Sağlıkta 2019 raporu: Sistem çöktü, maliyeti vatandaşın sırtına yüklendi

Genel Sağlık-İş Sendikası, '2019'da Sağlık Kalmadı' başlıklı bir açıklama yaparken, sağlık hizmetlerinde gelinen son durumu, sağlık emekçilerinin çalışma koşullarını ve sağlıkta piyasalaşmaya ilişkin verileri paylaştı. Açıklamada, '2019 yılında, vatandaşlarımız sağlık için cebinden daha çok para harcamıştır. Hane halkları tarafından tedavi, ilaç vb. amaçlı yapılan cepten sağlık harcamaları, %19,4 artarak 28 milyar 655 milyon TL’ye ulaşmıştır' denildi.
soL - Haber Merkezi
Salı, 31 Aralık 2019 10:09

Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Zekiye Bacaksız, 2019 yılının sağlık raporunu açıkladı.

"2019 yılı, sağlığın piyasa koşullarına terk edildiği, hastanın müşteriye dönüştürüldüğü, sorunların katlanarak büyüdüğü, nitelikli sağlık hizmeti vermenin sağlık çalışanları için giderek güçleştiği bir yıl olmuştur" diyen Bacaksız, AKP iktidarında sağlıktaki tablonun giderek daha kötü bir hal aldığına vurgu yaptı.

'AMELİYAT YAPILAMAYACAK NOKTAYA GELİNDİ'

İthal edilen tıbbi teknoloji, tıbbi sarf ve ilaç fiyatlarındaki artış nedeniyle kamu hastanelerinde ciddi sıkıntılar yaşandığını belirten Bacaksız, "Üniversite hastanelerinin artan maliyetler ve yanlış politikalar yüzünden eğitim, araştırma ve hizmet sunma görevlerini sürdüremeyecekleri Sayıştay raporunda da tescillenmiştir" dedi.

Sağlıkta dışa bağımlılığın AKP iktidarında yüzde 90'lara ulaştığını belirten Bacaksız, "Döviz kurlarındaki artıştan dolayı tıbbi malzemelerin temin edilememesi nedeniyle 2019 yılında artık ameliyatların bile yapılamayacak hale geldiği bir sağlık hizmeti tablosu ortaya çıkmıştır" diye konuştu.

'28 MİLYAR 655 MİLYONLUK HARCAMA'

2019 yılında halkın sağlık için cebinden daha çok para harcamak zorunda kaldığını dile getiren Bacaksız, "Sağlık harcamalarının %77,5'i genel devlet bütçesinden, %17,3'ü hane halkları tarafından karşılanmıştır. Hane halkları tarafından tedavi, ilaç vb. amaçlı yapılan cepten sağlık harcamaları, %19,4 artarak 28 milyar 655 milyon TL’ye ulaşmıştır" dedi.

2003 yılında 6.158 olan özel hastanelere başvuru sayısının 2019 yılında yaklaşık olarak 75 binlere ulaştığını söyleyen Bacaksız, "Evrensel bir hak olan ihtiyacı olan herkese eşit, nitelikli, ücretsiz sağlık hizmeti alma hakkı, 2019 yılında uygulanamaz hale gelmiştir" ifadesini kullandı.

'TÜRKİYE SON SIRADA YER ALDI'

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) üyesi 36 ülke arasında milli gelire oranla en az sağlık harcamasının yüzde 4.2’lik oranla Türkiye’de yapıldığını belirten Bacaksız, "OECD’nin sağlık raporuna göre, kişi başına 1227 dolarlık sağlık harcamasıyla Türkiye son sırada yerini almıştır" diye konuştu.

