Suriyeli gazeteci Edip Abdul Fettah ile Suriyelilere dönük düşmanlığı konuştuk

Suriye'de kışkırtılmış iç savaşın ardından Türkiye'ye sığınan ve geçtiğimiz aylarda sınır dışı edilen gazeteci Edip Abdul Fettah ile son dönemde artan Suriyelilere dönük düşmanlığı ve AKP'nin sığınmacılar konusundaki politikalarını konuştuk. 'AKP bizi zaman zaman iç siyasette meze yaparken Avrupa ile görüşmelerde de pazarlık konusu yapıyor' diyen Fettah, Türkiye’de can veren Suriyeli işçilerin sayısına bakılınca Suriye iç savaşında 10 cephede savaş veriliyorsa 11. cephenin Türkiye pazarı olduğunun görüleceğini vurguluyor.
soL - Özkan Öztaş
Cumartesi, 27 Temmuz 2019 21:04

Suriye'de kışkırtılmış iç savaşın ardından Türkiye'ye sığınan ve Ankara'da Suriye Televizyonu için çalışan Edip Abdul Fettah geçtiğimiz aylarda ülkesine sınır dışı edildi. Türkiye'de bulunduğu süre içinde "AKP'nin istediği Suriyelilerden olmadığını, kirli politikalarını teşhir ettiğini" belirten Fettah, "Bizi vatanımıza dönmekle cezalandırdılar. Ama şükür ki burası vatanımız. Ceza değil ödül oldu bu" diyor.

Fettah ile Türkiye'de son dönemde artan Suriyelilere dönük düşmanlığın nedenlerini ve doğru bilinen yanlışları konuştuk.

Türkiye’de zamana yayılmış bir şekilde devam eden Suriyeliler üzerinde daha çok kendisi hissettiren mülteci ya da “yabancı” düşmanlığı, son zamanlarda biraz daha ağırlık kazandı. Artık bürokratlar ve siyasi temsilciler de bu düşmanlığı açıktan dillendirir oldu. Nasıl değerlendiriyorsunuz bu gelişmeleri? Ne düşünüyorsunuz?

Öncelikle teşekkür ederim. soL Haber Portalı, Suriye’de iç savaş başladığı günden bu yana daima Suriye halkıyla birlikte oldu ve savaşın gerçeklerini tüm Türkiye’ye duyurdu. Hatta Türkiye ile sınırlı kalmadı, Suriye’de yaşayanlara da Türkiye’nin İslamcı çetelere silah yollayan insanlardan ibaret olmadığını gösterdi. Bunu sadece gazeteci olduğum için değil, aynı zamanda Suriyeli pek çok kişiden de bunu duyduğum için ifade ediyorum. 

Suriyelilere dönük tepki yeni değil. Türkiye’ye geldiğimizden bu yana var aslında. İlk geldiğimiz günden beri var. Ama siyasetçiler bu konuyu ihtiyaca göre zaman zaman gündeme tekrar getirip ısıtıyorlar.  Kendi politikalarına uygun şekilde bu konuyu istismar ettiklerini düşünüyorum. 

AKP, yurtdışına Suriyelilerin hamisi gibi görünmeye çalıştı. Suriyelilere kucak açan, destek olan, yardımcı olan bir profil çizdi. Gerçekte olan neydi peki? 

Biz de duyduk, birçoğunu takip ettik. Umut da verici cümlelerdi bunlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz Suriyelilere TOKİ evleri veriyoruz, vereceğiz, biz onlara ödenekler ayırıyor, paralar harcıyoruz, onların ihtiyaçlarını karşılıyoruz” derken bu cümleleri Suriyelilere değil, daha çok Avrupalılara söylüyordu. Bir pazarlık ve para alma konusu olarak. Sonra elini Avrupa’ya açıp “Bize neden destek vermiyorsunuz” diyordu. Ama ne yazık ki bu mesajı Avrupa değil, Türkiye vatandaşları almış oldu. Türkler de “vay bizim paramız Suriyelilere gidiyor, maaşlarını biz ödüyoruz” gibisinden tepkiler ürettiler. Ama gerçek bu değil ki zaten. 

KAÇ İŞÇİ ÖLDÜ BİLİNMİYOR, SURİYELİ İŞÇİLER İÇİN TÜRKİYE PAZARI 11. SAVAŞ CEPHESİ

Gerçek neydi peki?

