynı zamanda emperyalizmin hızlı müdahale yeteneğini de aşındırdığını dile getiren Okuyan, Türkiye'nin emperyalist rekabetin en yoğun yaşandığı bu yüzden de hızla çelişkilerin biriktiği ve devrimci kopuşa aday ülkelerden biri olduğuna dikkat çekti.

Komünistlerin güçlendiği bir momentte, böylesine bir krizin büyük olanaklar yaratacağını vurgulayan Okuyan, tarih boyunca işçi sınıfı hareketini baskılama görevini gören sosyal demokrasinin Türkiye'de örgütlü bir işçi sınıfına karşı bu yeteneği kullanmasının artık çok zor olduğunu dile getirdi. Okuyan ne CHP ne de HDP'nin böyle bir enerjisi olduğunu sözlerine ekledi.

Okuyan konuşması sırasında, sıklıkla TKP Merkez Komitesi tarafından hazırlanan “Kriz ve Devrim” raporuna referans verdi. Metnin, içinden geçtiğimiz dönemin ve devrimci olanakların anlaşılması açısından kritik önemine vurgu yaptı.

Etkinlik, dinleyicilerin katkı ve sorularıyla sonlandı.