Bacaksız, açıklamasına şu şekilde devam etti:

Üstelik sağlığa ayrılan bütçe halkın sağlığına değil yandaşa aktarılmaktadır. Sağlık Bakanlığı Merkezi Yönetim 2020 yılı toplam bütçesi 58 milyar 876 milyon TL olarak belirlenmiştir. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın kendi memurları tarafından alkışlanması tepkilere neden olurken, KÖİ projelerinden hastane inşaatları ve işletmeleri bağlamında vazgeçildiğini açıklaması ülke gündemine damga vurmuştur. 'Şehir hastanelerini devlet yapsaydı bütçeden daha az para çıkacaktı' itirafında da bulunan Sağlık Bakanı, şehir hastanelerinde yaşanan sorunları da kabul etmiştir. Ancak hizmete giren 10 şehir hastanesi için ödenecek olan kira ve hizmet bedelleriyle ülkenin 25 yılını ipotek altına alınmıştır. Sağlık Bakanlığı’nın 'ticari sır' diye sakladığı şehir hastaneleri sözleşmelerine Sayıştay da ulaşamamış, gerçekler halktan gizlenmeye devam etmiştir. Sayıştay Raporları ortaya koymuştur ki; Şehir hastaneleri nedeniyle kamu bütçesi büyük zararlara uğratılmakta, vatandaşın vergileri yandaş şirketlere peşkeş çekilmekte ve halkın sağlığı tehdit edilmektedir.

KİŞİ BAŞINA DÜŞEN DOKTOR SAYISINDA SON SIRADA

2019 yılı sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin beklentilerinin karşılanmaması nedeniyle hayal kırıklıkları ile dolu bir yıl olmuştur. Personel açığı 2019’da da kapatılamamış, sağlık çalışanları daha fazla iş yükü ile karşı karşıya kalmıştır. Türkiye, OECD ülkeleri arasında doktor ve hemşire sayısında sonuncu olmuştur. 1000 kişi başına düşen doktor ve hemşire sayısında da sırasıyla 1.9 doktor ve 2.1 hemşire ile son sırada yer almıştır. Giderilemeyen personel açığı nedeni ile ağır iş yükü sağlık çalışanlarını tükenmişliğe sürüklerken, hasta başına ayrılması gereken 20 dakika süre, 5 dakikaya inmiştir. Hem sağlık hizmeti sunanlar, hem de hastalar mağdur edilmiştir. 

SAĞLIK ÇALIŞANLARI GEÇİNEMİYOR

Gerçeği yansıtmaktan uzak manüpüle edilmiş enflasyon rakamları üzerinden belirlenen maaş artışları sağlık çalışanlarını ekonomik krize teslim etmiştir. Sağlık emekçileri, 2019 yılında hak ettikleri ücrete kavuşmak bir yana; ücretler, yüzde 50’lere ulaşan zamlar karşısında erimiştir. Sağlık çalışanları ek nöbetler, fazla mesailer üzerinden daha fazla çalışarak aile bütçesini karşılama yoluna başvursa da ekonomik krizi hanesinden uzak tutamamıştır. 

Genel Sağlık-İş’in 2019 yılında yaptırdığı araştırma sonuçları, sağlık çalışanlarının temel sorunlarının düşük ücret, borçlanma, kuralsızlaştırma, güvencesizleştirme, emeklilik durumunda yaşanacak hak kayıpları, iş yükü ve şiddet konularında yoğunlaştığını göstermektedir. Yüzde 70’inin borçlu olduğu sağlık çalışanlarının zaman baskısı ve aşırı iş yükü ruhsal sağlığı tehdit etmektedir. Sağlık çalışanlarının en büyük beklentisi çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve ücretlerin arttırılması olmuştur. 

SAĞLIK ÇALIŞANLARINA ŞİDDET ARTTI

Sağlık hizmetlerinin planlanmasında bilimsel ve akılcı yöntemlerin uygulanmaması nedeni ile ortaya çıkan aksamaların sebebi olarak sağlık çalışanları hedef olarak gösterilmiştir. 2019 yılında sağlıkta şiddet artarak devam etmiş, sağlık çalışanlarının birincil sorunu haline gelmiştir.  Halkın sağlığı için görevlendirdiği memurunu korumakla yükümlü siyasi iktidar, sağlık çalışanlarına şiddet olaylarına karşı “başının çaresine bak” anlayışıyla seyirci kalmıştır. Her gün ortalama 40 sağlık çalışanının, fiziksel, psikolojik veya sözel şiddete maruz kaldığı ülkemizde, sağlık hizmeti verebilme koşulları ortadan kalkmıştır.