Ne ev alan Suriyeli mülteciler vardı ne de maaş alanımız. Hepsi ucuz işgücü olarak kullanıldı. Çoğunun sosyal güvencesi yoktu. Sizler de biliyorsunuz. Kaç Suriyeli işçi iş kazalarında can verdi bilmiyoruz. Türkiye’de can veren Suriyeli işçilerin sayısına bakınca Suriye iç savaşında 10 cephede savaş veriliyorsa 11. cephenin Türkiye pazarı olduğunu görürsünüz. 

Peki Suriyeliler nasıl bakıyor konuya? Tepki gösterenler için ne diyorlar?

Birçok ses var. Ama bazıları kasıtlı ve kötü. Örnek olsun bugün Suriye’de muhalefet, ABD ve Türkiye’den silah aldığını bildiğimiz gruplar bu tepkilerin Türkiye’deki muhalefet partileri tarafından verildiğini anlatıyor. Eskisi kadar sesleri çıkmıyor belki ama Suriye’deki çeteler Suriyelilere dönük tepkinin AKP tarafından değil de AKP muhalefeti tarafından verildiğini duyuruyor. 

Türkiye’deki ya da Suriye’deki Suriyeliler, durumun farkında mı peki?

Bazı Suriyeliler ise dertli tabii. Zaten “ayvayı yedik Türkiye’ye geldik mecburen, AKP ise bizim acılarımız üzerinden ticaret yapıyor, siyasi rant yapıyor” diye düşünüyor. AKP bizi zaman zaman iç siyasette meze yaparken Avrupa ile görüşmelerde de pazarlık konusu yapıyor. Suriyeliler mağdur belki ama salak değil, görüyor bunları. 

AKP tutarlı mıydı bu açıdan?

AKP hep politik davrandı. İnsani açıdan yaklaştıklarını söyleyemem.

Bakın bir insan olarak söylüyorum, boş verin Suriyeli ve mülteci olmayı ya da bir Türk olmayı, AKP Suriyeli mültecileri siyasi bir kart olarak ele aldı hep. İyi davranırken de kötü davranırken de. 

Peki Türkiye’deki Suriyeliler? Şartları nasıl? Biraz nankörlük yapmıyor musunuz? AKP size şefkatli kollarını açmadı mı sonuçta?

AKP’nin şefkati… (Gülüyor) Türkiye’deki Suriyelilerin rahat olduklarını söyleyemem. Tamam çalışıyorlardı, ama hangi şartlarda olduğunu biliyorsunuz sizler de. Hem çok ucuz maaşlarda hem de çok kötü şartlarda. Eğer Türkiyeli bir işçi 2000 lira alıyorsa bir işten, Suriyeli işçi 1000 lira alamıyordu. AKP buna çok açık seyirci kaldı. AKP hatta patronlar ile yan yana geldiği bir toplantıda açıkça “Suriyeli işçiler olmasaydı çoğunuz fabrikalarınızı kapatmış olurdunuz” dedi. Düşünebiliyor musunuz bunu? Bu şefkat bize fazla bence. Ucuz işgücü ile övünen bir siyasi iktidar Suriyelilere ne verebilir ki sömürüden başka?

Pek çok ırkçı ya da Suriyeli düşmanı, sizin yan gelip yattığınızı, Suriye’de savaşmak yerine Türkiye’ye kaçtığınızı düşünüyor? Korkaklıkla suçluyor. Neden Türkiye’ye geldiniz? Korkak mısınız?

Evet hocam biz çok korkak bir milletiz. (Gülüyor

Birbirimizi öldürmek istemediğimiz için, kardeşlerimizi vurmak istemediğimiz için, iki ateş arasında kaldığımız için, kendi devletimize, Suriye’ye karşı silah doğrultmadığımız için korkaklıkla suçlanıyoruz. Kendi devletimize silah doğrultmadığımız için mecbur kaldık göç etmeye. Kimimiz Türkiye’ye, kimimiz Lübnan’a, kimimiz Ürdün’e, bazılarımız Avrupa’ya… Herkes kendi imkanına göre kaçtı bir yerlere. Bazıları örnek olarak İdlib’de iken sadece Şam’a kaçabildi. Suriye’de orduya sığındılar, sınırda yaşayanlar da komşu ülkelere. Çatışma anında kim nereye kaçabiliyorsa oraya kaçtı. Türkiye’ye gelenler Türkiye’yi seçtikleri için değil, Türkiye sınırında çatışmalara maruz kaldıkları için Türkiye’ye sığındılar. Başka nereye gidecek ki zaten uzaya çıkacak hali yok ya. Sınırın ardı Türkiye, mecburen Türkiye’ye sığındı. 

