SÖYLEŞİ | 'Sözcüsü bakan olan Bilim Kurulu olmaz'

Bilim ve Aydınlanma Akademisi bugün yayımladığı bir açıklamayla Sağlık Bakanlığı tarafından oluşturulmuş Bilim Kurulu'nu istifaya davet ettti. Açıklamayı BAA YK Sekreteri Erhan Nalçacı'yla konuştuk.
soL - Haber Merkezi
Cumartesi, 28 Mart 2020 20:49

Bilim ve Aydınlanma Akademisi uzun süredir gündemde olan bir konuya bugün yaptığı açıklamayla müdahale etti. Sağlık Bakanı’nın ve AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın günlerdir yaptıkları açıklamalarda değişik şekillerde adlarını andığı Bilim Kurulu’nun hükümetin bir yönetişim aracına dönüştüğünü öne süren BAA, Bilim Kurulu üyelerini istifa etmeye çağırdı.

BAA Yürütme Kurulu Sekreteri kendisi de bir hekim olan Profesör Doktor Erhan Nalçacı’yla bu çağrıyı ve gelen tepkileri konuştuk.

Bilim ve Aydınlanma Akademisi’nin bugün Bilim Kurulu’nu istifaya davet eden açık mektubu tartışılıyor ve yaygın bir destek buldu. Öte yandan karşı tepkiler de geldi. Öncelikle şunu sormak istiyoruz, BAA Bilim Kurulu’na karşı mı?

Türkiye böylesine kritik bir dönemden geçerken mutlaka bir bilim kurulunun olmasının ve yönetimi yönlendirecek pozisyonda bulunmasının gerektiğini düşünüyoruz. Yeni koronavirüs pandemisi ile mücadelede çok fazla teknik ve uzmanlık bilgisi bulunuyor. Sağlık Bakanlığı’nın böyle bir kurul olmadan adım atması imkansız.

Bilim Kurulu fikrine karşı olmadığımız gibi, Bilim Kurulu’nda bulunan tek tek bilim insanlarına da karşı değiliz. Nasıl oluşturulduğunu bilmiyoruz tabi, ama içlerinde kendi alanlarında uzman olan birçok değerli bilim insanının olduğunun farkındayız. Hatta süreç içinde biz de BAA olarak bazı üyelerin görüşüne başvurduk.

O zaman neden istifa çağrısı yaptınız?

Buna mecbur kaldık. Çünkü şu anda Türkiye’de salgınla Bilim Kurulu’nun önerilerine göre mücadele edilmediği çok açık. Örneğin dün akşam belli ki Bilim Kurulu bir süre için sokağa çıkma yasağı önermiş. Bazı yaşamsal sektörler dışında üretimin durması bilimsel bir gereklilik bu koşullarda. Arada kalan Sağlık Bakanı “Cumhurbaşkanı’na ilettik önerileri” diyebildi. Açıklanan ise “gönüllü karantina” oldu. Eve ekmek götürmek için çalışmak zorunda kalanlar, toplu ulaşımla işe gidecekler, sıkışık düzen ve korunmaksızın çalışacaklar ve sonra yaşlıların, çocukların olduğu evlerine geri dönecekler. Bilim Kurulu’nun bunu önermediğinden eminiz.

BİLİM KURULU’NUN BUNLARI ÖNERMEDİĞİNDEN EMİNİZ

Bilim Kurulu “az sayıda tetkik yapın” demiş olamaz. “Sağlık çalışanlarına yetersiz korunma malzemesi dağıtsanız da olur" dememiştir. Salgının çok önceden uç verdiği Suudi Arabistan’a “Umre için gitsinler bir şey olmaz” hiç dememiştir.

Biz Bilim Kurulu’nun uzmanlık bilgisine güveniyoruz. Ancak Sağlık Bakanlığı ve yönetim bu önerileri yerine getirmiyor. Mektupta da bahsettiğimiz gibi öncelikle sermayeyi koruma kaygısıyla davranıyorlar.

Bu nedenle, hem bilimin saygınlığını hem de Bilim Kurulu’ndaki bilim insanlarının saygınlığını korumak için onları istifaya çağırdık. Çünkü hiçbir önerileri dikkate alınmadığı halde o kurulun çalışıyor gözükmesi, bir yanılsamaya yol açıyor. Ve kendilerini ifade edemiyorlar, sözcülerinin Sağlık Bakanı olduğu bir Bilim Kurulu olmaz.

Sizce nasıl olmalı Bilim Kurulu? Nasıl çalışmalı, kimlerden oluşmalı?

Her şeyden önce bilim patronsuz yapılan bir eylemdir. Bilim Kurulu bağımsız olmalı, önerilerini bağımsız bir şekilde toplumla paylaşmalı ve hangi önerilerinin yerine getirildiğini, hangilerinin yok sayıldığını açıklayabilmeli.

TTB, TEB gibi meslek kuruluşları, uzmanlık bilim derneklerinin gönderdiği üyelerden oluşabilir. Şimdiye kadar BAA sürece çok sayıda rapor ve halkı bilgilendirici eğitim materyalleri ile destek verdi. Bağımsız bir kurula biz de üye gönderebiliriz.

Sonuçta istediğimiz şey halkımızın bu badireyi en az kayıpla atlatması. Ne yazık ki süreç iyi yönetilmediği için ödenen bedelin artma olasılığı olduğunu görüyoruz.