Müzisyen Ozan Çoban: Bu vahşete daha fazla izin verecek miyiz?

Cuma akşamı yayımlanan ve kısa sürede büyük ilgi ve destek gören ‘Suriye’den elinizi çekin, askerler evlerine dönsün’ deklarasyonuna imza atan müzisyen Ozan Çoban neden metni imzaladığını anlattı.
soL - Haber Merkezi
Salı, 03 Mart 2020 12:44

Müzisyen Ozan Çoban "Suriye'den elinizi çekin, askerler evlerine dönsün" çağrısına katılanlar arasında. Deklarasyona imza veren Çoban, ''Yaşadığımız vahşeti bize yaşatan kapitalizme ve emperyalizme daha fazla izin verecek miyiz?'' diye sordu. 

'EMPERYALİZMİN ÇIKARLARI İÇİN MEHMETÇİĞİMİZİN ÖLMESİ KANIMA DOKUNUYOR'

'Askerler evlerine dönsün' çağrısı ne ifade ediyor? Nedir istediğiniz?

Bu savaşın ne için ve neden yapıldığı sorulmadan sağlıklı bir ülkeye, bir düşünceye, bir yere varamayız. Askerlerimiz neden Türkiye dışında topraklarda can veriyor? Bu savaş kimin savaşı? Yani çok elzem sorular bunlar. İdlib bizim toprağımız, vatanımız değil. Vatan savunması bu değil. Dolayısıyla mehmetçiklerimizin, gencecik çocukların orada ne uğruna öldüğünün bir yanıtı yok? Askerlerimizin orada cihatçılara kalkan yapılması Türkiye'de yaşayan bir müzisyen olarak beni çok rahatsız ediyor. Bu ölümler bizim için değil, Suriye halkı için değil, emperyalizmin çıkarları için...

'BİRİLERİ DAHA RAHAT SÖMÜRSÜN DİYE ANLAMSIZ BİR SAVAŞIN İÇİNE SÜRÜKLENİYORUZ'

Ölen askerlerin sıvasız evleri sosyal medyada çok paylaşıldı. Savaş meydanına sürülmek için yoksul olmak mı gerekiyor? Yoksa yoksullar daha mı kahraman!?

"Şehitler tepesi boş kalmasın" derken, milyonlarca insana şehitler tepesinde görev verilmiş gibi. Yandaşlar yalılarda yaşasın, yoksullar şehitler tepesine çıksın gibi çok açık ve somut şekilde görülen bir durum var. Bu insanın içini acıtan bir şey. Aynı zamanda şehitlik edebiyatı yapanların, kendi çocuklarının durumu, kendilerinin durumu ortada. Yoksullar bu ülkede birileri yalılarda yaşasın diye savaşa gönderiliyor. Yoksul halkın çocukları, birileri daha rahat etsin, daha rahat sömürsün diye anlamsız bir savaşın içine sürükleniyor.

Evlerin sıvasızlığı, o evlere yanaşan mercedesler, ardından o mercedeslerin tekrar gitmesi ve o insanların yoksulluklarıyla baş başa kalması...

'İNSANLAR PAZARLIK MALZEMESİ YAPILIYOR, ALÇAKÇA'

Edirne sınırında sığınmacıların yaşadıkları hakkında ne düşünüyorsunuz? 

Suriyelileri yurdundan eden de, bizim yurdumuzu yaşanmaz kılan da emperyalizm ve emperyalizmin Suriye'deki işbirlikçileri. Bu savaşta yaşanan insani krizin suçluları bizler değiliz. Ama buraya gelmiş, savaştan çoluğu cocuğuyla kaçmış, yoksul gariban insanlar da bunun sorumlusu değil. Dolayısıyla emperyalizm ve işbirlikçilerini suçlamadan, yoksula, garibana saldırmanın, bu eziyeti yapmanın hiçbir anlamı yok. İnsanlık onuruna yakışmıyor. Alçakça bişey. Bu insanlara pazarlık malzemesi, şantaj malzemesi olarak bakılmasıysa ayrı bir olay. Bugünkü iktidarın müslümanlık edebiyatı yapıp, bu insanlara sahip çıkıyormuş gibi gözükmesi, daha sonrasında Avrupa Birliği ile pazarlık malzemesi yapması... Bu insanların bu duruma düşürülmesi, iki arada bir derede bırakılması. Belki de en suçsuz olanlar sığınmacılar, o insanlar. Ama nedense bütün suçu onların omuzlarına yüklemeye çalışan bir iktidar var.

'MODERNİZM, ÖZGÜRLÜK DİYE SUNULANLARIN İKİ YÜZLÜLÜĞÜNÜ GÖRDÜK'

Burada şunu da söylemek gerekiyor. İnsanlık, çağdaşlık, şöyle modernizm, böyle özgür dünya diye sunulan Avrupa Birliği'nin de ne kadar iki yüzlü olduğu açıkça görüldü. Umurlarında olan yoksullar, garibanlar değil. Umurlarında olan sadece bu kapitalist düzenin devam etmesi. Bu insanlara bunu hepimizin gözü önünde yaşatıyor olmaları. Bence bizim sormamız gereken soru: Kapitalizmin ve emperyalizmin bize bunu yaşatmasına daha fazla izin verecek miyiz, vermeyecek miyiz? Bizim yaşadığımız bu vahşet, bu vahşeti yaşatan kapitalizm ve emperyalizmin açgözlülüğü. Bu vahşet karşısında sormamız gereken soru bu.