Peki ne yaparsak korkak olmuyoruz?

Türkiye’den ya da Körfez Ülkeleri’nden silah alıp kendi vatanımıza, devletimize, ordumuza doğrultunca korkak olmuyoruz öyle mi? O zaman vatan haini olmuyor muyuz? Çok iki yüzlü bir değerlendirme bence bu. O zaman ben de şu soruyu sorayım bizi suçlayanlara bir Suriyeli olarak. O zaman neden Türk askerleri ile Suriye toprağını işgal ettikleri yerlere girip birlikte savaşmadınız? Asker Afrin’e diyenler sosyal medyada cesur davranabiliyor çünkü. Bize korkak diyenler Suriyeli düşmanlığı yapmak konusunda cesur davranıyor sadece. 

Bir şey daha. 

Biz sivil insanlarız hocam. Ben mesela, otuz yaşımdayım, hayatımda hiç silah elime almadım. Nasıl savaşabilirim? Nasıl insan öldürebilirim? Kimi öldüreceğim? Kardeşimi mi? Ağabeyimi mi? Babamı mı? Ben yapmam bunu. Yapamam.

Suriyelilere ekmek yok, Suriyeliler burada denize giremez, Suriyeliler taksiye binemez gibi söylemler çıkıyor bugün ortaya. Bunları gördünüz mü?

Görmez olur muyuz? Ama mevzu çok basit. Bir insanlık sınavı veriyoruz. Bu insani bir sınav. Konu ekmek de değil, su da değil tek başına. Yarın yüz yüze bakacağız iki halk olarak. Ayıptır bu. Bu sınavı geçeceğiz ya da kalacağız. 

Türkiye’de iken nasıldınız peki? Hangi şartlarda yaşadınız?

Benim bir işim ve mesleğim vardı. Dolayısıyla çok kötü şartlarda çalışan Suriyelilerin durumu daha da kötü tabii. Ama tüm Suriyelileri ilgilendiren sorunlar var. Meslek ya da iş fark etmiyor. Öncelikle güvensizlik. Bir yerden bir yere seyahat ederken kırk defa düşünüyorsunuz. Her gün sınır dışı edilme korkusu ile yaşıyorsunuz. Evimiz basılır mı, yakılır mı diye düşünüyorsunuz. Ne zaman polis durduracak ve “ne işiniz var burada” diyecek bilmiyorduk. Sosyal güvencesiz çalışıyorduk. Kaygısız günümüz yoktu. Mesela bir zorunluluk oluyor. Bir akraban var farklı bir ilde hasta, ama izin almak için iki hafta bekleyebiliyorduk. Tabi şimdi siz sorunca aklıma hemen gelmiyor ama oturup düşünsem yüzlerce sorun bulabilirim. Belki de şimdi aklıma gelmemesi daha iyi. Unutmak daha iyi bir seçenek olabilir. 

Ve şimdi, kısa bir süre önce sınır dışı edildiniz ve artık Suriye’desiniz. Neden sınır dışı edildiniz?

Uslu durmadık. (Gülüyor) Gazeteciydim. Suriye Televizyonu’nda çalışıyordum Ankara muhabiri olarak. Sizlerle de çok defa yan yana geldik. Komünistlerin Suriye’ye dönük tüm çalışmalarını Suriye’de yaşayanlara ulaştırdık. 

Kısaca AKP’nin istediği Suriyelilerden olmadık. Sürekli eleştirdik. Kirli politikaları teşhir ettik. Türkiye’deki AKP muhalefeti ve politikacıları ile sürekli mülakatlar aldık gazete ve televizyonlar için. E tabii dilimiz ağzımıza sığmadığı için sınır dışı edildik. Ama biz Türkiye’de çalışırken Suriyeliler de burada çalıştı. Birçok cephede ve kentte çeteleri temizlediler. Şimdi rahatça Suriye’ye gelebildim. Bizi vatanımıza dönmekle cezalandırdılar. Ama şükür ki burası vatanımız. Mutluyuz burada. Ceza değil ödül oldu bu. 

Teşekkür ediyoruz bu röportaj için.

Ben teşekkür ederim her şey için. Türkiye’de de, Suriye’de de yalnız bırakmadığınız için.