Sayfa yolu
Poyrazköy davasında hard diske sonradan suç delili eklendiği anlaşıldı!
Yayın Tarihi: 11.09.2015 , 15:45 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 04:48
"Kafes eylem planı", "Amirallere suikast", "Gölcük'te ele geçirilen belgeler" ile Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) yöneticileri hakkındaki iddialara ilişkin dosyaların birleştiği, 86 tutuksuz sanığın yargılandığı "Poyrazköy' davasında çaprıcı gerçekler ortaya çıktı. Türkan Saylan'ın da yargılandığı davada hard diske sonradan suç delilleri eklendiği belirtildi.
BİLİRKİŞİ RAPORU MAHKEMEDE
DHA'dan Arzu Kaya'nın haberine göre, Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen duruşmaya aralarında eski ÇEV Başkanı Gülseven Yaşer'in de bulunduğu 21 tutuksuz sanık ve avukatları katıldı. Duruşmada Yaşer'in ifadesinin alınması işleminin ardından ÇYDD Kadıköy Şubesi'nde el konulan hard disk üzerinde yapılması istenen bilirkişi incelemesinin geldiğini belirten mahkeme başkanı, söz konusu bilirkişi raporunu duruşmada okudu.
"KAPANDIKTAN SONRA EKLENEN KAYITLAR..."
Adli Tıp Kurumu 3 uzmanın inceleyip hazırladığı 23 sayfalık bilirkişi raporunda, bilgisayar işletim sisteminin son kapanış zamanı olan 10 Nisan 2009 20:48:12 tarih ve saatinden sonra yeni kayıtlar eklenip eklenmediğine ilişkin sorulan soruya, "Bilgisyardaki '$LogFile' dosyasının incelenmesi sonucu 10 Nisan 2009 20:48:12 tarih ve saatinden sonra dosyaya yeni kayıtlar eklenmiş olup, işletim sisteminin kapanışından sonra eklenen kayıtların, inceleme konusu sabit diskin başka bir işletim sistemine bağlandıktan sonra dosya ve klasörde değişiklik yapılmış olduğunu gösterir" tespiti yapıldı.
"DOSYALARIN EKLENİP SİLİNDİĞİ ANLAŞILMIŞTIR"
Yapılan incelemeler sonucunda verilerin kaydedilme tarih bilgilerindeki tutarsızlıklar olduğu ve bu tutarsızlıkların hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığı kanaatine varıldığı belirtilen raporda, "Windows işletim sisteminin en son kapatılmasından sonra diskin içerisine dosyaların eklendiği ve silindiği anlaşılmış olup, söz konusu hususun sahtecilik olup olmadığını mahkemece yorumlanmasın uygun olacağı değerlendirilmiştir. Sisteminin son kapatılma tarihinden sonra disk içerisinde işlemlerin yapıldığı saptanmıştır" denildi.
BERAATLERİ TALEP EDİLDİ
Sanık avukatları da sahtecilik belirtilerinin bilimsel olarak ortaya konduğunu belirterek müvekkillerinin beraatlerine karar verilmesini talep etti. Cumhuriyet Savcısı ise ararştırılması gereken bir konu kalmadığını ifade ederek esas hakkındaki mütalaasını sunmak üzere dosyanın kendisine verilmesini istedi.
"BENİ VE ÇEV'İ ERGENEKON'A DAHİL ETMEK İÇİN..."
Tüm suçlamaların sahte ve düzmece olduğunu belirten Gülseven Yaşer, "Öncelikle Türkan Saylan'ın aziz ruhları önünde saygıyla eğiliyorum. Işık içinde uyusunlar. Bizlere yaşatılan maddi ve manevi acıları açıklayabilmemiz için imkan sağladığınız için teşekkür ediyorum. Tüm suçlamaları reddediyorum. Amacım sahip olduğum maddi ve manevi değerleri toplumun genç kuşaklarına ulaştırmak olmuştur. İstanbul Üniversitesi'nde ders verirken kız çocuklarının türban takmaya başladıklarını gördüm. Nedenini araştırdığımda yurtlarda kalan abi ve ablalar vasıtası ile bir takım tarikatlara bağlandıklarını, onlardan gördükleri destekle Cumhuriyetle hesaplaşmak için eğitim aldıklarını öğrendik. 1994 yılında ÇEV'i kurduk. 1500'ü aşkın öğrenciye burs verdik, topluma katılmalarını sağladık. Günümüzde tüm okulların İmam Hatip Okullarına dönüştürülmesi üzücüdür. Bizler Cumhuriyet aydınlanmasının yolunu seçtik. Amacımız Cumhuriyet değerlerine sahip çıkmak. Yasalar çerçevesinde hareket ettik. Bunun aksini iddia etmek, yanlışla, yalanla, gerçek olmayan iddialar ortaya koymaktır. Beni ve ÇEV'i Ergenekon davasına dahil etmek, toplumda Fethullahçı olarak bilinen cemaatin sahte delillerle yaptığı öç alma operasyonudur" dedi.
"DİN SİMSARI OLAN BİR ADAM UĞRUNA..."
Ülkeden kaçmış olduğuna dair yapılan yorumları reddettiğini belirten Gülseven Yaşer, "Benim ABD'ye tedavi için gittiğim tarih 7 Ocak 2009. Hakkımda yakalama kararı çıktığı tarih ise 13 Ocak 2009. Firar ettiğim iddiası doğru değildir. İddianamede kaçtığım söyleniyor, doğru değil. Fethullahçıların ne kadar tehlikeli oldukları ortaya çıkarılmaya başlandı. Adının Hayri Canöz olduğunu söyleyen bir polis vakfa geldi. Fethullah Gülen'in idareyi ele geçirdiğini, emniyetteki mensupların cemaatçi olduklarını söyledi. Güvenimizi kazandı. Ancak daha sonra bizimle ilgili gizli kamera kaydı yaptığını, kayıtları montajlayarak yayınlandığını öğrendik. ÇEV'e yönelik saldırılarda başarılı olduklarını üzülerek söylemek istiyorum. Bunlar güya bir din adamının çalışanları. Şeytani planlarını bizlerin üzerinde uyguladılar. Sadece polisler değil, isimlerinin üzerinde Cumhuriyet Savcısı yazan müridler, yargıçlar da aynı komployu cemaat adına yıllarca sürdürdüler. Bu güzel ülkeyi ilkokul mezunu bile olmayan din simsarı olan bir adam uğruna mahvettiler" diye konuştu.
"TÜRBANLA MAHKEMEYE ÇIKAN BAYAN YARGIÇLAR..."
Topluma olan hizmet duygularının yok edilmek istendiğini söyleyen Yaşer, "Yıllarca cemaatin okul yurt gibi sayısız faaliyetleri var ve ne zaman gerçek bir denetime tabii tutuldu? Ülkemizde tarikatlar, kuran kursları gelişi güzel faaliyetlerde bulunurken onlar hakkında denetimin varlığını bizler görmedik. Cumhuriyet savcıları, hakimler cemaatin müritleri olabilir mi? Bunlar ülkemizde gerçek oldu. Türbanla mahkemeye çıkan bayan yargıçların olduğu bir ülkede yaşamaya başladık. Bu durumun yurt dışında Türkiye'nin imajını nasıl zedelediğini tahmin etmelisiniz" cümlelerini kullandı.
2 EKİM'E ERTELENDİ, KARAR DURUŞMASI OLABİLİR
Mahkeme heyeti, savcının mütalaasını hazırlaması için istediği sürenin verilmesine karar verirken Gülseven Yaşer'in duruşmalardan vareste tutulmasına hükmetti. Gelecek celse davada esas hakkındaki savunmaların alınmasının ardından mütalaa verileceğini açıklayan mahkeme başkanı, aynı gün davada kararın da çıkabileceğini kaydetti. Duruşma 2 Ekim 2015 günü 09.30'a ertelendi.
ÇEV BAŞKANI YAŞER: MUTLU VE HUZURLUYUM
Duruşma sonrası açıklamalarda bulunan eski ÇEV Başkanı Yaşer çok tarihi bir gün yaşadıklarını belirterek, "6 yıl 8 aydan sonra ülkeme döndüm ve gerçekleri ifade etme olanağı buldum. Gerçekten mutlu ve huzurluyum. Bütün sahte, düzmece ve haince hazırlanan plan gereği Türkiye'nin Cumhuriyet yapısı cemaat denen ve denetime tabii olmayan kuruluşlar tarafından adeta esir alınmıştı. Bugün bunların sahte olduğunu belgelerle ifade ettim. Türk halkının bir üyesi olduğum için gurur duyuyorum. Verilecek cevap bu cemaate ve bu tür cemaatlere çok kesin olacaktır" dedi.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.